Üç Kısa Öykü-11

Ü

     William Shakespeare
     Yaşadığı şehirden, bulunduğu ortamdan, kısacası yaşantısından sıkılan genç bir adam, cebindeki az bir miktar parayla, yanına hiçbir şey almadan, bulunduğu kenti terk edip, daha önce hiç bilmediği bir ülkeye gitmiş. Oraya henüz alışmaya çalışırken birden bir ses duymuş. Bir çığırtkan, avazı çıktığı kadar meydanda bağırıyormuş:
     “Tiyatro! Gelin! Kaçırmayın! Bu akşam tiyatro var!”
     Genç adam hayatında hiç tiyatroya gitmemiş ve inanılmaz derecede merak etmiş. Biletin nereden alındığını öğrenmiş. Bilet fiyatı cebindeki tüm para kadar olmasına rağmen hiç tereddütsüz bileti almış. Akşam olmuş, başlamış merakla oyunu izlemeye.
     Oyun bitmiş, herkes dağılmış ve bizim meraklı öylece kalmış, izlediği muhteşem oyunun karşısında. O sırada temizlikçi tarafından salonu boşaltmak için ikaz edilmiş. Genç adam ise “Bana müdürünüzün yerini söyler misiniz? Onunla bir şey konuşmam gerek!” demiş.
     Seyrettiği oyunun etkisi altında müdür ile konuşmuş ve buranın bir parçası olmak için ne iş olursa olsun çalışmak istediğini belirtmiş. Müdür çok şanslı olduğunu, şu sıralar bir temizlikçi aradığını, fakat önce onu denemesi gerektiğini ifade etmiş ve denemek üzere aylardır el değmemiş kütüphanenin temizlenmesini uygun bulmuş. “İşte burayı temizle. Eğer beğenirsem seni işe alırım,” demiş ve gitmiş.
     Tiyatro aşkının verdiği şevkle temizlik beklenenden kısa sürede bitmiş. Müdür odayı görmeden genç adamın samimiyetine inanmamış. Onu diğerleri gibi işi savsaklayan biri sanmış. Fakat odanın temizlendiğini görünce hayretler içinde kalmış. Aylardır içine girilmeyen oda gıcır gıcır oluvermiş. Müdür bu çabuk ve becerikli genci işe almaya karar vermiş.
     “Tamam, seni işe alıyorum.”
     “Fakat benim yatacak yerim yok!”
     “O zaman burada yatarsın ve işe daha erken başlarsın.”
     Arzusu kabul edilen tiyatro tutkunu, huzurlu bir şekilde odayı terk ederken müdür;
     “Adın neydi senin, buraya yazalım…” diye sormuş.
     Aldığı cevap şöyle olmuş:
     “William! William Shakespeare, efendim!” olmuş.
     Hazır Değilsiniz
     Bir yaz mevsimi, kuraklık küçük bir köydeki ekin için tehdit oluşturmaya başlamış. Sıcak bir Pazar günü, Nasreddin Hocamız cemaatine şöyle demiş:
     “Bizi yağmur duasından başka hiçbir şey kurtaramaz. Eve gidin, dua edin, inanın ve gelecek pazar günü Allah yağmur yağdıracağı için teşekkür etmeye hazır olarak gelin.”
     İnsanlar kendilerine söylenenleri yapmışlar ve bir sonraki Pazar tekrar camiye gelmişler. Ama Hoca onları görür görmez kızmış;
     “Bugün dua edemeyiz. Henüz yeterince inanmıyorsunuz!” demiş.
     “Ama nasıl olur?” diye itiraz etmişler. “Dua ettik ve gerçekten inanıyoruz!”
     “İnanmak mı?” diye sormuş Hoca. “O zaman nerede şemsiyeleriniz?”
     Şimdi Ekebilirsin
     Nebraska’da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekimi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, ama bu çok zor bir işti. Tek oğlu olan David ona yardım edebilirdi, fakat o da hapisteydi.
     Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve sorununu açıkladı:
     Sevgili David,
     Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kötü hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki, sen bahçeyi benim için hallederdin.
     Sevgiler… Baban…
     Birkaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı. Mektupta;
     Babacığım, Allah aşkına bahçeyi kazma! Ben oraya cesetleri gömmüştüm!
     Sevgiler, David…
     Ertesi gün sabaha karşı FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm bahçeyi kazdı, ama hiçbir cesede rastlamadı. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Aynı gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
     Babacığım,
     Şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.
     Sevgiler… David…

 (Anonim–Derleyen ve Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi