Tarih Adım Adım Yazıldı-42. Kanarya Adaları’nın Keşfi-Jean de Béthencourt-4

T

TARİH ADIM ADIM YAZILDI – Ünlü Gezginlerin İzinden Dünya Tarihine Bir Bakış
1. Kitap-5. Bölüm : Kanarya Adaları’nın Keşfi – Jean de Béthencourt-4

                 Başarısızlığından dolayı pek üzülen Gadifer, çevresinde olup biten her şeyi kötü görmeye başlamıştır. Senyörüne olan kıskançlığı her geçen gün artmış, Baron de Béthencourt’un hiçbir şeyi beceremediğini tekrarlayarak ona şiddetli suçlamalar yönelttiği zannına kapılarak, kendi ruhsal durumunu bozmuş ve başkasının karışmaması durumunda, işlerin bu kadar kötüye gitmemiş olacağını iddia edip durmuştur. Sözler, Baron de Béthencourt’un kulağına kadar gelmiş ve kendisi bu duruma çok üzülmüştür. Bunun üzerine, Gadifer’e çıkışmış ve bu yüzden aralarında karşılıklı olarak ağır sözler sarfedilmiştir. Gadifer, kaldığı takdirde, kendisine hiçbir yararı dokunmayacak olan bu ülkeyi terk etme fikrinde ısrar etmiştir. Oysaki, Jean de Béthencourt, İspanya’ya döneceği düşüncesiyle işlerini ona göre düzenlemiştir. Aralarındaki anlaşmazlığı düzeltmek amacıyla kendisine eşlik etmesi konusunda Gadifer’e öneride bulunmuştur. Gadifer öneriyi kabul etmiş ise de, iki rakip birlikte yola çıkmamışlardır. Baron, kendi gemisiyle hareket ederken, Gadifer de başka bir gemiyle yola çıkmıştır. Her ikisi de Seville’ye varmışlar; Gadifer, düşünce ve isteklerini bildirmiş, fakat Castille kralı, onu haksız bularak Baron de Béthencourt’un hareket yöntemini tamamen uygun görmüştür. Bunun üzerine Gadifer, İspanya’dan ayrılarak Fransa’ya dönmüş ve kendi hesabına ele geçirmeyi umduğu Kanarya Adaları’na hiçbir zaman geri dönmemiştir.
                Baron de Béthencourt, yola çıkması için kraldan hemen izin istemiş, yeni doğan koloni yönetiminin, onun varlığına şiddetle ihtiyaçları olduğundan söz etmiştir. Hareketinden önce, kendisini çok seven Seville halkı, ona büyük iltifat ve ikramlarda bulunmuş, silah, çeşitli gıda malzemesi, altın ve gümüş vermiştir.
                Jean de Béthencourt, kısa sürede Fortaventure Adası’na varmış ve burada arkadaşları tarafından hararetle karşılanmıştır. Gadifer, yola çıkarken, yerine vekil olarak Annibal adlı gayrimeşru oğlunu bırakmasına karşılık, Norman şövalyesi ona yine de iyi davranmış ve güleryüz göstermiştir.
                Baron de Béthencourt’un adaya yerleşmesinin ilk günlerinde, Kanaryalılar’la çeşitli çatışmalar olmuş ve ada yerlileri, küçük bir kiliseyi yaktıktan, erzak ve malzemeyi yağma ettikten sonra, Richeroque Kalesi’ni de tahrip etmişlerdir. Baron, bu saldırıyı yapanları sıkı sıkıya izletmiş ve sonunda başarı sağlamıştır. Lancerote Kalesi’nde bulunan adamlarından büyük bir kısmını getirtmiş ve küçük kalenin hemen yeniden yapımı için emirler vermiştir.
                Bununla birlikte, çatışmalar tekrar başlamış, birçok Kanaryalı ölmüş ve bu ölüler arasına, Jean de Béthencourt’un canlı olarak yakalanmasını istediği dokuz ayak boyundaki dev bir adam da karışmıştır. Baron, Gadifer’in oğluna ve onunla birlikte hareket eden adamlara güvenememiştir. Bu çocuk, babasının Baron’a karşı olan kıskançlığını sürdürmüştür. Fakat, onun yardımına muhtaç olan Baron, her ne olursa olsun, güvensizliğini gizlemeye çalışmıştır. Bereket versin ki Baron’un adamları, Gadifer’e bağlı kalan adamların sayısından çok daha fazla olmuştur. Bu sırada, Annibal’ın davranışları ve kötü konuşmaları öyle bir hal almıştır ki, Baron, Jean le Courtois adındaki vekilini göndermek zorunda kalmış ve emirlerine uyacağına dair yapmış olduğu yemini ona hatırlatmıştır.
                Jean le Courtois, çok kötü karşılanmış ve Gadifer taraftarlarının haksız yere tuttukları ve bir türlü salıvermek istemedikleri bazı tutsak Kanaryalılar konusunda, oğlu ve adamlarıyla tartışmalar yaşanmıştır. Bununla beraber, sonuçta Annibal boyun eğmek zorunda kalmıştır. Baron’un yanına dönen Jean le Courtois, onun küstahlıklarını aktarmış ve amirini bu adama karşı harekete geçirme yolunu aramıştır.
                Her şeyi inceden inceye tartan ve doğru düşünen Béthencourt, ona şu cevabı vermiştir:
                “Hayır olmaz, Bayım! Onu ve adamlarını haksız çıkarmak istemiyorum. Yapılmasının doğru olacağı düşünülen her şeyi yapmak gerekli değildir. İnsan, daima kendini tutmak ve şerefini çıkarının üstünde olarak korumak zorundadır.”
                Bunlar elbette ki güzel sözlerdi ve üzerinde fazla düşünülemezdi.
                Bu sırada, mevcut iç anlaşmazlıklara rağmen, ada yerlileri ile adaları ele geçirmek isteyenler arasında savaş sürüp gidiyor; iyi silahlanmış olan Avrupalılar, bütün çarpışmalardan galip çıkıyorlardı. Bu durum karşısında Fortaventure kralları, görüşmede bulunmak arzusunu duymuşlar ve bir anlaşma yapılmasını sağlamak için, Baron de Béthencourt’a bir Kanaryalı’yı elçi göndermişlerdi. Adalılar, isteklerine, Hıristiyanlığı kabul etme arzusunda olduklarını da ekliyorlardı. Bu başlangıca pek memnun olan Baron, eğer kendisiyle görüşmeye gelecek olurlarsa, kralların memnunlukla karşılanacaklarını cevaben bildirmişti.
                Bunun üzerine, adanın kuzeybatı bölgesine hükmeden Kral Maxorata, yirmi iki kişiden oluşan maiyeti ile hemen gelmiş ve bu adamların tamamı, 19 Ocak 1905 tarihinde vaftiz edilmişlerdir. Üç gün sonra, diğer yirmi iki ada yerlisi de vaftiz olmuştur. Fortaventure’ün güneydoğusundaki Handia Yarımadası’nı yöneten kral 25 Ocak tarihinde, tebasından yirmi altı kişi ile birlikte gelerek Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Kısa bir zaman içinde, Fortaventure’ün bütün halkı Katolik mezhebine girmiştir.
                Bu başarıdan kendini mutlu hisseden Baron de Béthencourt, ülkesini tekrar görmeyi düşünmüştür. Bunun üzerine adaların komutanlık ve yönetimini, vekili Jean le Courtois’ya bırakmış, arkadaşlarının gözyaşları ve sevgi gösterileri içinde, ocak ayının son günü hareket etmiş, Fransa’yı göstermek için yanında üç Kanaryalı erkek ile bir Kanaryalı kadını da götürmüştür.
                Baron de Béthencourt, yirmi bir günde Harfleur limanına varmış ve iki gün sonra da, Grainville’deki evine dönmüştür. Ülkenin bütün soylu kişileri, onu kutlamaya gelmişler; karısı ile kendisi bu ziyaretçileri büyük bir zevk ve sevinçle karşılamışlardır. Jean de Béthencourt, en kısa zamanda Kanarya Adaları’na dönmeyi aklına koymuştur. Her meslekten kişiler olmak üzere kendisiyle birlikte gelmek isteyen yurttaşlarını adalara götürmeyi tasarlamış, evli veya evlenmek üzere olan bu gibi kimselere toprak vermeyi vadetmiştir. Böylece, aralarından yirmi üçünün karılarını da yanlarında götürdüğü yirmi sekiz silahlı adamın yer aldığı birçok göçmeni toplamayı başarmıştır. Bütün bu kafileyi sevk etmek için iki gemi ayrılmış ve toplanma günü olarak 6 Mayıs tarihi tespit edilmiştir. Baron de Béthencourt, 9 Mayıs günü yelken açtırmış ve takımadalardan ayrılışından dört buçuk ay sonra tekrar Lancerote Adası’na çıkmıştır.

                Norman şövalyesi, borazanlar, trampetler ve diğer müzik aletlerinin ezgileriyle karşılanmıştır. Kanaryalılar, dansları ve şarkıları ile “İşte kralımız geldi!” diye bağırarak valinin dönüşünü selamlamışlar ve kutlamışlardır. Jean le Courtois, durumun nasıl olduğunu kendisine soran senyörünün karşısına çıkmak üzere hemen koşmuş, “Herşey yolunda ve çok iyi,” diye cevap vermiştir.
                Baron de Béthencourt ile arkadaşları, Lancerote Kalesi’ne yerleştirilmişlerdir. Adalar, yeni gelen adamların çok hoşuna gitmiştir. Hurmaları ve ülkenin diğer nefis meyvelerini yemişler ve hiçbir şey onlara kötü görünmemiştir.
                Jean de Béthencourt, Lancerote’da bir süre kaldıktan sonra, Fortaventure’yi ziyaret amacıyla, yeni arkadaşlarıyla birlikte yola çıkmıştır. Baron’un bu adada karşılanması, özellikle Kanaryalılar ve iki kral tarafından hiç de öyle tatsız olmamıştır. Krallar, Jean le Courtois tarafından onarılmış olan Richecoque Kalesi’nde Baron’la birlikte yemek yemişlerdir.
                Baron de Béthencourt, bu sıralarda, Lancerote ve Fortaventure adalarında yaptığı gibi, Büyük Kanarya’yı da fethetmek niyetinde olduğunu açıklamıştır. Fransa’dan getirmiş olduğu yeğeni Maciot’un, bu ülkenin Béthencourt adından hiçbir zaman yoksun kalmaması amacıyla, adaların yönetimini eline almasını düşünmüştür. Tasarısını Jean le Courtois’ya açmış ve o da, bu tasarıyı yerinde bularak sözlerine şunu eklemiştir:
                “Bayım, Tanrı kısmet edip de Fransa’ya döndüğümüz zaman ben de sizinle döneceğim. Maalesef ben iyi bir koca değilim. Beş yıldan beri karımı görmedim. Gerçekte ise, karımın pek fazla üzgün olduğunu da sanmıyorum.”

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi