Eşek ve Küçük Köpek

E

Yaradılış zorlanmaya gelmez. Zorladın mı yaptığın güzel olmaz. İriyarı, kaba saba bir adamsan, çıtkırıldım görünmenin manası var mı? Herkese incelik vermemiş Yaradan. Kimi insan doğuştan güzel, alımlı; onlar gibi olmaya kalkmamalı. Yoksa, ne yapsan tökezlersin; masaldaki eşeğe benzersin. Hani o, beni de sevsinler diye efendisini okşamaya kalkan eşeğe.
– Ne demeli? demiş eşek kendi kendine; şu minnacık köpeğin değeri ne? Neden o bayların
bayanların kucaklarında oturuyor da ben zavallı, hep yük altındayım? Boyuna da sopa yiyorum sırtıma? Nedir sanki bu köpeğin marifeti? Susta durup ayağını uzattı mı kucaklayıp öpüyorlar suratını. Buysa bütün istedikleri, kolay; ben de yapar, okşatırım kendimi. Eşek pek sevinmiş bu aklı bulduğuna. Ve efendisinin keyifli bir zamanında zor bela kaldırıp ayağını, en candan eşek cilvesiyle, sokmus adamın çenesine.
Bir de, “Ya! Nasıl!” der gibi de anırmış o mübarek, o şahane sesiyle.
Çüş! demiş sahibi şaşırarak; ne çene bıraktı bende, ne kulak. Gelsin sopa, demiş; sopa gelmiş. Eşeğin ayağı değmiş suya. Böyle de bitmiş bu komedya.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi