Resimli Masallar-16. Hansel ve Gratel

R

     Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde bir ormanda küçük bir kulübe varmış. Bu kulübede, ormancı, karısı ve iki çocuğuyla birlikte yaşarmış. Çocukların adı Hansel ve Gratelmiş.
     Günlerden bir gün oduncunun karısı ölmüş. Oduncu, bir süre sonra yeniden evlenmiş. Yeni karısı geldiği günden itibaren çocuklara çok kötü davranmaya başlamış. Sürekli onları azarlıyor, babaları gelene kadar eve almıyormuş.
     Hansel ve Gratel bu duruma çok üzülüyor, ancak ellerinden birşey gelmiyormuş. Babaları da sürekli üvey annelerinin etkisi altında kalıyormuş. Oduncu yorgun olarak eve geldiğinde onu tatlı dille karşılamak yerine, devamlı şikâyette bulunuyormuş. Ona;
     “Çocukların bugün yine çok yaramazlık yaptılar. Beni sürekli üzüyorlar. Bu çocuklarla ne yapacağız?” diyerek zavallı oduncunun başının etini yiyormuş.
     Bir gün yine oduncu eve geldiğinde, şikâyete başlamış;
     “Bu çocuklardan bıktım artık, zaten kazandığın para ikimize zor yetiyor. Bir de onları doyurmak, giysi almak bizim geçimimizi zorlaştırıyor. Ne yap et bu çocuklardan kurtul,” demiş. Oduncu;
     “Nasıl olur, onlar benim her şeyim, nasıl sokağa atarım onları,” diyerek karşı çıkmış.
     Karısı ise oduncunun bu sözlerini duymazlıktan gelerek;
     “Ya onlardan kurtulursun ya da ben bu evi terkederim. Kararı sen ver,” demiş.
     Oduncu çocuklarını çok sevmesine rağmen karısının sözünden de çıkamıyormuş. En sonunda çaresiz kalarak çocukları evden uzaklaştırmayı kabul etmiş. Karısına;
     “Peki, senin dediğin olsun. Yarın sabahtan onları da alıp ormana götürür bırakırım,” diyerek çaresiz kadına boyun eğmiş.
     Ancak bu konuşulanları Hansel işitmiş. Hemen kız kardeşinin yanına koşup;
     “Babam bizi yarın ormana götürüp terkedecek. Ne yapacağız?” diye ağlamış. Kız kardeşi de ona;
     “Üzülme, sabaha kadar düşünüp bir çaresine bakarız. Gün doğmadan neler doğar,” demiş. Hansel, “Ben bir çaresini buldum galiba!” diyerek yataktan fırlamış. Yavaşça kapıyı açıp dışarı çıkmış. Bahçeden topladığı küçük taşları ceplerine koymuş. Gerisin geri kapıyı kapatıp yatağına yatmış. Sabah olduğunda babaları yanlarına gelip;
     “Çocuklarım; bugün sizi de ormana götürmeye karar verdim. Bana yardımcı olursunuz,” diyerek onları uyandırmış.
     Çocuklar başlarına geleceklerden haberleri yokmuş gibi davranarak hazırlanmışlar. Kahvaltılarını edip hep birlikte yola çıkmışlar. Yolda Hansel geceden topladığı taşları gittikleri yerlere atıyormuş. Ormanın derinliklerine vardıklarında babaları;
     “Çocuklar siz burada oynayın, ben ağaç keseceğim,” diyerek çocukları bırakıp eve geri dönmüş. Akşam olup da babalarının gelmediğini gören Gratel ağlamaya başlamış. “Şimdi ne yapacağız?” diyerek umutsuzca kardeşine sarılmış. Hansel;
     “Üzülme, ben evden gelirken yolu kaybetmemek için geçtiğimiz yerlere küçük taşlar atmıştım. Onları takip ederek evin yolunu bulabiliriz,” diyerek kız kardeşini teselli etmiş.
     Gerçekten de yola serpiştirdiği taşları toplayarak eve varmışlar. Çocukların geldiğini gören üvey anneleri sinirlenmiş. Oduncu ise çocuklarını karşısında görünce sevinmiş ama bunu belli etmemiş.
     Gece çocuklar uykuya dalınca üvey anneleri yine şikâyete başlamış:
     “Biz bu çocuklardan kurtulamayacağız herhalde, yarın daha uzaklara götür, geri gelemesinler.”
     Adamcağız yine çaresiz boyun eğmiş. Konuşulanları dinleyen Hansel hemen bahçeye koşup taş toplamak istemiş. Ancak üvey anneleri kapıyı kilitlediğinden dışarı çıkamamış.
     “Başka bir yol bulmalıyım,” diyerek yatağına yatmış. Sabah olunca babaları yine yanlarına gelip çocukları uyandırmış.
     “Bugün de sizi ormana götüreceğim çocuklarım, hemen hazırlanın da yola çıkalım,” demiş.
     Çocuklar kahvaltılarını yaptıktan sonra ormanda yemek için yanlarına birer parça ekmek almışlar. Hansel, “Ben de yola bu ekmeğin kırıntılarını atarım,” diyerek yol boyunca ekmekten kopardığı parçaları geçtiği yerlere serpiştirmiş.
     Ormanın derinliklerinde babaları yine;
     “Çocuklar siz uslu uslu oynayın, ben kesmek için uygun bir ağaç arayacağım,” diyerek oradan uzaklaşmış.
     Akşam olunca babalarının geri gelmediğini gören çocuklar endişeye kapılmışlar, ama Hansel yola attığı ekmek kırıntılarından bahsedip, kız kardeşini teselli etmiş. Etrafta ekmek kırıntılarını aramaya başlamışlar ama en ufak bir kırıntıya rastlamamışlar. Çünkü kırıntıların hepsini ormandaki kuşlar yemiş. Bunun üzerine çocuklar birbirlerine sarılıp korku içerisinde sabah olmasını beklemişler. Sabah kuş sesleriyle gözlerini açıp etrafa bakmaya başlamışlar. Bulundukları yer hiç de tanıdık gelmiyormuş. Çaresiz yürümeye başlamışlar. Nereye gittiklerinden habersiz saatlerce yol almışlar. Derken bir derenin kenarında rengarenk bir kulübe görmüşler. Biraz daha yaklaştıklarında kulübenin renk renk kremalardan bir çatısı, çikolatadan duvarları ve pastadan bir kapısı olduğunu fark etmişler.

     Karınları da oldukça acıkmış olduğundan, koşup çikolata duvardan birer parça kopartıp yemeye başlamışlar.
     Bu sırada kulübenin kapısı açılmış. İhtiyar bir kadın görünmüş. Çocuklara;
     “Gelin çocuklar içeride karnınızı doyurayım,” diyerek çocukları kulübeye çağırmış.
     Bu sevimli ihtiyarın davetini çocuklar sevinçle kabul ederek kulübeye girmişler. İhtiyar kadın çocukları masaya oturtup önlerine türlü türlü yiyeceklerden koymuş. Bu birbirinden lezzetli yiyecekleri çocuklar büyük bir iştahla yemişler. İhtiyar kadın çocuklara sormuş:
     “Çocuklar epeydir açsınız herhalde. Nereden geliyorsunuz, söyleyin bakayım?”
     Çocuklar da başlarından geçenleri anlatmışlar. İhtiyar kadın aslında kötü kalpli bir cadıymış. Evlerinden uzaklaşıp kaybolan çocukları yakalayıp yermiş. Hansel ve Gratel’i de besleyip şişmanlatarak yemeyi kafasına koymuş.
     Çocuklar her şeyden habersiz karınlarını doyurunca, cadı yatmaları için yer göstermiş. Çocukları içerisinde yatak olan demir bir kafesin içine sokmuş. Çocuklar içeri girer girmez arkalarından kafesi kapatmış. Kahkahalarla gülerek;
     “Artık elimde esirsiniz, sizi de kazanda pişirip yiyeceğim, çok lezzetli olmalısınız. Şimdi yatıp uyuyun,” demiş.
     Çocuklar korku içerisinde ağlamaya başlamışlar. İhtiyar cadı çocukların yemesi için yemek hazırlamaya başlamış. Bu arada Hansel kız kardeşine;
     “Buradan kurtulmanın bir yolunu bulmalıyız. Yoksa babamızı bir daha göremeyeceğiz,” diye fısıldamış kaygılı kaygılı.
     Bu sırada ihtiyar cadı kafesi açıp Gratel’i dışarı çıkartmış:
     “Sen bana yemek hazırlamak için yardımcı olacaksın, sakın kaçmaya kalkışma yoksa kardeşini öldürürüm,” demiş.
     Gratel çaresiz ihtiyar cadının söylediklerini yapmaya başlamış. Cadının verdiği yiyecekleri önceleri şişmanlamamak için yememişler ama daha sonra dayanamayıp yemeye başlamışlar. Ve yedikçe şişmanlamışlar.
     İhtiyar cadı çocukların tam yiyeceği şişmanlıkta olduğunu görüp Gratel’i kafesten çıkartmış. “Hadi bakalım şu kazanın altını yak da su kaynat bakayım!” deyince, çocuklar cadının kendilerini yemek için hazırlık yaptığını anlamışlar.
     Gratel, bir yandan korkuyor, bir yandan da kazanın altına odun atıyormuş. Derken kazan kaynamaya başlamış. İhtiyar cadı, Hansel’i de kafesten çıkartmış. Kazanda kaynayan suyun tuzuna bakmak için eğilmiş, suya kaşığını sokmuş. Hansel bu fırsatı kaçırmamış. Kazana eğilen cadıyı kazanın içerisine itivermiş.
     Cadı korkunç sesiyle öyle bir bağırmış ki, dağ taş inlemiş. Cadı kaynar kazana düşer düşmez ölüvermiş. Çocuklar cadıdan kurtulduklarına çok sevinmişler.
     Kulübeyi araştırmaya başlamışlar. Kilitli duran bir kapıyı açtıklarında, içerisinin altınlarla dolu olduğunu görmüşler. Gözlerine inanamayan çocuklar bir çuval altını aldıkları gibi kulübeden uzaklaşmışlar. Ormana girip evlerinin yolunu aramaya başlamışlar.
     O günlerde çocukların üvey anneleri de ölmüş. Babaları da çocuklarını bıraktığı için çok pişman olmuş. Çocuklarını her gün ormanda arıyormuş.
     Tesadüf bu ya! Yine ormanda çocuklarını arayan oduncu, çocuklarının yanlarında bir çuvalla karşıdan geldiklerini görünce, koşup ikisini de bağrına basmış. Çocuklarından özür dilemiş. “Bir daha sizden asla ayrılmayacağım,” diyerek gözyaşı dökmüş. Çocuklar da babalarına başlarından geçenleri anlatıp çuvaldaki altınları göstermişler.
     Sonra hep beraber mutluluk içerisinde şarkılar söyleyerek evlerinin yolunu tutmuşlar.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi