Sel ve Irmak
Sel ve Irmak

Sel ve Irmak

Bir sel boşanmış dağdan,
Dünyayı gürültüye boğaraktan.
Korku salıyormuş geçtiği yere,
İnsan, hayvan, kaçan kaçana!
Öyle yıldırmış ki milleti,
Kimseler yaklaşamıyormuş yanına.
Yolcu yolunda gerek,
Ama kimseler gidemiyormuş yoluna,
Bu sel geçilmez diyerek.
Bir tek yolcu geçmiş seli,
O da neden?
Peşinde eşkıya varmış da ondan.
O geçince eşkıyalar da geçmiş,
Çok derin sandığı yer,
Hiç de değilmiş meğer.
Derken bir ırmak çıkmış karşısına,
Seli geçen, ırmaktan korkar mı?
Hele ardında, eşkıya da olursa.
Yolcu bakmış, uslu akıllı bir ırmak,
Ne uçurum, ne kaya,
Uyuyor sanki mübarek,
Yatmış tertemiz kumlara.
Yolcu hiç korkmadan sürmüş atını;
Seli geçti ya,
Bu ırmağı haydi haydi geçerim sanmış.
Meğer sel ırmağın yanında sudanmış.
Karşıya geçecek yerde zavallı, öyle bir yere gitmiş ki atıyla, eşkıyalar kanatlı da olsalar nafile!
Gürültü edenlere kulak asma pek: Korkacaksan, sesi çıkmayanlardan kork!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir