Şehir Faresi İle Kır Faresi

Ş

     Kent faresi ile kır faresi arkadaş olmuşlar, kısa sürede aralarından su sızmaz olmuş. Gel zaman git zaman, bir gün kent faresi arkadaşı kır faresini evinde yemeğe çağırmış. “Gel de miden bayram etsin biraz,” demiş. “Tatlısıyla tuzlusuyla sana bir şölen çekeyim, yedi göbek sülaleme hayır duası et!”
     Yoksul kır faresi bu çağrıya çok sevinmiş. Kırlık yerde baklava börek nerede bulsun da yesin fukaracık.
     Şölene koşa koşa gitmiş. Bakmış, kent faresi gerçekten kuş sütünü bile sofradan eksik etmemiş. Kır faresi neyi düşlemişse, sofrada onu bekliyor. Hoşbeşten sonra ev sahibi kent faresi, arkadaşı kır faresini sofraya buyur etmiş. Tam bismillah deyip yemeğe girişecekleri sırada bir yerden birtakım sesler, gürültüler patırtılar gelmeye başlamasın mı? Kent faresinin beti benzi atmış, kireç gibi olmuş yüzü. Kısık bir sesle;
     “Şışştt, aman!” demiş.
     Kulaklarını dikmiş, dinlemiş. Duyulur duyulmaz; “Yürü, çabuk, düş ardıma!” demiş kır faresine.
     Soluk soluğa bir kovuğa dar atmışlar kendilerini.
     “Kedi mi?” demiş kır faresi.
     “Olabilir…”
     “Yoksa insanoğlu mu?”
     “O da olabilir.”
     Korkudan yürekleri güm güm, beklemişler, beklemişler. Sonunda “Tamam, geçti,” deyip çıkmışlar ortaya. Kent faresi ezik, boynu eğri;
     “Hadi, buyur kardeş, soğutmayalım yemeklerimizi…” demiş.
     Kır faresi bir arkadaşına bakmış, bir yemeklere. “İstemem, eksik olsun!” demiş. “Ben şölenden vazgeçtim. Şimdi ne yesem gönül rahatlığıyla ümüğümden geçmez artık. Korku dağları bekler demişler, doğru demişler. İyisi mi, sen kalk, bize yemeğe gel. Gerçi senin sofran gibi bir sofra kuramam ama hiç değilse aç kalmazsın; soğan, kuru ekmek bile yesen, ne kedi korkusu duyarsın, ne insanoğlu korkusu. Benim evimde acı soğan tatlaşır, kuru ekmek ballaşır. ”

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi