Aslan İle Eşek

A

       Aslanın karnı acıkmış. “Hele bir çıkayım şöyle ormana da, bakınayım sağa sola. Tanrı, bu aslan kulunu aç koyacak değil ya, elbet kısmetimize bir şeyler düşer,” demiş. Üstelik o gün aslanın yaş günüymüş de. Bir yaşı­na daha basmanın onuruna, “Anlı şanlı bir av olsun bari” diye düşünmüş.
       O sırada arkadaşı eşeği görüp yanına çağırmış. Eşek gelmiş. Aslan; “Bak,” demiş. “Bugün başka bir gün, benim do­ğum günüm. Bu yüzden çok güzel avlanmalı, kendi­me enikonu bir şölen çekmeliyim. Seni görünce ak­lıma geldi. Yanımda götüreceğim seni, borazancım olacaksın.”
       Hayvanlar kralının buyruğuna karşı gelmek, eşe­ğin haddine mi? Maazallah, bir pençede alıverir canını eşeğin.
       Birlikte gitmişler gitmişler, avlık bir alana gel­mişler. Aslan, eşeği almış, kuytu bir yere götürmüş. “Sen burada dur, işaretimi bekle,” demiş. “Ben ha deyince, bütün gücünle anır, yeri göğü inlet, öte­sine karışma!”
       Eşek kuytuya, aslan pusuya yatmış. Bir iki derken aslan, eşeğe işareti vermiş. Eşek bir anırmış, ortalık birbirine girmiş. Bütün hayvanlar inlerinden, “Bre aman, bre n’oluyor?” diye bir fırlayış fırlamışlar, evlere şenlik! Tabii, her biri pusudaki aslanın pençesine kaptırmış yakasını.
       Eşek, yaptığı işten memnun;
       “Gördün mü?” demiş aslana. “Eşek dediğin anırdı mı, işte böyle anırmalı.”
       “Haklısın,” demiş aslan. “Öyle bir anırdın ki, ben bile eşek olduğunu önceden bilmesem, şaşkınlı­ğımdan ödüm kopardı. Allahtan ne eşek olduğunu biliyorum da, kuru gürültüne pabuç bırakmadım.”

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi