İpek Yolunda Bir Serin Mola – TOSYA

İ

     Gördüğümüz güzellikleri anlatmak, onları duymayanlara duyurmak bir arzudur. Uzayıp giden bir yolda uğradığımız konaklama yerlerini, konakları veya çay bahçelerini görüp tat alırız. İşte bu güzellikler memleketimizin hazineleri olan ilçelerdir, beldelerdir… Ancak, “söz uçar, yazı kalır” deyişinin içerdiği anlam çok büyüktür ve siz ne yaparsanız yapın veya bir ilçe nelere sahip olursa olsun, bunu sadece anlamak yeterli olmaz. Netice itibariyle güzel insanlarımızın emeği, coğrafyasındaki harikaları ve geçmişinde ve bugününde inşa edilen eserlerini yazıya dökmek, kayda geçirmek; yaşanılan o anların fotoğrafını çekmek, kısacası “tarihe bir not düşmek” gerekir.
     Tam olarak kimler tarafından kurulduğu bilinmeyen, ancak ünlü İpek Yolu üzerinde olduğu belgelerle sabit olan Tosya, tarihi camileri, türbeleri, hamamları ile Osmanlı döneminde varlığını belli eden bir yerleşim yeri olmuş, Cumhuriyetle birlikte, insanında var olan girişimci ruhuyla ticaret ve sanayiye yönelmiş, bu alanlarda örnek işletmeler tesis etmiştir. Bazı beldelerimiz gelişmemiştir; devlet desteğiyle ayakta durur. Ama Tosya, artık kabuğunu kırmış, kendi gücü ve insanıyla birçok konuyu halletmiştir.
     İlk geldiğimizde en sık sorulan soru, “Tosya’yı nasıl buldunuz?” sorusuydu. Gerçekte bu sorunun cevabını aradığınızda, kendinde taşıdığı özgüven duygusunun bir izharı olduğunu görürsünüz. Tosya; pirinci, bıçağı, kıl telası, kesesi, kuşağı, semeri, şimdilerde kapısı… Ürettiğine kendi adını vermeyi seviyor bu insanlar. Belki de yılların alın terinin, birikiminin, kimseye boyun eğmeyişinin karşılığı…
     Sahip olduğu doğal güzellikler, birer tabiat harikası olarak nitelendirilebilir. Köknar, sedir, sarıçam, karaçam ağaçlarıyla bezeli, yeşilin bin bir tonuyla süslü, ülkemizin en bakir ormanları, bu ormanlar içinde yer alan Dipsiz Göl (24 km.), Yeşil Göl (25 km.), Çukurhan Yaylası Ören Yeri (40 km.), Hacet Tepesi, Kösen Çayırı ve Barajı (24 km.) gibi doğa harikası yerler… Bunun yanında her türlü meyvenin yetiştirildiği bağlar, bahçeler ve bunların içinde bulunan, sadece buraya özgü bağ evleri (Gümele’ler: Tamamı ahşap ve kerpiçle yapılan, çoğunluğu 2 katlı dubleks yapılardır. Birinci katında yerel ağızla ‘çıkartma’ adı verilen üç tarafı açık , üstü ahşap çatı ile kapalı teras bulunur. Genelde banyo yerine ahşap yıkanma dolapları kullanılır. Büyüklükleri ise zeminde 40 m2 ile 50 m2 arasındadır. Zemin katlarında girişleri ayrı, hayvan beslenebilen ahır ve ağılları mevcuttur)… Yine günlük hayatın parçası, insanlarının vazgeçemediği, gidilmesi bir kültür haline gelmiş tarihi hamamlar… Öbür yanda ise, sanayinin her kolunda örnekleri bulunan girişimler; ağaç, toprak, madeni eşya, yem, tekstil vb. sanayi kuruluşları… Turistlere hitap eden tarihi Tosya Evleri, Markos Evi, Merâşi Abdurrahman Paşa Camii (Yeni Cami-1584), Sekiler Göleti (26 km.) görülmeye değer güzelliklerin belli başlılarıdır. Dipsizgöl Motel, doğada kalmak isteyenlere dört dörtlük konaklama imkânı sunmaktadır.
     Günlük hayat içerisinde yorulan insanlar, yorgunluklarını yemyeşil bahçelerde, meyvenin her çeşidini tadarak giderirler. Ama iş zamanı gelince, severek ve inançla tarlalara koşarlar. Tosya’da, Devrez Çayı vadisinde yetiştirilen, dünya bütününde markalaşmış, en güzel damak zevkine sahip çeltikler (pirinçler) burada yetiştirilmektedir. Bu yöreye has pirinç çeşitleri arasında, başta Sarıkılçık, Akçeltik, Maratelli, Yaşar, Baldo ve Liba türleri gelmektedir.
     Geleneksel hale getirilen ve her yılın Ağustos ayının 3. haftasında düzenlenen Kültür ve Pirinç Festivali’nde; yerli ve yabancı halk dansları toplulukları, halk konserleri, yarışmalar ve ödül törenleri, toplu sünnet şöleni ve Anadolu’nun Kırkpınarlarından biri olan yağlı güreş müsabakaları gibi daha birçok etkinlik misafirlere ve ilçe halkına sunulmaktadır.
     Küçük bir not: Yöresel tatlara düşkün olanlar, aradıklarını Fazıl Lezzet Sofrası’nda bulabilirler.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz