İstihbarat Notları (Ortadoğu Siyasi Tarihi-3)

İ

Ortadoğu’da Devlet-Sistem-Kimlik
* Ortadoğu’da devlet, sistem, kimlik, kavramları Batı algısından çok uzaktır.
* Devlet, tarihsel süreç içerisinde Ortadoğu’da da Batı’da olduğu gibi kurumsallaşmamış, genellikle siyasal iktidar ile eşleştirilmiştir.
* Bu eşleştirme dahilinde devlet ve devlete ilişkin rejim, sistem, otorite, kimlik vb. kavramları incelerken iktidar olgusu üzerinden hareket etmek gerekmektedir.
* Ortadoğu’da iktidar, siyasal gücü elinde tuttuğu sürece iktidardadır. Bu nedenle güce sahip olmak kadar onu korumak da oldukça önemli bir süreç gerektirmektedir. Bu süreç, kaçınılmaz olarak iktidarı elinde bulunduran siyasal kişiliğe atfedilir ve söz konusu süreç içerisinde muktedir iktidarını muhafaza edebilmek için çareyi iktidarı ve devleti kişileştirmekte bulur.
* Kişiselleştirilmiş iktidar biçimleri zaman içerisinde devleti tüm kurumları ile hatta içerisinde yaşayan toplumlarla birlikte totaliter birer rejime dönüştürürler.
* Bilindiği üzere totaliter rejimlerde bireyin özgürlüğü yoktur. Birey devlet karşısında etken değil edilgendir. Birey yaşamını devletin mutlaklaştırılmış otoritesine devretmektedir.
* Totaliter rejimlerde herkes devlet içindedir; herkes devlet içindir, bireyi devlet dışında ve karşısında bir yerde düşünmek mümkün değildir.
* Ortadoğu’da ekseriyetle I. Dünya Savaşı sonrası kurulan, bir süre manda yönetimlerinde kalıp II. Dünya Savaşı sürecinde bağımsızlıklarını ilan eden ülkelerin çoğu kişiselleştirilmiş totaliter rejimler tarafından yönetilmektedir .
* Bernard Lewis’e göre, Mısır dışındaki Arap ülkelerinde halk kimliklerini daha çok kavmiyet ve/veya hanedan kimlikleri ile özdeşleştirmiş, lidere sadakatleriyle birleştirmişlerdi.
* Ortadoğu’da devletin/sistemin ayakta kalması genel itibari ile görünmez bir “mütabakat” çerçevesinde hasıl oluyordu.
* Söz konusu Ortadoğu Rejimlerinde kentsel-kırsal ya da merkez-çevre arasındaki keskin farklılıklar çerçevesinde yönetici elitlerin etrafında kümelenmiş olan servet ve siyasal/toplumsal güce hakim olan “ayrıcalıklı sınıf” ekonomik refaha sahip olduğu sürece rejimi kutsayıp, desteklemiştir.
* Aynı şekilde yönetici elitler de kendisine destek verdiği sürece oluş(tur)an bu ayrıcalıklı” sınıfa özel bir yaşam alanı ve ekonomik serbesti vererek kontrollü bir şekilde bu ayrıcalıklı sınıfın büyümesine izin vermiştir
* Ortadoğu’da Rejimin muhafazası ve halkın iktidara kayıtsız, şartsız desteğinin sağlan­ması için kullanılan baskı yöntemleri dışında toplumun vicdanını hedef alan yön­temler de kullanılmıştır.
* Bu “vicdan” yöntemi daha çok yoktan var edilen ya da büyütülüp idealize edilen bir iç/dış düşman üzerinden yürütülen politikalar olarak karşımıza çıkıyor.

(Gelecek yazı: Genel Değerlendirme ve Okunması Gereken Kaynak Kitaplar)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz