Candıde

C

                                          FRANÇOIS MARIE AROUET VOLTAIRE
                                  21.11.1694 Paris, FRANSA – 30.5.1778 Paris, FRANSA

Romanın Özeti:
    Westphalia’da, on sekizinci yüzyılda ikinci derecede olmakla beraber, kendisini önemli sayan Thunder-ten-Tronckh Baronu, şişman karısı Barones ve güzel kızı Cunegonde ile yaşamaktadır. Dr. Pangloss adında bir öğretmen ile Candide adında, cana yakın, içtenlikli ve Baron’un gayrımeşru dünyaya gelmiş yeğeni de aynı konakta otururlar. Pangloss, felsefi bir iyimserdir; mevcut olabilecek en iyi bir dünyada yaşadığına, olup bitenlerin, meydana gelebilecek en iyi şeyler olduklarına inanır. Candide, bu doktrini kabul eder. Bir gün, Baron onu Cunegonde’yi öper- ken yakalar ve şatosundan atar. Böylece gerçek hayata giren Candide, dünyada ne kadar ıstırap çekildiğini, kötülük ve aptallık bulunduğunu yavaş yavaş anlar.
    Candide, Abare denen bir ülke ile savaş hâlinde bulunan Bulgar ordusunda askere alınır. Kanlı bir çatışmadan sonra dehşet içinde kalan Candide, Bulgar ordusundan kaçar ve Hollanda’ya sığınır. Burada, sefil bir dilenci ile karşılaşır ve onun eski hocası Pangloss olduğunu anlar. Candide savaşın Westphalia’yı tamamen yıktığını ve Cunegonde’nin, ailesi ile birlikte öldüğünü öğrenir. Pangloss ve Candide, birlikte Portekiz’e giderler ve denizde, hemen hemen boğulacak kadar tehlike atlattıktan sonra Lizbon’u yıkan 1755 depreminden biraz önce şehre gelirler.
    Depremin, din düşmanlarını bağrında barındıran bu şehre Allah’ın gönderdiği bir ceza olduğuna inanan Kutsal Engizisyon, Pangloss’u asar ve Candide’yi de kamçılatır.
    Esrarengiz bir kadın, Candide’ye bakar, onu iyi eder ve Candide son derece sevinç içinde onun, kaybettiği Cunegonde’si olduğunu görür. Kadın ölmemiştir. Cunegonde, kendisinin ırzına geçtiklerini ve bağırsaklarının alındığını itiraf eder, fakat bunların hiç de öldürücü bir şey olmadıklarını da söyler. Kadın, şimdi iki kişinin ortaklaşa metresidir: Biri, bir Yahudi bankacısı; diğeri, Engizisyon Baş Hâkimi… Candide, her ikisini de öldürür ve gereken parayı çalarak, Cunegonde ile birlikte, bir gemiye binerek Arjantin’e kaçar. Orada, başlarına başka talihsizlikler gelir. İspanyol valisi Cunegonde’ye göz koyar ve Candide, Paraguay’a kaçar. Bu ülke, o zaman, askerî bir teokrasi olarak Cizvit papazları tarafından yönetilmektedir. Kumandan -ki hem bir albay, hem de bir papazdır- Candide’yi gayet iyi karşılar ve kendisinin Cunegonde’nin kardeşi olduğunu açıklar. Kumandan, Candide’nin kız kardeşini sevdiğini öğrenince, onu öldürmek ister. Candide tekrar kaçar.
    Cacambo adındaki melez bir uşağı ile beraber Candide, daha sonra, Eldorada adındaki mitolojik bir krallığı ziyaret eder. Bu ülkede altın ve kıymetli taşlar, kum ve çakıl taşları kadar çoktur. Daha da hayret uyandıran taraf bütün halkın, akıllı ve erdemli insanlar olmasıdır. Herkes adil olduğundan, avukat bulunmaz ve herkes erdemli olduğundan rahip de yoktur. Güzel sanatlar ve bilim, devletin destek ve koruyuculuğu altındadır ve en mütevazı bir vatandaşın bile yüksek bir yaşam düzeyi vardır. Gerçi bu insanlar, yabancılara gayet nazik davranıyorlarsa da Candide, hâlâ Cunegonde’yı düşünür. Sonunda ayrılmasına izin verirler. Candide, yanına dış dünyanın ölçülerine göre inanılmazcasına zengin saydıracak kadar mücevherat alır.
    Candide ve Cacambo, Surinam’a giderler. Candide, Cunegonde’yi geri vermesi için Cacambo ile Buenos Aires’teki valiye rüşvet gönderir ve kendisi de Avrupa’ya giden bir gemiye biner.
    Martin adında bir edebiyatçı ile dostluk kurar. Bu adamın yaşam görüşü, Pangloss’un iyimserliğinin tamamıyla karşıtıdır. Yolculuk boyunca iyi ve kötü, erdem ve kötülük, kader ve özgür irade üzerine uzun bir tartışma yaparlar. Nihayet, beraberce Paris’e gelirler ve Candide, Paris sosyetesi, tiyatrolar, kitaplar ve tenkitçiler, kumar ve din bilimi hakkında düşüncelerini geliştirir.
    Başka bir serüvenleri onları Venedik’e götürür. Candide, burada her şeyden sıkıntı ve bıkkınlık duyan Senyör Paococurante adlı soylu kişiden ve de şu veya bu şekilde ellerindeki krallıkları kaybetmiş altı kraldan çok şey öğrenir. Candide artık, dünyada (Eldorado dışında), yeryüzündeki insanların ortak yazgısı olan mutsuzluktan kendisini kurtarabilecek kadar zengin ve güçlü kimselerin bulunmadığına derinden inanır.
    Şimdi, Hristiyan dünyasını geride bırakan Candide ve Martin İstanbul’a giderler ve orada bir dizi mutlu rastlantılarla Cacambo, Cunegonde, Pangloss -ki Lizbon’da asılmıştır- ve her zamanki kavgacı mizacını hâlâ bırakmayan Cunegonde’nin kardeşi ile buluşurlar.
    Cunegonde, artık buruşuk yüzlü, huysuz bir kadındır; fakat Candide, onu nazik bir şekilde kucaklar ve bir görev ve sorumluluk duygusu altında onunla evlenir. Candide’nin, Eldorado’dan getirdiği mücevheratın çoğu gitmiştir; yine de geride kalanlarla, Candide, İstanbul dışında mütevazı bir çiftlik satın alır ve meyve yetiştirmeye başlarlar. Cacambo da bu meyveleri pazarlarda satar.
    Candide, bir ölçüde felsefî bir huzura kavuşur. Artık büyük bir zenginliğe sahip bulunmadığı gibi romantik bir aşk peşinde de değildir. Samimiyetleriyle ve çalışkanlıklarıyla o ve yanındakiler bir ölçüde güvenlik ve huzura kavuşurlar. Cunegonde, iyi yemek pişirmesini bile öğrenir. Hâlâ tartışmaktan zevk alan bilgiç edalı filozofluğunu hâlâ koruyan Pangloss, mümkün olabilecek yaşam koşulları altında en iyisinin, şimdi yaşadıkları olduğunu söyler; ama Candide, sorunları artık felsefî yönden ele almaz ve soyut tartışmalar artık onu ilgilendirmez. Sadece “Kendi bahçemizi işleyelim.” yanıtını verir. Çünkü o aradığı huzuru yeni bulmuştur.
Romandaki Kişiler ve Karakteristik Özellikleri
     NOT: Candide’deki karakterlerden, sadece aşağıdakiler devamlı rol oynarlar. Diğerleri, bazı büyük talihsizlikleri veya belli aptallıkları göstermek için rastlantı sonucu bir iki sayfada görünürler.
    Candide: Olayın kahramanı; adı, saflık ve temizlik ifade eden, cana yakın ve yetenekli bir genç.
    Cunegode: Thunderten-Tronckh’nin kızı; Candide’nin sevgilisi.
    Pangloss: Candide’nin hocası; daha iyisinin mümkün olmadığına inandığı dünyada yaşadığını söyler.
    Cacambo: Candide’nin uşağı; kurnaz, azimli ve efendisine sadık bir melez.
    Martin: Candide’nin dostluk kurduğu yoksul bir bilim adamı. Hayata karamsar bakışı ile Pangloss’un iyimserliği karşısında yer alır.

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz