Coşkuyu Yaşayın (1)

C

       Coşku inanılmaz bir şey, içinde öyle duygular vardır ki, kıpır kıpırsındır, için içine sığmaz. Yürüyüşünde bir ritim vardır. İçinde öyle bir güç vardır ki, etrafa kıvılcımlar saçarsın. Dünyayı fethetmeye hazırsındır. Ne istersen yapabilirsin. Kelimelere dökemezsin, tarif edemezsin. Ancak yaşayan bilir. Görenler farklı bir şeyler olduğunu sezer ve bir anlam vermeye çalışır. Metrelerce öteden dikkati çekersin. Bir güç, bir büyü, bir şeytan tüyü vardır sende. Adını ne koyarsan koy, ne dersen de. İnsanlar senin etrafında olmak ister. Sende özlem duydukları bir şey vardır. COŞKU’dur bunun adı.
       Coşku bulaşıcıdır. Coşkunun olduğu yere gidin. Coşkulu insanlarla birlikte olun. Coşkulu kitaplar okuyun. Hayata biraz daha yakından bakın, hayatı yeniden keşfedin. Hayatı coşkusuz yapan insanlar… Coşku güneşin doğuşunda, soluduğumuz havada, yağan yağmurda, çiçeklerin kokusunda. Coşku her yerde.
       Etrafınıza üç gün sonra bir daha hiç göremeyecekmiş gibi bakın. Üç gün sonra bir daha hiç duyamayacakmış gibi dinleyin. Böylece her zaman o işitip de duyamadığımız ya da her zaman bakıp da göremediğimiz güzelliklerle karşılaşacaksınız.
       Sadece yaşamayın, yüzünüze bir gülümseme getirin, tutkuyla ve coşkuyla yaşayın. Ufacık bir coşkuyla evinizdeki ve işyerinizdeki atmosferi değiştirebilirsiniz. Kendinizi bırakıp, nehrin akıntısına teslim olmayın. Başkalarının coşkusuzluğu sizin coşkunuzu söndürmesin. Coşku var olmanın neşesidir. Yani hayatta olmanız, neşe ve coşkuyla dolmanız için yeterlidir.
       Coşkulu insanlar başarılı oldukları için mi coşkuludurlar? Hayır, coşkulu oldukları için başarılıdırlar. Kant’ın da bir zamanlar dediği gibi, “Heyecan duyulmadan yapılan bir işte başarı sağlanamaz!”
       Coşku, hayalini kurduğunuz başarının yakıtıdır. Size ihtiyacınız olan gücü verir. Zorlukları daha kolay göğüsler, daha kolay aşarsınız. Coşkunun olduğu yerde karamsarlık yoktur. Onun olduğu yerde her şey mümkündür. Coşku her türlü yetenek ve tecrübe eksikliğini telafi eder. Albert Einstein’ın dediği gibi; “Coşku, zekâdan daha önemlidir!”
       Gülümseyin, hafif bir tebessümle bakın insanlara. Çoğunlukla onların da size gülümsediklerini fark edeceksiniz. Birisine iyilik yapacaksanız ya da bir hediye verecekseniz, bu coşku olsun. Coşkunuzu bulaştırın onlara.
       Coşkuyla çalışmalısınız, işinizi sevmelisiniz. “Ben işimi sevmiyorum! Oradaki insanları, işe gidip gelirken ki trafiği sevmiyorum!” diyebilirsiniz. Her işin zor tarafları var. İşinizi sevmiyorsanız, sorun işiniz değil de siz olmayasınız?
       Belki de işinize ya da hayata olan bakış açınızı biraz değiştirmelisiniz. İdeal bir işe sahip olmayabilirsiniz, ama şu anda istediğiniz işe sahip olamayacaksanız ya da bir süre daha orada çalışmaya devam etmeniz gerekiyorsa, işinizin olumlu taraflarını ve potansiyelini görmeye çalışın. İşinizi seveceğiniz bir yer haline getirin ve bir yandan da sizi istediğiniz yere götürecek planlar yapın. Geleceğe duyduğunuz heyecan size gereken coşkuyu verecektir.
       Eğer hedeflerinize ulaşmak istiyorsanız, şu andaki işiniz ne olursa olsun, başlangıç noktanız yaptığınız işi en iyi şekilde yapmaktır.
       Her şeyinizi verip coşkuyla yaşadığınızda fırsatlar karşınıza çıkacaktır. Çabalarınız işvereninizin gözünden kaçmayacaktır. Orada çalışmaktan mutlu olun. Dünyada çalışabilecek en iyi ya da tek işyeri gibi. Sadece işvereniniz değil, bir başkası da size geri çeviremeyeceğiniz bir teklif sunabilir.
       Bazılarınız rutinlere girdiniz. Heyecanınız yok oldu. Coşkunuzu tekrar kazanın. “Geçen yıl çok şey kaybettim,” diyorsanız, neden kalanlar için coşku duymuyorsunuz? Coşkunuzu kaybettiğinizde, elinizde başka ne kalır ki? İflas ettiniz diye yıkılmayın! Hayatta yaşayabileceğiniz en büyük iflas, coşkunuzu kaybetmektir! (Devam edecek)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi