Yaren Sohbetleri (1)
Yaren Sohbetleri (1)

Yaren Sohbetleri (1)

       Yaren kelimesi, herkesin bildiği gibi, yar, dost, sevgili, tanıdık anlamındadır; dostlukları, sevgiyi ve saygıyı ifade etmektedir. Yaren sohbetleri ise, yarenlik etmek için dostlar arasında yapılan eğlenceli toplantılardır. Biz de, bir yaren sayfası açarak bu kültüre katkıda bulunmak istedik. Beğenirsiniz umarım. Haydi buyurun… 

       Efendim… Adamın biri derdine çare ararken meşhur Cinci Hoca’ya gitmiş. Adamcağızın derdini dinleyen Cinci Hoca, “Senin derdine çare bulurum ama dişi tilkinin kuyruğunu aklına hiç getirmeyeceksin, yoksa olmaz!” demiş. Boynunu büken adam, “Benim aklımda dişi tilki de yoktu, kuyruğu da… Artık aklımdan çıkmaz ki!” cevabını vermiş.
       İnsan beşerdir, şaşar! İyiliği unutur da kötülüğü hiç unutmaz. Bir de insanın küçücük kafasında kırk tilki gezer derler. Aramızda öyleleri vardır ki, küçücük kafalarındaki kırk tilkinin kırkının da kuyruğu birbirine değmez. Böyle insanlardan siyaset sahnesinde bol bulunur.
       Bu konuyla özdeş bir özlü söz vardır: “Müzevir olmasa tilki pazarda gezer” derler. İnsan bu, hem de zamane! Dili bir şey söylerken, gözleri başka, beyni başka yerlerde… Köşedeki masada oturup çevresine ahkâm kesen adam buyuruyor; “Çay adamı kanser eder,” diye. Hadi oradan! Çaycıya sorsan; “Çay içen çaycıyı kanser eder!”
       Kadınları tanımlamanın en güzel yolu, onları toplara benzetmekmiş. Derler ki kadın, 20 yaşında futbol topudur; 22 kişi peşinden koşar… 30 yaşında basketbol topudur; 10 kişi peşinden koşar… 40 yaşında golf topudur; 1 kişi peşinden koşar… 50 yaşında pinpon topudur; 2 kişi birbirine atar… 60 yaşında voleybol topudur; kimse tutmak istemez… 70 yaşında yakar toptur; herkes ondan kaçar…
       Erkekleri tanımlamanın yolu ise, onları meyvelere benzetmektir. Derler ki erkek, 20 yaşında Hindistan cevizi gibidir; çok şey vaat eder, az şey verir… 30 yaşında mantar gibidir; tehlikeli ama lezzetlidir… 40 yaşında karpuz gibidir; iri, yuvarlak ve sulu… 50 yaşında mandalina gibidir; mevsimi yılda bir kere gelir, o da para etmez… 60 yaşında kuru üzüm gibidir; kuru, buruşuk ve ucuz… 70 yaşında kelek gibidir; ancak turşusu kurulur…
       Atalarımız demiş ki; “Tarlanın iyisi suya yakın, daha iyisi eve yakın olanıdır!” Ama kimin evine? Bir cami imamı, Ankara’ya gidip Meclis’te görüşmeleri izlemiş. İmama sormuşlar: “İmam Efendi, görüşmeleri izlerken milletvekilleri için dua ettin mi?”
       İmam başını sallamış; “Hayır! Onların halini görünce memleket için dua ettim!” demiş. Kimimiz “Rabbena, hep bana!” derken, kimi kendi ekmeğinin peşinde, kimisi de vatan, millet, Silistre!..
       Bugünlük bu kadar efendim… Hoşça kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir