Kral Aslan

K

       Kral aslan iyiden iyiye kocamış, eli ayağı tut­maz olmuş. Üstüne üstlük bir de üşütmüş mü sana! Bütün hayvanlar çevresinde toplanmış, bel bel bakarlarmış. Kocamış kişi nasıl çocuklaşır, nasıl naz­lanır bilirsiniz. Aslan da tutturmuş ille benim der­dime bir çare bulun, beni bu kocamışlıktan kurtarın diye.
       Kocamışlığa çare bulunur mu hiç? Bulunmaz ta­bii, ama gelin de bunu aslana anlatın bakalım. Ki­min haddine! Sağa sola haber salmışlar, ne kadar hayvandan hekim, hekimbaşı varsa aslanın yanına varmış. İçlerinde yalnız tilki yokmuş. “Ne olur ne ol­maz, aslanın bir ters yanına rastlarım da başıma bir iş açılır kaygısıyla ortalarda gözükmeyeyim,” demişmiş.
       Kurt bakmış, tilki gerçekten aralarında yok. Bir punduna getirmiş, aslana fısıldamış bunu.
       Aslan; “Öyle mi?” demiş. “Tez getirin keratayı huzuru­ma!”
       Haberler uçurulmuş, tilki apar topar gelmiş. Bakmış, birtakım oyunlar dönmekte… Hemen bir til­kilik kurmuş kafasında, “Ben de sana bunu sormazsam ey kurt, bana da tilki demesinler!” demiş. Daha  ağzını açmadan söze girişmiş, ortalığı lafa boğmuş.
       “Ah efendimiz, vah efendimiz,” demiş. “Herkes geldi, bir ben gelmedim diye kimbilir bu tilki kulu­na ne kadar kızmışsınızdır. Elbet, kızmakta yer­den göğe kadar haklısınız. Ama özrüm vardı; haş­inliğinizi duymuş, doğru bir Dede’ye  koşmuş, dilek dilemiştim. Allahtan olacak, Dede de dileğimi kabul etti. İyileşmeniz için mutlaka bir kurt postunu yüzüp sıcak sıcak ona sarınmanız gerekirmiş. Ancak o iyileştirir, ayağa kaldırırmış sizi. Emir buyurun, bizim kurt kardeş uğrunuza canını, canıyla birlikte sıcak postunu feda etsin!”
        “Tezden,” demiş aslan. “Tezden vurun kurdun boynunu, alın canını, postunu yüzüp sıcak sıcak sırtıma verin! Hadi, durmayın!”
       Aslanın buyruğunu ikiletmeyen öbür hayvanlar bir çullanışta kurdun canını almışlar, postunu yüzüp kral aslanın sırtına vermişler, etini de hapur hupur yemişler.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi