III. Ahmet Çeşmesi – Sultanahmet-İSTANBUL
III. Ahmet Çeşmesi – Sultanahmet-İSTANBUL

III. Ahmet Çeşmesi – Sultanahmet-İSTANBUL

     Sultan III. Ahmet, tarihimizde “Lale Devri” diye anılan dönemin padişahıdır. Bir isyan sonunda Taht’a çıktığı için, 27 yıllık saltanatının ilk on beş yılında sert davranmak zorunda kaldı.
     Bu yıllarda Rusya, Venedik, Avusturya ve İran’la savaşıldı. Prut ve Pasarofça antlaşmaları imzalandı. Fakat 1718’den, yani Lale Devri’nin başlamasından Taht’tan indirilişine kadar geçen 12 yıllık dönem tam bir refah, yenilik ve barış dönemi oldu.
     Şair, müzisyen ve hattat olan III. Ahmet, sanatı ve sanatçıları korurdu. Bu devirde güzel sanatların her dalında büyük ustalar, seçkin şahsiyetler yetişti. Türkiye’de ilk matbaa onun hükümdarlığı sırasında kuruldu.
     Lale Devri’nde, özellikle Kâğıthane sırtlarında yapılan köşk ve saraylar, isyanlar ve yangınlar sonucu mahvoldu, şairlerin, bestekârların ölümsüz ve aşılamayan eserleri zamanımıza ulaştı, Türk sanatına büyük bir üstünlük kazandırdı. Fakat bir şaheser dışında, mimari eserlerin izi bile kalmadı.
     Topkapı Sarayı’nın ana kapısı karşısındaki III. Ahmet Çeşmesi bir istisnadır. O, Lale Devri’nin solmayan bir çiçeğidir. Bütün ihtişamı ve güzelliği ile sapasağlam durmaktadır. Mimarbaşı Mehmet Ağa’nın eseri olan bu sebilli çeşme, yalnız Lale Devri sanatının değil, bütün Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri, eşsiz bir şaheseridir.
     Çeşmenin planını bizzat III. Ahmet’in çizdiği, mimarbaşı Mehmet Ağa’nın bu planı uyguladığı söylenir. Çeşmenin dört köşesinde yuvarlak birer sebil, sebillerin arasında kalan kısımlarda da üç çeşme bulunur. Çeşmelerin yanlarında süslü gözler vardır. Sebillerin üzerine küçük birer kubbe oturtulmuştur.
     Çeşmenin Ayasofya’ya bakan yüzünde şu mısra yer alır:
     Aç besmeleyle iç suyu
     Han Ahmed’e eyle dua
     Ebced hesabına göre bu kitabe Hicrî 1141 (Miladî 1728) tarihini, yani eserin yapıldığı yılı göstermektedir.
     Kitabenin kendisi olduğu gibi, el yazması da Sultan III. Ahmet’e aittir. Çeşmeyi çepeçevre kaplayan yazı ise, devrin ünlü şairlerinden Seyyit Vehbî’nin bir kasidesidir.
     Yapının üstü ahşap, geniş saçaklı bir çatıyla örtülüdür. Çatının üstü de kurşun kaplıdır.
     Halk arasında Sultanahmet Çeşmesi diye anılan bu şaheseri yerli yabancı bütün ziyaretçiler büyük hayranlıkla seyretmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir