Kurttan Çoban Olursa
Kurttan Çoban Olursa

Kurttan Çoban Olursa

       Her gün her gün ava çıkmaktan, uğraşıp didinmekten kurdun canına tak etmiş, “Ben de bir tilkilik edeyim, işin kolayını bulayım, rahat edeyim!” diye düşünmüş, taşınmış, sonunda sürünün birine çoban olmayı aklına takmış.
       Çobanın nesi var? Kepeneği var, takkesi var, sopası, beline sokulu kavalı var. Allem etmiş, kallem etmiş, kurt da bunlardan kendine edinmiş. Giyinmiş kepeneği, takmış takkeyi başına, kavalı da sokmuş beline; almış eline sopayı, “Ben çoban oldum,” demiş, yürümüş.
       Gelmiş sürünün yanına. Uzaktan kim görse, kepenekli takkeli, eli sopalı, beli kavallı kurdu gerçek bir çoban sanırmış.
       “Eh,” demiş; “çoban olmayı böylece hallettik. Geriye ne kaldı? Çoban gibi koyuna kuzuya bağırıp çağırmak mı? Onu da yaparım!”
       Böyle demiş, açmış ağzını, yummuş gözünü, bangır bangır bir bağırmış; ağacın altında öğle uykusuna yatmış çobanla köpeği zırp diye o anda ayaklanmışlar.
       Sonuç malûm; çoban olmak isteyen kurdu bir güzel benzetmişler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir