Bay Hansaemon Sinek Yutunca Neler Oldu Neler?
Bay Hansaemon Sinek Yutunca Neler Oldu Neler?

Bay Hansaemon Sinek Yutunca Neler Oldu Neler?

       Bir varmış, bir yokmuş…
       Bir zamanlar, Nagoya şehrinde Hansaemon adında zengin bir kumaş tüccarı yaşarmış. Bir kadeh sakiyi her şeyin üstünde severmiş. Şarabı o kadar severmiş ki sıradan porselen bir bardak ona yetmezmiş. Böylece bir küp dolusu sakiyi alacak büyüklükte lake bir maşrapa yaptırmış kendisine.
       Bir gün, çoğu zaman olduğu gibi güzel bir öğle yemeğinden sonra Bay Hansaemon gözde maşrapasına saki doldurtmuş, maşrapayı iki eliyle kavramış, gözlerini kapamış ve lıkır lıkır içmiş. O sırada, meraklı bir sinek çevresinde uçuşuyormuş. Uşaklar sineği kovalamak isteyince doğruca maşrapaya düşmüş. Uşaklar uyarıncaya kadar Bay Hansaemon son yudumda sineği de yutmuş.
       Uşaklar efendilerinden af dilemişler. İçtiğinde hep keyifli olduğundan onları bağışlamış. Ne ki sinek karnındaymış! Karnında uçuşuyor, vızıldıyormuş ve bu durum bay Hansaemonun hiç hoşuna gitmiyormuş. Sandalyesine yerleşmiş ve kendisini ünlü doktor Bay Horiye taşıtmış.
       Doktorun sorusu üstüne, Bay Hansaemon şikâyetlerini anlatmış: Doktor, bugün nefis bir saki içtim. Ama ne yazık ki bu arada bir sinek yuttum. Şimdi karnımda uçuşuyor, vızıldayıp duruyor. Çok berbat bir durum! Söyleyin doktor, ne yapmalıyım!
       Doktor derin derin düşünmüş, başını eğmiş ve “En iyisi, siz bir kurbağa yutun, demiş. Kurbağa sineği yakalar, siz de rahat edersiniz.
       Bay Hansaemon ona teşekkür etmiş ve hemen kendisini eve taşıtmış. Bir kurbağa yakalamaları için uşakları hemen bahçeye yollamış. Kurbağayı yutmuş, bir süre sonra karnındaki vızıltı kesilmiş.
       Ama bu kez de Bay Hansaemon’un karnında sineğin yerinde bir kurbağa varmış. Kurbağa yerinden hiç mi hiç hoşnut değilmiş. Sıçrıyor, vıraklıyormuş. Hansaemon yine sandalyesine oturarak kendisini ünlü doktor Bay Horiye taşıtmış.
       Şikâyetini anlatmış: Doktor, söylediğiniz gibi bir kurbağa yuttum. Artık sinek vızıldamıyor ama onun yerinde kurbağa durmadan sıçrıyor, karnımda vıraklayıp duruyor. Bu da hiç hoş değil! Ne yapmalıyım?
       Doktor derin derin düşünmüş, başını önüne eğmiş ve sonra, “Madem karnınızda kurbağa var, bir yılan yutun. Yılan kurbağayı yer, siz de rahatlarsınız.
       Bay Hansaemon teşekkür etmiş, kendisini evine taşıtmış. Uşakları bir yılan yakalamaları için bir dere kenarına göndermiş. Yılanı yutmuş, kurbağanın işi bitmiş.
       Ama bu kez de yılan yerinden hoşnut değilmiş. Islık çalarak kıvranıp duruyormuş. Bu durum elbette bay Hansaemonun hiç mi hiç hoşuna gitmiyormuş.
       Gidip ünlü doktor Hori’ye danışmaktan başka yapacak şey kalmamış.
       “Doktor, önerdiğiniz gibi bir yılan yuttum. Artık kurbağa beni rahatsız etmiyor. Ama onun yerinde yılan ıslık çalarak kıvranıp duruyor. Çok rahatsız edici bir durum. Ne yapmalıyım?
       Bu kez doktor uzun uzun düşünmüş, sonra Madem yılan sizi rahatsız ediyor, siz de yabandomuzu yutun. Yabandomuzu yılanı öldürünce rahatlayacaksınız.”
       Bay Hansaemon teşekkür etmiş ve hemen uşaklarını bir yabandomuzu yakalamaları için ormana göndermiş. Onu yutmuş, gerçekten de bir süre sonra, yılanın ıslıkları kesilmiş.
       Ama yabandomuzu yılandan daha betermiş. Bir o yana bir bu yana koşuyor, homurdanarak ayaklarıyla tepiniyormuş.
       Dayanılacak gibi değilmiş. Bir çare bulması için yeniden doktora gitmek zorunda kalmış Bay Hansaemon. Doktor, bana yardım edin. Yabandomuzu yılanı öldürdü ya, karnımı da altüst etti. Durmadan homurdanıyor. Dayanılacak gibi değil! Ne yapmalıyım?
       Doktor yine uzun uzun düşünüp sonunda Yabandomuzuna karşı yapılacak en iyi şey, bir avcı bulmak. Avcıyı yutun, yabandomuzunu öldürecektir. Siz de böylece rahatlayacaksınız.
       Bay Hansaemon bilge doktora teşekkür etmiş ve evine koşmuş. Bir avcı bulmaları için uşaklarını hemen dağlara yollamış. Ertesi gün avcı gelince Hansaemon onu çabucak yutmuş.
       Doktor haklı çıkmış. Bir süre sonra, Bay Hansaemonun karnında silah sesleri işitilmiş. Avcı yabandomuzunu öldürmek istiyormuş. Ama Hansaemon’un karnındaki koyu karanlıkta hedefi bulmakta zorluk çekiyormuş. Son kurşun da yabandomuzunu vurmuş. Dışarı çıkmak için kendisine bir yol açmasını sağlayacak cephanesi kalmamış. Bu yüzden, hâlâ Bay Hansaemonun karnındaymış…

(Japon Masalı-Çeviren: Sevgi Şen)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir