Dava

                                                                FRANZ KAFKA
                3.7.1883 Prag, ÇEKYA – 3.6.1924 Kierling,Klosterneuburg, AVUSTURYA

Romanın Özeti:
    Dava, kendisine özgü özellikleri bulunmayan, belirlenmemiş bir şehirde geçer. Yüzyılın ilk on yıllarında Prag olabilir. Ancak ayrıntının önemi yoktur. Çünkü bu psikolojik simgesel canlandırmada gerçek sahne, ruhtur.
    Romanın kahramanı Joseph K., otuz yaşındadır. Bir bankada çalışmaktadır. İyi bir insan olarak tanınır. Değişik işlerde çalışan insanların yaşadıkları kiralık bir evde oturur. Yemeklerini sakin kahvehanelerde yer ve geceleri dokuza kadar çalışır. İçine kapanık, ruhsal bir boşluk içinde, yakın arkadaşları bulunmayan bir bekârdır.
    Bir sabah, onun bu alışılagelmiş yaşamı parçalanır. İki kişi evine gelerek tevkif edildiğini söylerler. K. herhangi bir suç işlediğini anımsamaz. Aradan oldukça bir zaman geçtikten sonra, kaderinin gelişigüzel sivil bir mahkeme elinde bulunmadığını da görür. Durum karmakarışıktır, şaşkınlık vericidir. Ne gibi bir suç işlediği veya kanunun hangi maddesine göre tutuklandığı kendisine hiçbir zaman söylenmez. Karşılaştığı herkes onun suçlu olduğunu kabul eder. Fakat günlük işlerini yürütmekte serbesttir.
    Muhakeme işlemleri belirli yerlerden uzaklarda, berbat yerlerde yürütülür. Yargılama sırasında hiç de beklenmedik zamanlarda saray görevlileri veya sarayla ilgili kimseler mahkemede görülür.
    Yargılama karmakarışık bir niteliktedir. Hiç kimse, hatta mahkeme görevlileri de işin iç yüzünü anlayamazlar. Mahkemenin küçük rütbeli görevlileri soysuzlaşmalardır. En güçlü hakimler o kadar uzaklarda, o kadar yabancıdırlar ki, onların gerçekten var olup olmadıklarını kimse bilmez. En kötüsü, yargılama yıllarca sürmesine karşın kimse beraat etmez.
    Roman; K.’nin, kendisini temize çıkarmak veya hiç olmazsa kendisine yüklenilen suçun ne olduğunu anlamak için giriştiği faaliyetlerle ilgilidir. Bir yıl boyunca, birinden diğerine başvurarak kendisine yardım etmelerini ister, ancak başarılı olmaz. Bunların birincisi, yaşadığı binadaki Fraulein Bürstner adındaki bir daktilograftır. Kıza başına gelenleri anlatmaya çalışır; ama kız ilgilenmez. Kur yapmak istediği zaman Bürstner, bir süre istemeye istemeye dayanır, ardından yüz vermez. Ertesi pazar kendisinin mahkemeye gelmesi istenir. Fakat yargılama düzensiz ve karışık bir biçimde yürütülür. K. heyecanlı bir konuşma ile kendisini savunur ve dinleyicilerin sempatisini kazandığını sanır. Fakat mahkemedeki tüm dinleyiciler, sarayın ajanlarıdırlar. Ertesi hafta tekrar mahkeme salonuna geldiği zaman, salonda kimse yoktur.
     Bundan yararlanarak salondaki hukuk kitaplarını gözden geçirir. Ne var ki bu kitaplar, çocukların çizdiği duygusunu uyandıran gayet kötü ve bayağı resimlerle doludur.
    K., kendisini aleyhindeki davaya öylesine vermiştir ki bankadaki işini aksatır. Amcası Kari, bu tür davalarda şöhret kazanmış Huld adında bir avukut bulur. Bu avukat kötürümdür ve amcası ile dava hakkında görüşürken K., bu kötürüm avukatın odasından çıkarak, onun hasta bakıcısı Leni’ye kur yapar. Farkına varan amcası, böyle hareket etmekle kendi kendisine kötülük yaptığını söyler. K., mahkemeye bir dilekçe vermek ister. Fakat avukatı, bu dilekçeyi kimsenin okumayacağını anlatır. Gerçekte, kanunun sanıklara kendilerini savunma hakkını verdiği de kuşkuludur.
    K., iş hayatındaki bir arkadaşının önerisi üzerine, Titorelli adında bir ressamı görmek ister. Ressam, kaldırım kadınlarının cirit attıkları bir sokakta, berbat bir evde yaşamaktadır. Titorelli, sarayın özel ressamıdır. Hakimler arasında büyük etkisi bulunduğunu iddia eder. K.ye, aleyhindeki davanın üç olasılıktan biri ile sonuçlanacağını söyler: Kesinlikle beraat, ki buna olanak yoktur; koşullu beraat, ki herhangi bir anda tekrar tevkif edilebilir, süresiz erteleme ki, ne beraat demektir ne de mahkumiyet. K., arzu etmemesine karşın birkaç resim satın alır ve ümitsizlik içinde ressamın yanından ayrılır.
    Daha sonra, avukatının davayı ihmal ettiğini sanarak başka birini bulmayı düşünür. Huld’un, Block adında bir müvekkilini görür. Huld, bu adamın bir davasını yüklenmiş, kesin bir sonuca erdirmeksizin yıllarca sürdürmüştür. O da avukatının ihmalinden şikâyet eder ve gizliden gizliye diğer avukatlara danıştığını söyler. Huld, K.’nin kendisinden vageçmek istemesine kızar. Müvekkilleri üzerindeki etkisini göstermek için Block’u çağırır. Block, avukatının önünde diz çöker, yalvarır.
    Son görüşme, K.nin iş için gittiği şehrin kilisesinde yapılır. Kilise, karanlık ve boştur. Birdenbire, mihraptaki kürsüden K.’ye seslenilir. Kürsüdeki kişi bir papazdır, kendisinin hapishane papazı ve bundan böyle mahkemenin bir hizmetkârı olduğunu söyler. K.’ye durumunun kötüye gittiğini, onun, mahkemenin niteliğini anlamadığını, diğerlerinin, özellikle kadınların yardımına çok güvendiğini bildirir.
    Bu görüşme sonunda papaz, K.’ye içinde gerçek payı bulunan ve K.yi huzursuzlaştıran bir öykü anlatır. Bir adam, hukukçu olmak için yalvarır. Kapıda bir bekçi vardır. Adama, o anda hukuk kapısından içeri giremeyeceğini söyler. Adam, yıllarca kapıda bekler. Bekçiye rüşvet verir. Bekçi parayı alır; fakat yine kapıdan içeri sokmaz. Adam nihayet ölür. Ölüm döşeğinde bekçiye, hukukçu olmak isteyen pek çok kimse bulunmasına karşın bütün bu yıllar boyunca niye kimsenin başvurmadığını sorar. Bekçi der ki: “Bu kapıdan sizden başkası geçemez. Çünkü bu kapı, sadece sizin için yapılmıştır. Şimdi kapıyı kapayacağım.”
    K., papaza adamı aldattıklarını anlatmaya çalışır. Fakat papaz, bu olaydan kendince öyle yorumlar çıkarır ki, K. gerçek sorunun niteliğini ve bu olayın kendisiyle olan ilişkisini anlayamaz.
    Kitabın son bölümü, birinci bölümünden bir yıl sonra, K.’nin otuz bir yaşının öncesinde geçer. Redingotlu ve silindir şapkalı iki şişmanca adam K.’nin kapısına gelir ve hiçbir direniş göstermeyen K.’yi alıp götürürler. K. onların cellât olabileceklerini sanır.
     Fakat artık mücadele azmini tamamiyle kaybetmiştir. Polis, kendisini kurtarabilirse de o; kimseden yardım dilemez. Son anda, civardaki bir evin penceresinin açıldığını, birisinin belki kendisine sempati beslediğini, belki de yardım etmek istediğini göstermek üzere, ellerini dışarı uzatan siluetini görür. K., bu hareketin neyi anlattığını anlayamaz. İki adamdan biri, K.’yi boğazından tutarken, diğeri elindeki bıçağı kalbine indirir.
Romandaki Kişiler ve Karakteristik Özellikleri
     Not: Dava’da sadece bir karakter vardır. Her zaman “sahnede” görünen ve bütün olayın kendi çevresinde döndüğü Joseph K. Diğer kişilerin çoğu adsız ve hemen hemen nitelikten yoksun kimselerdir, K.’nin bilinçaltının bazı yönlerini temsil ederler. En kesin çizgilerle belirtilmiş karakterler şunlardır.
    Joseph K.: Otuz yaşında bir bekâr ve başarılı bir bankacı. Renksiz bir insandır. Belirli kötülükleri veya erdemleri, kişisel bağları yoktur.
    Frau Grubach: K.’nin ev sahibesi. K.’ye anasıymış gibi yakınlık gösterir.
    Fraulein Brüstner: K.’nin kiralık evinde oturan bir daktilograf.
    Huld: K.’nin danıştığı bir avukat. Mahkeme çevrelerinde etkisi olduğunu iddia ederse de hiçbir şey başaramaz.
    Leni: Huld’un dadısı ve ev işlerine bakan kadın. Şuh bir kadındır. Patronunun tüm müvekkillerine kur yapar.
    Titorelli: K.’ye yardım etmek isteyen bir ressam.
    Papaz: Katedralin bu papazı, K.’ye durumunun kötü olacağını anlatmaya çalışır.
    Diğer karakterler: Bir müfettiş, iki bekçi, bir savcı, kâtipler ve mahkeme görevlileri, bir hukuk öğrencisi, Fraulein Bürstner’in bir arkadaşı, Frau Grubach’ın bir yeğeni, K.’nin amcası, bir imalatçı, Huld’un bir müvekkili, Bankadaki bir müşteri, genç kızların oluşturduğu bir grup, iki cellât ve diğerleri.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir