Tarih Adım Adım Yazıldı-41. Kanarya Adaları’nın Keşfi-Jean de Béthencourt-3

T

TARİH ADIM ADIM YAZILDI – Ünlü Gezginlerin İzinden Dünya Tarihine Bir Bakış
1. Kitap-5. Bölüm : Kanarya Adaları’nın Keşfi – Jean de Béthencourt-3
                Geçen zaman sürecinde, Lancerote Adası’nda da çok önemli olaylar cereyan etmiştir. Hain Berneval’ın davranışlarından son derece kırılan Kral Guadarfia isyan etmiş, bu arada, Gadifer’in adamlarından birkaçı ada halkı tarafından öldürülmüştür. Gadifer suçluları cezalandırmaya karar vermişken, ada yerlilerinden Ache adında kralın bir akrabası, Guadarfia’nın yakalanması, kendi lehine tahttan indirilmesi ve kendisinin kral ilan edilmesi önerisinde bulunmuştur. Oysaki, Ache adlı bu adam bir hilekârdan başka bir şey değildi. Krala ihanet ettikten sonra, Normanlar’a da ihanet edecek ve onları ülkesinden kovacaktı. Adamın kötü niyetlerinden kuşkulanmayan Gadifer, öldürülen adamlarının intikamını almak isteyerek Ache’nin önerilerini kabul etmiş ve kısa süre sonra kralı yakalatarak kaleye göndermiş ve zincire vurdurmuştur.
                Birkaç gün sonra, adanın kralı olduğu henüz ilan edilmiş olan Ache, Gadifer’in adamlarına saldırmış ve bir çoğunu ağır şekilde yaralamıştır. Fakat bir sonraki gece, kaleden kaçmayı başaran Guadarfia, bu kez Ache’yi yakalatmış, hemen orada taşlanmak suretiyle öldürtmüş ve cesedini yaktırmıştır.
                Her gün tekrarlanan bu kargaşa ve saldırılara son derecede öfkelenen vali, ülkenin bütün erkeklerini öldürtmeye ve vaftiz yapmak için ancak kadınları ve çocukları sağ bırakmaya karar vermiştir. Tam bu sıralarda, Jean de Béthencourt tarafından gönderilen mektupta, Kanarya Adaları halkının Castille kralına olan saygılarının kendisine iletildiği Gadifer’e bildirilmiştir. Vali, bu haberden hiç memnun olmamıştır. Çünkü, o da, adalardan kendisine düşen paya sahip olmayı aklından geçirmiştir. Bununla birlikte hoşnutsuzluğunu gizlemiş ve gelenleri çok güzel şekilde karşılamıştır.
                Malzemelerin ve silahların boşaltılmasına hemen başlanmış ve Gadifer, çevre adaları dolaşmaya gitmek amacıyla gemiye binmiştir. Yanına Remonnet ile daha başkalarını da almış ve kendisine rehberlik etmek üzere iki ada yerlisini de beraberinde götürmüştür.
                Gadifer, bir engelle karşılaşmaksızın Fortaventure Adası’na varmıştır. Adaya çıkışından birkaç gün sonra, bölgeyi keşfetmek amacıyla, otuz beş adamla birlikte hareket etmiş, fakat az bir zaman sonra, adamların büyük bir kısmı onu terketmiş ve ikisi okçu olmak üzere sadece on üç adam onunla birlikte kalmıştır. Buna rağmen Gadifer, keşif işine devam etmiştir. Bir akarsuyu geçmelerinin ardından, sekiz yüz palmiye ile gölgeli çok nefis bir vadiye girmiştir. Daha sonra dinlenip karnını doyurmuş ve uzun bir yokuşu aşarak yoluna devam etmiştir.
                Burada, küçük grubun etrafını çeviren elli kadar ada yerlisi ortaya çıkmış ve adamlar, ölüm tehdidinde bulunmuşlardır. Gadifer’le adamları, soğukkanlılıklarını koruyarak önlem almışlar ve yerlileri kaçırmayı başarmışlardır. Akşama doğru, yanlarında dört tutsak kadın olduğu halde gemilerine dönebilmişlerdir.
                Gadifer ertesi gün, Fortaventure’den ayrılmış, Teldès ile Argonnez arasında kalan büyük bir koya girmek suretiyle Büyük Kanarya Adası’na gelmiştir. Yerlilerden beş yüz kişi onun karşısına çıkmış, ancak adamlar herhangi bir düşmanlık gösterisi sergilememişlerdir. Yerliler, balık oltası ve demir eşyaya karşılık, ülke ürünleri ile hoş kokulu bir madde olan reçineyi değiştirmişlerdir. Ancak Kanaryalılar, yabancılara karşı çekingen ve tedbirli davranmışlar; çünkü, yirmi yıl önce, adaya baskın yapan Kaptan Lopez’in adamlarından şikâyetçi oldukları için Gadifer’in karaya çıkmasına izin vermemişlerdir.
                Vali, Büyük Kanarya’da ufak bir keşif dolaşması bile yapamadan harekete mecbur kalmış ve Demir Adası’na doğru yollanmıştır. Sadece sahilleri izleyebilmiş, üzerinde yerlilerin ışıkları parıldayan Gomère Adası’na geceleyin varmıştır. Gün doğunca, Gadifer’in arkadaşlarından birkaçı dışarı çıkmak istemişse de, hızlı hareket etmeleri ve cesur olmaları nedeniyle çok tehlikeli görünen Gomèreliler, hemen gemiye dönmeye mecbur kalan adamların üzerine saldırmışlardır.
                Vahşi Gomèreliler’in bu şekildeki davranışlarından canı sıkılan Gadifer, Demir Adası’nda şansını bir kere daha denemeye karar vermiştir. Hemen hareket ederek, gün doğarken adaya varmıştır. Bir engelle karşılaşmadan dışarı çıkabilmiş ve adada yirmi iki gün kalmıştır.
                Ada, orta kısım itibariyle çok güzeldi. Burada yüz binden fazla çam ağacı bulunuyordu. Berrak ve çok bol olan akarsular, adanın birçok yerlerini suluyordu. Her tarafta bıldırcınlar uçuşuyor, domuzların, keçilerin ve koyunların pek bol olduğu görülüyordu.
                Gadifer ve adamları, bu konuksever adadan Palma Adası’na geçmişler ve önemli bir nehrin sağ tarafındaki bir limanda demirlemişlerdi. Bu ada, takımadaların, okyanus tarafına doğru en ileride olanı idi. Her tarafı çamlarla, güzel bitkilerle örtülü bulunuyor ve her çeşit tarıma elverişli görünüyordu. Uzun boylu, gürbüz ve güzel görünümlü yerlilerin, sevimli yüz hatları ve çok beyaz ciltleri olduğu fark ediliyordu.
                Gadifer, bu adada az bir zaman kalmış ve tayfalar, dönüş için buradan su tedarik etmişlerdir. Karaya çıkmaksızın, takımadalara dahil diğer adaların kıyı sularında dolaştıktan sonra, iki gün iki gecede Lancerote Kalesi’ne varmışlardır. Böylece, kaleden uzak kalmaları üç ayı bulmuştur. Arkadaşları, bu süre içinde, yerlilerle sürekli savaşmışlar, çok sayıda tutsak almışlar ve moralleri çökmüş olan Kanaryalılar, günden güne itaat altına girmeye başlamışlardır. Sonuçlardan memnun kalan Gadifer, Kanarya Adaları kolonisi durumu hakkında Jean de Béthencourt’a bilgi vermesi amacıyla, jantiyomlarından birini İspanya’ya yollamıştır.
                Valinin, göndermiş olduğu adam henüz Cadix’e varmadan Baron de Béthencourt, küçük bir askeri birlikle Lancerote Kalesi’ne çıkmıştır. Gadifer, adamları ve vaftiz edilmiş Kanaryalılar, baronu sevinçle karşılamışlardır. Pek az bir süre sonra, Kral Guadarfia, bizzat teşekküre gelmiş ve 20 Şubat 1404 tarihinde, bütün arkadaşlarıyla birlikte Hıristiyan olmuştur. Jean de Béthencourt’un rahipleri, dünyanın yaratılışı, Adem’le Havva’nın cennetten kovuluşu, Nuh’un gemisi ve Babil Kulesi’nin tarihi, büyük din adamlarının (azizlerin) hayatı, Hazreti İsa’nın yaşam öyküsü ve Museviler tarafından çarmıha gerilişi gibi Hıristiyanlığın başlıca esaslarını kapsayan çok basit bir talimatı kaleme almışlar ve sonunda on emir, kutsama, paskalya, günah çıkarma ve diğer konular hakkında bilgi vermişlerdir.
                Jean de Béthencourt, hırslı bir adamdı. Kanarya Adaları’nı keşfedip ele geçirmek onu tatmin edemezdi. Okyanus sularıyla yıkanan Afrika kıtasının sahil bölgelerini de aklından geçiriyordu. Lancerote Adası’na dönerken bu konu, onun gizli düşüncesi olmuştu. Bununla birlikte, gerçekte bir sözden ibaret senyör olmaktan başka bir sıfatı taşımadığı takımadalarda, fiili bir egemenlik kurma işini hayata geçirmek istiyordu. Bunun üzerine, hemen işe koyulmaya, Gadifer tarafından gezilip görülmüş olan bütün adaları bizzat ziyarete karar vermişti.
                Fakat, yola çıkmadan önce, Gadifer ile kendisi arasında bir görüşme gerçekleşti. Yaptığı hizmetlerle övünen Gadifer, ondan, Fortaventura, Teneriffe ve Gomère’nin kendisine bırakılması suretiyle ödüllendirilmesini istedi.
                Baron ona şu cevabı vermişti:
                “Dostum, benden istediğiniz adalar henüz ele geçirilmiş değildir. Zahmetinizin boşa gitmemesi ve ödülsüz kalmamanız düşüncesinde olduğumu bilmelisiniz. Buna hak kazanmış olmanız doğaldır. Yalnız, sizden bir ricam var ki, o da, giriştiğimiz işin bitirilmesi, dost ve kardeş kalmamızdır.”
                Gadifer; “Çok güzel söylüyorsunuz,” demişti. “Fakat benim hiç de memnun olmadığım bir şey var ki, o da, Kanarya Adaları’nın Castille kralına bağlı bulunduklarını bildirmiş olmanız ve bunu söylerken de kendinizi bir senyör gibi saymanızdır.”
                Jean de Béthencourt, bu çıkışa karşılık olarak;
                “Krala bağlı bulunduğum ve hoşuna gitmesi dolayısıyla kendimi gerçek bir senyör gibi saymam konusundaki ifadeniz doğrudur. Fakat, işimizin sonunu bekleyebilirseniz, sizi tatmin için memnun kalacağınız herhangi bir şeyi size verebilir, bırakabilirim.” demişti.
                Gadifer bunun üzerine; “Bu adalarda uzun süre kalacak değilim; çünkü, Fransa’ya dönmem gerekiyor. Artık burada kalmak istemiyorum,” şeklinde bir karşılık vermişti.
                Sonunda iki şövalye birbirlerinden ayrılmışlar; yavaş yavaş yatışan Gadifer, Kanarya takımadalarında yapılacak keşif dolaşması sırasında, Jean de Béthencourt’la birlikte bulunma önerisini reddetmiştir.
                Malzemesi bol miktarda sağlanmış ve iyice silahlanmış olan Baron de Béthencourt, Fortaventure Adası’na doğru yelken açmıştır. Bu adada üç ay kadar kalmış ve başlangıçta büyük sayıda ada yerlisini tutsak ederek Lancerote Adası’na taşımıştır. Onun bu şekildeki hareketine pek şaşmamalıdır; çünkü, bütün kâşiflerin bu şekilde davrandıkları bir devirde bu hareket yöntemini çok doğal karşılamak zorunluluğu vardır. Baron, adada kaldığı süre boyunca, iri yapılı, güçlü ve törelerine çok bağlı olan ada yerlilerinin saldırılarına karşı iyice güçlendikten sonra bütün adayı dolaşmıştır. Küçük bir köyün ortasında kalıntıları hâlâ duran Richeroque adlı kale, bu arada yüksek bir dağın alt yamacına kurulmuştur.
                O tarihlerde Gadifer, zaman zaman, kaba ve ağır sözleriyle belirgin olan şikâyet ve can sıkıntısını hiç unutmamış olmasına rağmen, baronun, Büyük Kanarya Adası’nı ele geçirme önerisini ortaya attığı zaman, harekâtın komutanı olmayı kabul etmiştir.
                Gadifer, 25 Temmuz 1404 tarihinde yola çıkmış ise de, sefer hiçbir faydalı sonuç vermemiştir. İlkin, denizciler, fırtınadan ve ters yönden esen rüzgârlardan çok sıkıntı çekmişlerdir. Sonunda, Teldès limanına varmışlar; fakat gece karanlığının bastırması ve rüzgârın sertleşmesi nedeniyle, burada karaya çıkmaya cesaret edememişlerdir. Küçük Argynegriy şehrine kadar ilerlemişler ve bu şehir karşısında on bir gün demirli durumda kalmışlardır. Kralları Artamy tarafından tahrik edilen ada yerlileri, Gadifer’in adamları için çok kötü sonuçlar doğuran tuzaklar kurmuşlardır. Aralarında defalarca çatışma olmuş, kan dökülmüş ve kendilerini sayıca zayıf gören Castilleliler, Teldès’e gelip orada iki gün kalmışlar ve sonra Lancerote Adası’na geri dönmüşlerdir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi