Gizli Servisler (Rus Gizli Servisleri-9)
Gizli Servisler (Rus Gizli Servisleri-9)

Gizli Servisler (Rus Gizli Servisleri-9)

Türkiye’deki Faaliyetleri
     Türk-Rus ilişkileri tarih boyunca istisnai dört dönemin dışında savaşlar ve rekabetle geçmiştir.
-III. Selim Döneminde Napolyon’a karşı ittifak
-II. Mahmut Döneminde Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’ya karşı ittifak
-Kurtuluş Savaşı Dönemindeki yakınlaşma
-Soğuk Savaş bittikten sonra 1997’lerde başlayan ve çok boyutlu olarak gelişen yakınlaşma
     1930’lu yıllarda Sovyetlerin Türkiye’ye yönelik  faaliyetlerinin ana konusu Rusya’dan Türkiye’ye göç etmiş Müslüman ve Türk mültecileri izlemek ve faaliyetlerini mercek altına almaktı.
     Sovyet istihbaratı mensupları ve Ankara’daki Sovyet Büyükelçiliği aracılığıyla Moskova’ya gönderilen raporlarda, Kafkas muhacirlerinin faaliyetlerine ilişkin çok sayıda bilgi aktarılmıştır. Raporlarda yer alan iddialara göre Sovyetlere karşı savaşan ülkeler (Almanya ve Japonya) Kafkasyalı muhacirlerle ilişki kurmuş ve bu faaliyetler Türkler tarafından engellenmemiştir.
     İkinci Dünya Savaşı bitip, Türkiye Batı ittifakında yer alınca ve NATO’ya girince Rus istihbaratı için Türkiye’nin önemi daha da artmıştır.
Naum Eitingon
     1927-1929 yılları arasında Türkiye’deki SSCB büyükelçiliğinde konsolos olarak görev yapan Eitingon, Yahudi asıllı bir Rus istihbarat elemanıdır. Türkiye’de görev yaptığı sırada Türk istihbaratı ile yakın işbirliği içerisinde olan Eitingon, ilk etapta amacı, Sovyetler Birliği karşıtı olan Kuzey Kafkas, Azerbaycan ve Ukraynalı göçmenler hakkında bilgi toplamaktı.
     1928 yılında Filistin ve Suriye hakkında yasadışı istihbarat sistemi kurma kararı alan SSCB, Türkiye’ye Yakov Blumkin’i göndermiştir. Kendi idolü olan Trotski’nin Türkiye’ye gelişinden haberdar olan Blumkin’in yaptığı görüşmeleri Moskova’ya bildiren Eitingon, Blumkin’in Moskova’ya çağrılıp infaz edilmesinde büyük rol oynamıştır. Fakat daha sonra Ermeni bir tüccar kimliği ile Türkiye’ye gelen ve burada gayri resmi istihbarat faaliyetlerinde bulunan Atabekov’un Avrupa’ya kaçarak Eitington’un bir Sovyet ajanı olduğunu duyurması üzerine Eitingon Moskova’ya geri çağrılmıştır.
Seydişehir Alüminyum Fabrikası
     KGB Türkiye’deki en etkili çalışmasını belki de 1967 yılında Seydişehir Alüminyum  Fabrikası’nın kuruluşu döneminde gerçekleştirmiştir. Bu çalışmada mühendis kimliği altında çalışan KGB ajanları ve Moskova’nın 25 km. batısında bulunan Odintsovo şehrinde kurulan Seydişehir’in küçük bir kopyasında eğitim almakta ve daha sonra Türkiye’ye gelmekteydi.
NOT 1:  Abdullah Öcalan yakalanma sürecindeki kaçışında bir süre burada saklanmıştır.
NOT 2: Rusya Liberal Demokrat Partisi lideri Vladimir Jirinovski’nin de bir dönem burada tercüman olarak çalıştığı söylenir.
Uluslararası İzmir Fuarı ve KGB
     Moskova’da yayınlanan ve Azeri bilim adamı  Prof. Dr. Musa Kasımlı’nın yazdığı “SSCB-Türkiye: İlişkilerin Normalleştirilmesinden Yeni Soğuk Savaş’a Kadar” adlı kitapta, Türkiye’de görev yapmak üzere yetiştirilen KGB ajanlarının görevden önce  son saha tecrübelerini kazanmak için özellikle İzmir Fuarı’na geldiklerini belirtmiştir. Azeri akademisyen’in iddiasına göre Rusya’da Türkçe, Türkiye tarihi, uluslararası ilişkiler, Türk kültürü, gelenek görenekleri ve edebiyatı hakkında ağır bir eğitim alan ajanlar Türkiye’den gelen sanatçılar ile Rusya’da bir araya gelerek bu bilgilerini pekiştiriyorlardı. Nazım Hikmet’in Rusya Şarkiyet Enstitüsünde gerçekleştirdiği konferanslar buna en güzel örneği teşkil etmekteydi.
     KGB’nin amacı, ABD’nin Türkiye’deki tutumunu zayıflatmak, Türk-Amerikan ilişkilerini bozmak, Amerika’yı  Türkiye’den “atmak”, Sovyet sistemi ve Komünist propagandasının yapmak için gayrı resmi araçları kullanmaktı. Azeri akademisyenin iddiasına göre, Türkiye’deki görevli Sovyet diplomatları, SSCB’nin yardımıyla yapılan inşaat alanlarındaki Sovyet görevlileri ve Sovyet gazetecilerin çoğu KGB’nin gizli ajanıydı. Türkiye hattında görev yapacak elemanlar ise SSCB’nin Dağıstan, Azerbaycan, Kazakistan ve başka cumhuriyetlerden tercih ediliyordu.
* Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Türk-Rus ilişkilerine etki eden olumsuz faktörlerden birisi PKK-Çeçenistan konusu olmuştur. PKK’yı terör örgütü listesine almayan ve ülkesinde Kürt konferansının yapılmasına ve Kürt evinin açılmasına izin veren Rusya,  bu konuyu Türkiye’ye karşı baskı unsuru olarak kullanmış ve Türkiye’yi zaman zaman Çeçenlere destek vermekle suçlamıştır.
* Dönemin Ankara Büyükelçisi Albert Çernişev’in “Ülkelerimiz karşılıklı güveni tesis etmelidir. Üst düzeyde bir güvenden bahsediyorum ve bu söz sadece kelimelerde kalmamalıdır. Birbirimizin gözünün içine bakmalı birbirimize güvenmeliyiz” şeklindeki değerlendirmesi,  akabinde  “Cam evlerde yaşayanlar asla ilk taşı atanlar olmamalıdır,” söylemi, dikkat çeken mesajlardır.
* “Türkiye ve Rusya aynı gemideler, gemi batarsa birlikte batarız,” açıklaması, Türkiye’nin bölgesel politikalarının oluşturulmasında etkisini halen devam ettiren mesajlardır.
* Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, özellikle 1997’den sonra gelişen çok yönlü ilişkiler döneminde de  Rusya’nın Türkiye’deki istihbarat faaliyetleri özellikle Türkiye’ye sığınan Çeçenlere yönelik devam etmiştir.
* Türkiye’ye sığınan Çeçen direnişinin komutanlarına yönelik suikastlar düzenlenmiştir. 18 Eylül 2008’de Ruslara karşı albay rütbesiyle savaşan Gazi Edilsultanov, Başakşehir’de boş bir arazide kafasından vurularak öldürülmüş olarak bulunmuştur.
* Aynı yılın Aralık ayında da, Çeçen komutanlardan İslam Canibekov Ümraniye’de vurularak öldürülmüştür. FSB’nin Türkiye’deki Çeçenlere yönelik suikastları 2009’da Zeytinburnu’nda  Ali Osaev’in öldürülmesiyle devam etmiştir.
* Son dönemde istihbarat faaliyetleri çerçevesinde iki ülke ilişkilerini etkileyen faktörlerden biri de Suriye meselesidir. Ekim 2010’da Moskova-Şam seferi yapan ve Suriye Havayollarına ait Airbus yolcu uçağının kargosunda silah taşındığı yönünde istihbarat alınması üzerine uçak, Türk hava sahasından geçerken F-16 jetleri tarafından Ankara’ya indirilmiştir. Uçakta yapılan incelemelerde silah, füze sistemi parçaları olduğu ortaya çıkmıştır.
* Söz konusu askeri cihazların Rus silah fabrikası Konstructorskoye Büro Priborostroyeniye (KBP) tarafından üretildiği ortaya çıkmıştı. Ayrıca, Rusya-Türkiye arasında  siyasi gerginliğe neden olan bu olayda istihbaratın Türkiye’ye CIA tarafından verildiği iddia edilmişti.
* Sonrasında bu bilgi  New York Times gazetesine konuşan ABD’li yetkililerin, “Uçakta askeri kargo olduğunu Türkiye’ye biz bildirdik” açıklamasıyla doğrulanmıştır.
* Rus istihbarat servisi FSB, olayla ilgili soruşturma başlatarak köstebeği aramaya başlamış ve KBP’nin bünyesinde silah tasarım birimi Instrument Design Bureau’nun başmühendisi, 58 yaşındaki Vyaçeslav Truhaçev’in köstebek olduğu anlaşılarak  infaz edilmiştir.
* Türkiye-Rus ilişkilerinde 90’lı yılların ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan  bahar havası, 24 Kasım uçak krizi sonrasında  aniden ve çok ciddi şekilde bozulmuştu. Krizin ilk günlerinden itibaren Rusya tarafından Türkiye’ye karşı sürdürülen düşmanlık ve suçlama kampanyası ilişkileri neredeyse kopma noktasına getirmişti.
* Ancak, iki ülkeyi adeta savaşın eşiğine getiren kriz aniden başladığı gibi yine aniden iyileşme sürecine girdi. Süreci hızlandıran en önemli adım, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’e gönderdiği mektup oldu.
* Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özür içeren mektubu tek başına Rusya tarafından ilişkilerin normalleşmeye başlaması için yeterliydi, ama sürece etki eden çok önemli bir gelişme daha yaşandı Türkiye’de: 15 Temmuz başarısız darbe girişimi.
* Türkiye’nin, uzun yıllardır ABD’de yaşayan Fethullah Gülen’i darbe girişiminin arkasında olduğu gerekçesiyle ABD’den istemesine karşılık Washington’ın tatmin edici bir karşılık vermemesi, zaten uzun süredir sorunlar yaşanan Türkiye-ABD ilişkilerini olumsuz etkiledi.
* Darbe girişimine karşı Türkiye’nin beklediği tepkileri vermeyen AB ile de ilişkilerde şu anda mesafeli bir duruş sergilenmektedir. İşte bu konjonktürde Türk dış politikasının gündemine yine Rusya girmiştir.

(Gelecek yazı: Rus Gizli Servisleri- 10)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir