Elbet Gönüllerde Sabah Olacak

E

     Sabretmesini bilmek gerekir…
     Sabırlı olabilmek ne büyük, ne güzel bir meziyettir. Sabretmeyi bilenler, bunun semeresini günün birinde mutlaka görürler.
     Murat ile Ruhsar’ın aşkları da, işte böylesine bir sabrın sonunda meyvesini vermişti.
     Murat, daha çocuk denecek yaşlarda çırak olarak girdiği çok büyük bir iş yerinde yıldan yıla yükselip, başarılarına başarılar katarak, sonunda müessesenin başta gelen sorumlusu oluvermişti.
     Patronundan bütün personele varıncaya kadar herkesin sevip saydığı bir kimseydi Murat… Dürüst, çalışkan ve aynı zamanda da yakışıklı, sarışın bir delikanlıydı. İşinden gücünden, her şeyinden memnundu…
     Lakin… Bir de şu Esin derdi olmayıverseydi…
     Esin, patronun kızıydı.
     Baba ve annesinin ağırbaşlı, duygulu kimseler olmalarının tam tersine, züppe, şımarık ve hoyrat bir kızdı.
     Murat kesinlikle yüz vermediği halde, asılır mı asılır, sırnaşır mı sırnaşırdı çocukcağıza… Böyle hallerden hiç hoşlanmayan Murat’ın ise aklında fikrinde hep Ruhsar vardı.
     Ruhsar da, hani Ruhsar’dı doğrusu… Allah her anne ve babaya böyle bir evlat nasip etsin. Yumuşak huylu, evine bağlı, üstelik bir içim su güzel bir kız…
     Eee… Onun da bir gönülcüğü var tabii… O da bir gün Murat’ı görüp seviyor, Murat da onu…
     Amanın bir görmeli hallerini yan yana geldikleri zaman…
     İşte Murat, şımarık kız Esin’in bu sevgiye gölge düşüreceğinden korkuyor, her fırsatta Ruhsar’a, “Biraz sabır… Sabret güzelim,” diyordu.
     Nihayet Esin’in babası da işin farkına vardı bir gün ve ustaca bir planla meseleyi fevkalade olumlu bir şekilde hallediverdi. Murat gibi bir gencin kendisine damat olmasını istemez mi? İstemesine ister amma o zaman da Murat’ı kısa bir müddet sonra tamamen kaybedeceğini de çok iyi bilir. Bildiği için bu iş hiç işine gelmiyor tabii…
     Ne yaptı o zaman Kemal Bey biliyor musunuz?
     Eşi ile birlikte Esin’i hemen oradan uzaklaştırıp, uzakça bir ildeki amcasının yanına gönderdi ve sonra da, fırsat bu fırsat diyerek Murat’ın karşısına dikilip o babacan tavrı ile “Haydi bakalım oğlum, elini çabuk tut… Bu işi fazla uzatma, sonra karışmam ha!” diyerek onları Ruhsar ile baş-göz ediverdi. Tabii düğün masraflarını da karşılamayı ihmal etmedi bu arada.
     Yaa… İşte böyle!”
     Şimdi o sabretmesini bilen gençlerin kurdukları mutlu yuvada kahkahalar, hele sık sık birlikte söylenen bir şarkı hiç eksik olmuyor.
     Boşuna dememişler; “Sabırla koruk helva, dut yaprağı atlas olur!” diye.
     Darısı bütün sabretmesini bilen gençlerin başına… 

Elbet gönüllerde sabah olacak
Bir gün ağlayanlar selâh bulacak
                Unutma ki benimsin… Biricik sevgilimsin
Sensiz bil ki tadı yok
Baharın da kışın da
Ümidim şimdi pek çok
O tatlı bakışında
                Unutma ki benimsin… Biricik sevgilimsin

Beste: Sadettin Kaynak
Güfte: Mustafa Nafiz Irmak
Makam: Nevâ Bûselik
Usûl: Düyek
Form: Şarkı

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz