Eski İngiltere Gezileri-4 (İskoçya)

E

     İskoçya’da doğanın çarpıcı güzelliğini, bir yanda yüksek dağlık bölgeler Highlands, öte yandan mücevher gibi göllerle nehirlerin barındığı derin vadiler simgeler. Uzak göllerin kıyılarında romantik şato harabeleriyle neredeyse İskandinavya’ya kadar uzanan adacıklar da bu güzelliğin başka yönleridir. İskoçya tartan kumaşlarla erkeklerin giydiği geleneksel eteklerin, çok özel malt viskilerinin ve gaydaların vatanıdır. Golf de bu ülkeyi kendine vatan edinmiş gibidir, 400’ü aşkın golf sahası ve golf parkı vardır. Muhteşem başkent Edinburgh ve Glasgow’un sanat harikaları ülkenin doğal güzelliğini tamamlar. İskoçya’nın birçok kahramana ilham kaynağı olmuş olması şaşılacak şey değildir. Şair “Robbie” Burns 200 yıl önce ölmüş olmasına rağmen şiir ve şarkıları hâlâ her İskoçyalının dilindedir ve şairin doğum günü olan 25 Ocak’ta her yıl “Burns Yemekleri” etkinliği ile yaygın olarak kutlanır.
     Kasaba ve Kentler
     İskoçya’nın başkenti Edinburgh görülmeden geçilmeyecek bir kenttir. Bu elegan kent orta yerindeki bir tepenin üzerine kurulmuş muhteşem bir şatonun gölgesinde yaşar gibidir. Royal Mile adlı Arnavut kaldırımı bir cadde, şatodan başlayıp, bir zamanlar İskoçya Kraliçesi Mary’nin evi olup bugün de yine Kraliyet ailesinin konutlarından biri olan Holyroodhouse Sarayı’na uzanır. Eski kentin daracık sokaklarında veya geniş ve çağdaş Princes Street’te kaliteli tartan kumaşlar ve yünlüler alabilirsiniz. Kültürel açıdan ise, kentin üç Ulusal Sanat Galerisi ve birçok tiyatrosu vardır. Her yıl Ağustos ayında Edinburgh Fringe Festivali günlerinde kent bir arı kovanına döner, sokaklar bile birer sahneye dönüşür.
     Edinburgh’un elegansına karşılık, İskoçya’nın en büyük kenti Glasgow yerinde duramayan, hareketli bir kenttir. Stil düşkünü bu kent, 1996’da Uluslararası Dizayn Festivali’ne ve “art nouveau” tasarımcı Charles Rennie Mackintosh’un eserleri hakkında özel bir sergiye sahne olmuştur. Sanata düşkünseniz, büyük bir park içindeki muhteşem Burrell Collection’ı kaçırmayın. Glasgow’da akşam saatlerinde de yapacak çok şey vardır. Sayısız publar, gece kulüpleri, tiyatrolar, sinemalar… Mayıs ayında ünlü Mayfest Uluslararası Sanat Festivali boyunca kent hop oturur hop kalkar.
     Merkezden uzaklaştıkça, Stirling, Perth, Pitlochry ve St. Andrews tüm dünyada golf sporunun manevi vatanı olarak ün salmıştır. Old Course sahasında oynamak isterseniz ya çok önceden rezervasyon yapmanız ya da günlük çekilişe katılarak şansınızı denemeniz gerekir.
     Kırsal Bölgeler
     Kuzeydeki çarpıcı Highlands bölgesi alabildiğine çekici olmakla birlikte, Edinburgh veya Glasgow’dan buralara doğru yola çıkmadan önce, güneye uğrayıp İskoçya’nın tarihsel sınır bölgelerini gezmeye değer. Melrose, Jedburgh, Dryburgh ve Kelso’da İngilizlerin yıktıkları manastırların harabeleri bu bölgenin tarihi boyunca yaşadığı fırtınalı sınır savaşlarının kalıntılarıdır.
     Kuzeye doğru yolculuk ettiğinizde manzaranın gittikçe değiştiğini, yemyeşil ovalarda daha engebeli, daha vahşi bir hale dönüştüğünü fark edeceksiniz. Edinburgh ve Glasgow’dan kuzeye doğru çevrenin çoğunluğu yüksek dağlar, derin göller ve köpüklü nehirlerle kaplıdır. Kuzeybatı taraftaki bölgeler özellikle caziptir. Loch Lomond Gölü’nü geçip Glencoe çevresindeki dağları aşarak Inverness yakınlarındaki Loch Ness Gölü’ne ulaşmak eşsiz bir gezidir. Burada Drumnadrochit yakınındaki bir konuk merkezinde Loch Ness canavarı “Nessie”nin öyküsünü öğrenebilirsiniz. Canavarı görebilir miyiz diye gölü izlemek isterseniz, 13. yüzyıldan kalma Urquhart Castle kalesinin gizemli harabelerinden manzara harikadır. Kıvır kıvır dağ yollarından geçip göllerin kıyılarından geçerken tüylü Highlands ineklerini, geyikleri, kartalları, orman tavuklarını ve Loch Duich Gölü kıyılarındaki Eilean Donan gibi kartpostal görünümlü kaleleri izleyebilirsiniz. Aslen 14. yüzyılda inşa edilen bu kale 400 yıl sonra yıkılmış ve 60 yıl kadar önce tekrar onarılmıştır.
     Kalitenin İzini Sürerken
     İskoçya’nın viski imalathanelerini veya tartan ve diğer yünlü mamuller satan atölye dükkânlarını keşfetmek isterseniz tabelalarla işaretlenmiş bir yol izleyerek kolay bir keşif yolculuğuna çıkabilirsiniz. Aberdeen’in batısında Speyside’da Malt Viskisi Yolu sekiz imalathaneden geçer, buraları dolaşıp ürünlerinin tadına bakabilirsiniz. Buraların en eskisi Strathisla 1786’da açılmıştır, fakat ilk yasal imalathane 1824’te açılan Glenlivet’tır. Viski hakkında pek bilgili değilseniz, en iyisi Edinburgh’taki Scotch Whisky Heritage Centre merkezine uğrayıp tüm merak ettiklerinizi öğrenmek, arkasından da bir viski turuna çıkmaktır.
     Başka bölgelerde birçok yünlü atölyesi vardır. Glasgow’un kuzeydoğusuna doğru bir yünlü turu yapabileceğiniz gibi güneyde İngiltere sınırı yakınında Walkerburn Yünlü Tekstil Müzesi’ni ve iki örme atölyesiyle birçok fabrika dükkânının bulunduğu Hawick tekstil merkezini kapsayan bir başka tura da katılabilirsiniz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz