65 Yılda Tamamlanan Yeni Camii (İstanbul)

6

     Yeni Cami, İstanbul’da haşmetli bir imparatorluğun şanına layık olarak sultanlar tarafından yaptırılan camilerin sonuncusudur. Yapımına, İstanbul’un en güzel camii olan Sultanahmet’ten önce başlanmıştır ama çeşitli sebeplerden dolayı inşaat 65 yıl sürmüş, ancak 1663 yılında ibadete açılabilmiştir. Fakat Mimar Sinan’ın eserleriyle boy ölçüşebilecek mükemmellikte ve güzelliktedir. Türk çinicilik sanatının son güzel örnekleri bu camide sergilenmiştir.
     II. Murat’ın eşi ve III. Mehmet’in annesi olan Safiye Sultan, bir cami yaptırmaya karar verince, en uygun yer olarak, caminin bugün bulunduğu yeri seçti.
     1597 Ağustos’unda, Mimar Davut Ağa caminin temellerini attı. Arsa deniz kıyısında olduğu için, gece gündüz çalışılarak temelden tulumbalarla su çıkarıldı. Fakat bina, henüz birkaç metre yükselmişti ki, mimar Davut Ağa vefat etti. Bunun üzerine inşaatı Dalkılıç Ahmet Paşa devam ettirdi.
     İnşaat devam ederken, 1603 yılında III. Mehmet öldü. Valide Safiye Sultan, geleneklere uyularak eski saraya gönderilince inşaat yarıda kaldı ve 60 yıl süresince öylece bırakıldı. Bu arada çevresi Yahudi evleriyle dolmuştu.
IV.
Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan, bir yangın sonrasında şehri gezerken, caminin bitirilmemiş ve harabeye dönmüş halini görerek çok üzüldü. Mimar Mustafa Efendi’nin de telkiniyle bu camii tamamlatmaya karar verdi.
     Önce, binanın etrafını saran Yahudi mahallesi istimlâk edildi. Yahudilere Hasköy’de yeni evler verildi. Ayrıca bu yeni evlere taşınan Yahudiler, hayatları boyunca vergiden muaf tutuldu. Bundan sonra caminin inşaatına ilk planına göre devam edilerek 1663 yılında tamamlandı.
     Yeni Cami’nin mimarisinde artık Selçuklu etkisi yoktur. Mimar Sinan’ın, Sedefkâr Mehmet Ağa’nın tesirleri görülür. Fakat iç ve dış yapılarının çok uyumlu oluşu, süslemelerindeki incelik ve ışık düzeni ile onlardan ayrılır ve kendine has bir özellik gösterir.
     Ana kubbesi dört filayağına oturtulmuştur. Mermer oyularak yapılan minberi büyük ve ince bir sanat eseridir. Stalaktit başlıklı sütunların tuttuğu 24 revaklı avluda bir şadırvan vardır ki, Türk sanatının en değerli mücevherlerinden biri sayılır.
     Cami ile birlikte bir çarşı (bugünkü Mısır Çarşısı), iki çeşmeli sebilhane, bir dar-ül kurra ve bir okul yapılmıştır.
     Yeni Cami’nin asıl özelliğini, bu camiye bitişik bir kemer üzerine yapılan Hünkâr Kasrı (veya Valide Kasrı) oluşturur. Bu kasr, 17’nci yüzyıl Türk ev mimarlığının en güzel örneklerinden biridir. Yapıldığı yıllarda Valide Sultan, daha sonra da padişah veya sultanlar namazdan ve dini törenlerden önce buraya gelir, bir süre dinlenir ve bazen devlet işlerini de burada görüşürlerdi.
     Kasrın giriş kapısındaki ağaç işçiliği, içerideki çinili ocaklar, duvarları kaplayan çini panolar, renkli cam pencereler harika güzelliktedir. Çiniler, İznik’te yapılmıştır. Bir kısmı sadece bu kasrı süslemek için özel olarak yapıldığından, desenlerine başka hiçbir yerde rastlamak mümkün değildir. Panolar, karanfil, gül, şakayık, çeşitli dallar ve yapraklarla süslenmiştir.
     Yeni Cami nasıl muhteşem selâtini camilerin son örneği ise, bu camiye bitişik Hünkâr Kasrı’nı süsleyen çiniler de, Türk çini sanatının en son ve en güzel örnekleridir.
     Yeni Cami, muhteşemdir, zariftir ama deniz kıyısında olduğu için, vapur bacalarından çıkan dumanlar en çok bu yapıyı karartmıştır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz