İstihbarat Notları (Türk Dış Politikası-3)

İ

İkinci Dünya Savaşı ve Türk Dış Politikası
İki Dünya Savaşı Arasındaki Benzerlik ve Farklar:
* Nitelik açısından; Birinci Dünya Savaşı hemen hemen aynı yerde ve aynı biçimde yürütülen bir savaştı. Savaşın yöntemi de baştan sona değişmedi.
* Sonunda tank savaşı önem kazanmış olsa da, aslında savaş, Napolyon döneminden beri kullanılan piyade saldırıları ile yürütülmüştür.
* İkinci Dünya Savaşı ise sürekli nitelik değiştirdi. Kullanılan silahlar da öyle. Önce zırhlılar, daha sonra uçaklar, son olarak da çıkartma araçlarının etkisi büyük oldu.
* Savaş Pasifik bölgesinde iki atom bombasının patlamasıyla bitti.
* Önderler açısından; İkinci Dünya Savaşı’nın ünlü önderleri, Birinci Dünya Savaşı’nın aksine, daha önce savaş tecrübesi geçirmişlerdi.
* Hitler ve Mussolini cephe askerleriydi.
* Churchill ve Roosevelt, Birinci Dünya Savaşı’nda cephede bulunmuşlardı.
* Stalin iç savaşta görevliydi.
* Hepsi savaş ve stratejiden anlıyorlardı.
* İkinci Dünya Savaşı çok yıkıcı ama düzenli bir savaş oldu.
* Benzerlik; İkisi de temelde Avrupa’dan kaynaklanan savaşlardı.
* İkisi de aslında büyük kitlelerin savaşıydı.
* İki savaş aslında aynı oyunun iki perdesi gibiydi.
* Her iki savaşta da savaşan taraflar, büyük çoğunlukla aynıydı. Bir yanda Almanya ve iki müttefiki, diğer tarafta İngiltere, Fransa, ABD ve Rusya.
* Her iki savaşta da yenik düşen devlet aynı oldu: Almanya.
* Sonuçlar açısından; Her iki savaşın sonunda da ABD’nin gücü artmış, birincisinden sonra öteki devletlere kredi veren ülke, ikincisinden sonra da “süper” devlet durumuna yükselmiştir.
* Her ikisinin sonunda da Almanya geçici olarak yıkılmış ve genel olarak yenik devletler bellerini doğrultmuşlardır.
* İngiltere ve Fransa birincisinin sonunda zayıflamış, ikincisinin sonunda tükenmişlerdir.
* Birincisinden sonra ilk uluslararası örgüt olan Milletler Cemiyeti, ikincisinden sonra onun bir devamı sayılabilecek Birleşmiş Milletler kurulmuştur.
İkinci Dünya Savaşı’nın Nedenleri
* Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya yenilmiş ve çok ağır koşullarda bir anlaşma imzalamıştı. (Versay Antlaşması)
* 1920’lerde büyük ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kalan Almanya’da 1933’de Adolf Hitler önderliğinde Naziler iktidara geldi. Hitler bir yandan Versay anlaşmasını geçersiz saymaya çalışırken diğer taraftan da silahlı kuvvetlerini yeniden derleyip toparlamaya uğraşıyordu.
* 1919’da barışı korumak için kurulan Milletler Cemiyeti etkisizdi. ABD dışında kaldı. İtalya Etiyopya’yı işgal etti. Mussolini yönetimindeki İtalya’ya Milletler Cemiyeti sessiz kaldı.
* Milletler Cemiyeti’nin bu zayıflığından yararlanan Hitler 1936’da Almanya’nın Ren ırmağının batısında kalan topraklara askeri birlik gönderdi ki, bu 1925’te Almanya ve Milletler Cemiyeti arasında yapılan anlaşmaya aykırıydı.
* 1937’de Japonya, Çin’e karşı savaş başlattı. Bir yıl sonra Almanya, Avusturya’yı işgal etti. Sonrasında da Çekoslavakya da, Almanların çoğunlukta olduğu Südet Bölgesi üzerinde hakkı olduğunu öne sürdü.
* İngiltere ve Fransa Hitler’e ses çıkarmadılar.
* İzlenilen, genellikle bir Yatıştırma Politikası oldu.
İkinci Dünya Savaşı ve Türkiye
* İkinci Dünya Savaşı dönemi Türkiye için kritik bir dönem olmuştur. Savaş boyunca devam eden baskılara karşın Türkiye savaşa katılmaktan kaçınmış, ancak savaşın son ayında Milletler Cemiyeti’nde yer alabilmek için Almanya ile müttefiklerine savaş açmıştır.
* Türkiye’nin savaş boyunca uyguladığı dış politikasının temel amacı, savaştan uzak kalmak ve sınırlarını muhafaza etmek olmuştur.
Üçlü İttifak’ın İmzalanması
* Almanya, bir yandan Türkiye’yi yanına çekmeye çalışırken diğer yandan da Sovyetler Birliği ile temasa geçti.
* Almanya, Doğu Avrupa topraklarından bir kısmını Rusya’ya vadetti. Bu teklifi reddedemeyen Almanya-SSCB ikilisi, 1939’da “ Saldırmazlık Paktı” imzalandı.
* Bu antlaşma, Türkiye’nin istemediği bir durumdu. Çünkü hem Sovyetler hem de Almanlar, Boğazlar’ın Batılılar tarafından kullanılmasını istemiyordu. Bu pakt ile Türk-Sovyet ilişkileri bozulmaya başladı.
* Türkiye, artan Sovyet tehlikesi nedeniyle İngiltere ve Fransa ile 19 Ekim 1939’da üçlü bir ittifak antlaşması imzaladı.
* Akdeniz Bölgesi’nde İngiltere ve Fransa’yı hedef alan bir saldırı gerçekleştiği takdirde Türkiye, İngiltere ve Fransa’ya yardım edecek, Türkiye’yi hedef alan bir saldırı geçekleştiğinde ise, İngiltere ve Fransa da Türkiye’ye yardım edecekti.
* İngiltere ve Fransa, Yunanistan ile Romanya’ya verdikleri garantiler yüzünden savaşa girerse Türkiye, onların yanında savaşacaktı.
* Türkiye, bir Avrupa devletinin saldırısına uğrarsa İngiltere ve Fransa Türkiye’ye yardım edecekti.
* Türkiye’nin üzerine aldığı taahhütler, onu Sovyetlerle bir çatışmaya sürüklerse ittifak geçersiz olacak, İngiltere ve Fransa Türkiye’ye para ve savaş malzemesi yardımında bulunacaktı. Türkiye’nin yükümlülükleri bu yardımların gerçekleşmesinden sonra devreye girecekti.
* Türkiye bu ittifaka girmekle bir anlamda tarafsızlık politikasından ayrılmış oluyordu.
İlk Tehlike
* 1940 yılı Mayıs ayında Almanya’nın Fransa’ya saldırması üzerine müttefiki olan İtalya da Fransa’ya savaş açtı.
* Almanlar karşısında yenilgiye uğrayan Fransa, 22 Haziran’da savaştan çekildi. Üçlü İttifak Antlaşması’na göre savaş Akdeniz’e yayıldığı takdirde, Türkiye savaşa katılmak zorunda idi. Bundan dolayı ilk defa Türkiye’nin savaşa girmesi gündeme geldi.
* İngiltere ve Fransa, Türkiye’den, savaşa katılmasını istedi. Ancak Türkiye buna yanaşmadı. Çünkü Türkiye Mihver Devletleri’ni karşısına almak istemiyordu. Aynı zamanda Üçlü İttifak Antlaşması’na göre Türkiye, Sovyetlerle bir çatışma ihtimali olduğu takdirde, savaşa girmekle yükümlü değildi. (Sovyet Çekincesi)
* İngiltere, Türkiye’yi savaşa sokup savaşın Orta Doğu’ya yayılmasını uygun görmediği için bu konuda fazla ısrar etmedi.
Türk-Alman Saldırmazlık Paktı
* Almanların Balkanlar’daki faaliyetleri, Nazi-Sovyet ilişkilerinin bozulmasına neden olmuştu.
* Buna karşın Almanya ise Sovyet Rusya’ya yapılacak saldırı öncesinde Balkan Cephesi’nin de güvenceye alınmasını istiyordu. Bu nedenle, 18 Haziran 1941’de Türkiye ile Almanya arasında bir Saldırmazlık Paktı imzalandı. Pakt’ın imzalanmasından dört gün sonra Hitler’in “Barbarossa Harekâtı” adı verilen Rusya saldırısı başladı.
1942-Türkiye İçin Zorlu Yıl
* 1942 yılı sonlarına doğru savaşın seyri değişmeye başladı.
* Müttefiklerin Kuzey Afrika’da Mihver kuvvetlerini bozguna uğratması ve Sovyetlerin “Stalingrad Savaşı”nı kazanarak Doğu Cephesi’nde Almanlara karşı üstünlük sağlaması üzerine Türkiye’nin savaşa katılması yeniden gündeme geldi.
* Çünkü Churchill’e göre, Balkanlarda da Almanya’ya karşı yeni bir cephe açılmalıydı. ABD ve Sovyet Rusya da aynı düşünceyi destekleyince İngiltere Başbakanı Churchill, 30 Ocak 1943’te Adana’ya gelerek İsmet İnönü’yle görüştü.
* Adana görüşmeleri sırasında Türk yetkililer, başlıca iki konu üzerinde durdular. Birincisi: Türkiye’nin Sovyetlerden duyduğu endişe idi. İkincisi: Türk ordusunun silah ve teçhizat bakımından desteklenmesi konusuydu. Almanya’nın yenilmesi sonunda, Balkanlar ve Avrupa’nın Sovyet etkisi altına girmesi ihtimali, Türkiye’yi korkutuyordu.
Churchill’den Tehdit
* Churchill’le İnönü, Aralık 1943’te Kahire’de yeniden bir araya geldi. Görüşmeler sırasında Churchill, 1944 Şubat’ında Türkiye’nin savaşa girmesi gereğini bildirdi. Bu durum gerçekleşmezse Türkiye, savaş sonrasında kaderine terk edilecekti.
* Bu tehditler karşısında daha fazla direnemeyen İnönü, ilke olarak savaşa girmeyi kabul etti. Ancak Türkiye savaşa girme kararını, savunma gücü için gerekli olan silah ve teçhizatın karşılanması şartına bağladı.
* 1944 yılı başında, Türkiye’ye yapılacak yardım konusu görüşülmeye başlandı. Taraflar yardım miktarında anlaşamayınca İngiltere ve ABD, Türkiye ile ilişkilerini dondurduğunu açıkladı. Bununla yetinmeyen iki devlet, Türkiye’ye yapmakta oldukları yardımları da durdurdu.
Yalta Konferansı
* Yalta Konferansı’nda ele alınan  önemli bir  konu, Birleşmiş Milletlere üyelik ile ilgiliydi. Bu Konferans’ta, Birleşmiş Milletlere kurucu üye sıfatıyla katılabilmek için 1 Mart 1945 tarihinden önce Almanya ve Japonya’ya savaş açmış olmak koşulu getirildi.
* Türkiye bunun üzerine 23 Şubat 1945’te Almanya ve Japonya’ya savaş ilan etti. 28 Şubat 1945’te Birleşmiş Milletler Beyannamesi’ne imza atan Türkiye, böylece Sovyet tehlikesine karşı kendisini emniyete almış oluyordu.

(Gelecek Yazı: 1945-1960 Oönemi)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz