Tarih Adım Adım Yazıldı-34. Marco Polo-9

T

TARİH ADIM ADIM YAZILDI – Ünlü Gezginlerin İzinden Dünya Tarihine Bir Bakış
1. Kitap-4. Bölüm : Polo Ailesi ve Marco Polo (1253-1324) (MARCO POLO-9)
 

                Marco Polo, 1295 yılında, ayrılışından 24 yıl sonra, doğduğu şehre dönmüştür. Güneşten yanmış olan üç gezgin, üzerlerinde Tatar kumaşından kaba elbiseler olduğu halde, Moğol töre ve tavırlarını tamamen korur durumda ve Venedik dilini hemen hemen unutmuş olarak hiç tanınmamışlar ve hatta en yakın akrabaları bile onların kim olduklarını anlayamamışlardır. Esasen, ölmüş oldukları haberinin uzun zamandan beri ortalığa yayılmış olması dolayısıyla, hiç kimse onları bir daha görebileceğini sanmamıştır. Gezginler, Saint-Jean Chrysostome semtindeki evlerine gitmişler ve evin Polo ailesinden bazı kişiler tarafından işgal edilmekte olduğunu görmüşlerdir. Bu kişiler, görünüşleri gerçekten acınmaya değer durumdaki üç gezgini çekingen bir tavırla karşılamışlar ve Marco Polo’nun anlatmış olduğu biraz tuhaf gelen hikâyelere pek o kadar da inanmamışlardır. Bununla birlikte, onların ısrarı üzerine, oturdukları o evin gerçek sahiplerinin onlar olduğunu kabul etmişlerdir. Birkaç gün sonra, Nicolo, Matteo ve Marco, kimlikleri üzerine çeken en küçük kuşkuları yok etmek isteyerek çok zengin bir yemek vermişler ve bunun arkasından görkemli bir şenlik düzenlemişlerdir. Bu şölen ve şenliğe ailelerinin çeşitli bireylerini ve Venedik’in ileri gelen senyörlerini davet etmişlerdir. Bütün bu davetliler kabul salonunda bir araya geldiklerinde, üç Polo, koyu kırmızı satenden elbiseler giymiş olarak görünmüşlerdir. Davetliler, yemek salonuna geçmişler ve şölen başlamıştır. İlk servisten sonra, Marco Polo, babası ve amcası, bir an için ortadan çekilmişler ve ellerinde enfes Şam kumaşları olduğu halde tekrar gelmişler, bu kumaşları keserek parçalar halinde davetlilere dağıtmışlardır. İkinci servisten sonra, kırmızı kadifeden yapılmış daha zengin elbiseler giymişler ve şölenin sonuna kadar bu elbiseleri üzerlerinden çıkarmamışlardır. Daha sonraki günler, Venedik modasına göre sade giyinmiş şekilde görünmüşlerdir.
                Elbiselerdeki bu ihtişamla gözleri kamaşan ve hayretler içinde kalan davetliler, ev sahiplerinin bu hareketleriyle ne yapmak istediklerini bilemez bir durumdayken, üç gezgin, seyahatleri sırasında üzerlerine geçirmiş oldukları o kaba elbiseleri getirmişler; dikişleri, astarları sökmüşler ve böylece, elbiselerin arasından yakutlar, gökyakutlar, elmaslar, zümrütler ve değeri çok yüksek daha bir sürü değerli taşlar su gibi yerlere akmıştır. O eski ve kaba elbiselerin muazzam bir serveti gizlemiş olduğu görülmüştür. Bu hiç beklenmedik manzara, bütün kuşkuları dağıtmış ve üç gezginin gerçekten Marco, Nicolo ve Matteo Polo oldukları kanısı kesinleşmiş ve herkes tarafından en içten kutlamalar başlamıştır.
                Marco Polo gibi ünlü bir adamın, elbette ki en yüksek derecede bir itibara layık olduğu görülmüştür. Bunun üzerine, kendisine Venedik’in birinci derecedeki devlet memuru payesi verilmiş ve milyonlarla ifade olunan tebasına hükmeden Büyük Hakan’ın “milyon”larından sürekli şekilde söz ettiği için kendisine “Messire Million”, yani “Bay Milyon” adı takılmıştır.
                O sıralarda, 1296 yılında, Venedikle Cenova arasında bir savaş patlak vermiştir. Lamba Doria komutasındaki bir Cenova donanması Adriyatik kıyılarında dolaşıyor ve kıyıları tehdit ediyordu. Bunun üzerine Venedik Amirali Andrea Dandolo, sayıca Cenova donanmasından daha büyük bir donanma hazırlamış ve bir kadırganın komutasını, bir denizci olarak da ünlenmiş bulunan Marco Polo’ya vermiştir. Bununla birlikte, 8 Eylül 1296 tarihindeki o deniz savaşında, Venedikliler yenilmişler, ağır biçimde yaralanan Marco Polo ise Cenovalılar’a tutsak düşmüştür. Tutsaklarının değerini bilen ve takdir eden galipler, ona son derecede saygı göstermişlerdir. Cenova’ya götürülmüş, serüvenlerini dinlemeye can atan büyük aileler, kendisini çok içten, çok bağışlayıcı bir şekilde karşılamışlardır. Fakat, onlar, her ne kadar dinlemekten yorulmamış iseler de, Marco Polo, sonunda anlatmaktan usanmış ve tutsak bulunduğu sıralarda, 1298 yılında, Pisan Rusticien ile tanışmış ve seyahatlerinin hikâyesini ona dikte etmiştir.
                Marco Polo, 1299 yılında serbest bırakılmıştır. Venedik’e dönerek evlenmiştir. O tarihten sonra, hayatındaki çeşitli olaylar hakkında tarih bir şey söylememektedir. Yalnız, 9 Ocak 1323 tarihli vasiyetnamesinden anlaşıldığına göre, geride üç kız bırakmıştır. O tarihlerde yetmiş yaşında olduğu halde öldüğü sanılmaktadır.
                Seyahatnamesi, coğrafya biliminin gelişmesi üzerinde çok büyük bir etki yapan ünlü gezginin hayatı böyle son bulmuştur. Marco Polo, muhakkak ki, son derece yüksek bir bakış açısına sahip bulunuyordu. Söylemesini bildiği gibi görmesini de çok iyi biliyordu. Sonraları yapılan keşif seyahatleri, seyahatnamesinin gerçeklere ne kadar uyduğunu kanıtlamıştır. Marco Polo’nun hikâyesinden elde edilen dokümanlar, 18. yüzyılın ortalarına kadar coğrafik çalışmalara temel olarak hizmette bulunduğu gibi, Çin, Hindistan ve Orta Asya ile yapılan ticari temas ve seferlerde çok yararlı olmuştur. İlk kopyacıların Marco Polo’nun eserine vermiş oldukları “Dünyanın Harikalar Kitabı” adı, elbette ki, nesiller boyunca daima onaylanacaktır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi