Sevmek Acı Bir Arzu Derler
Sevmek Acı Bir Arzu Derler

Sevmek Acı Bir Arzu Derler

     Ölüm cezasına çarptırılmış bir kimseye dahi, hakkındaki hüküm infaz edilmeden evvel son bir diyeceği olup olmadığı sorulur. Son bir defa daha söz hakkı tanınır kendisine. Bu yasal ve hatta daha geniş bir görüş ve inanış ile insanoğlunun Tanrısal hakkıdır.
     Hal böyle iken önüne gelen herkes tarafından suçlanıyorum. Bana bir savunma ve bir son söz hakkı tanımıyorlar bir türlü.
     Genç ve güzelmişim. Zengin bir ailenin kızıymışım. Güzelliğim o derece imiş ki, hayatta aradığım her mutluluğa kavuşmak benim için hiç de zor değilmiş. Elimi şöyle bir uzatıversem, peşime ellisi birden düşüverirmiş…
     Ah bu insafsızlar… Bre halden anlamazlar… Daha neler söyleyeyim bilmem ki?
     Güzellik neye yarar? Peşime ellisi değil, yüz ellisi düşse bu hangi mutluluğu getirebilir? Zenginlik her şeyi halleder, her kapıyı açabilir mi ki? Hele o gönül Orhan’ın gönlü olursa…
     Sonra mutluluk şeker değil, tuz değil, bakkaldan alınsın! Basma değil, ipekli değil… Bastır parayı, arşın mı olur, metre mi olur, gücüne göre, dilediğin kadar kestir, sok koltuğunun altına taşı evine…
     Paranın kalplaşıp geçmez olduğu yerin mutluluk pazarı olduğu gerçeğini ne yazık ki bu gafiller bir türlü anlayamıyorlar…
     Neden bu kadar karamsar olduğum, neden bu şarkıya bu kadar gönül verip dilimden hiç düşürmediğimi hayretle karşılayıp, kendinize göre yürüttüğünüz birtakım ihtimalleri bir kenara itip, beni alay ile kınamayı bırakarak bana biraz yaklaşınız şöyle… Söyleyeceklerime kulak veriniz öncelikle…
     Orhan ile İstanbul’da, üniversiteye giriş imtihanları sırasında tanıştık…
     Orta halli bir aileye mensuptu. O gün imtihandan çıktıktan sonra bir müddet birlikte yürüdük kendisi ile. Gülhane parkına kadar konuşa konuşa gelmişiz. Yan yana oturmuş olduğumuz bankoda, elimizdeki çikolatalı dondurmaları yudumlarken içime birtakım duygular doluverdi. Bursa’ya dönüşü iki gün daha geciktirmek istedim. Kanlıca’da oturmakta olan halamların öyle arzu ettiklerini söyledim telefonla babama. Çünkü Orhan iki gün sonra döneceğini söylemişti. Sanki tesadüfen buluşuverdik vapurda…
     Bu tesadüfler sonra Bursa’da da devam etti…
     Geçen günler içerisindeki, tarafımdan bizzat yaratılan bu tesadüfler hiçbir işe yaramadı. Ne yaptım, ne ettimse hepsi boşa gitti. Orhan’ı istediğim köşeye bir türlü sıkıştıramadım. O benden uzaklaştıkça, o benden kaçtıkça, ben deliye dönüyor, onur ve kibrimi ayaklar altına alarak üstüne üstüne gidiyor, fakat yine de bir netice elde edemiyordum.
     “Boşuna uğraşıyorsun Filiz… Çok güzel bir kızsın, fakat seninle arkadaşlıktan ileriye bir bağ, bir yakınlık düşünemiyorum,” diyordu.
     Yüzüm kızararak itiraf ediyorum şimdi…
     Kendi hazırladığım tesadüflerin birinde, hem de kendi evimizde, ayrıca evde kimselerin, yani ikimizden başka kimselerin bulunmadığı bir günde ve dekolte bir kıyafet içerisinde, bütün şuhluğum ve dişiliğimle hücuma geçmeme rağmen, olumlu bir sonuca ulaşamadım.
     Orhan’ın bu dürüstlüğü ve mertliğine saygı duyarak, içimden onu takdir edip alkışlamakla beraber, yine de isyan ederek şimdi sizlere soruyorum.
     Zenginlik, güzellik… Bazılarınca çok kuvvetli ve geçerli gibi görünen bu silahlar ne işime yaradı benim? Gönlümde kanamakta olan yarama bir de gurur ve haysiyet yarası ilave etmekten başka ne işime yaradı… Lütfen söyler misiniz?
     Çok geç anladım… Sevmek acı bir arzu… Sevenler sevilmiyor… Ne yapıp ne etseler boş… Sonunda anladım ki ağlayan şu gözlerim ne güldü, ne de gülecekler…
     Geçen gün Orhan’ı bir esmerin kolunda görmüşler…
     Ben üzülüp ağlamayayım da kimler ağlasın? Kimler ah etsin? Bir kere daha anladım ki, sevilmiyor sevenler…
     Hayat böyle işte… Bu yollardan daha kimler, kimler gelip geçecekler?

Sevmek acı bir arzu derler sevilmiyor sevenler
Ağlayan şu gözlerim ne güldü ne de gülecekler
Hayat böyle bu yoldan daha kimler geçecekler
Ağlayan şu gözlerim ne güldü ne de gülecekler 

Beste: Avni Anıl
Güfte: Şadi Kurtuluş
Makam: Kürdilihicazkâr
Usûl: Düyek
Form: Şarkı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir