Üç Kısa Öykü (13)

Ü

     Pardon
     Adam evine telefon eder. Telefonu yabancı bir bayan açar. Adam karşısındaki sesi duyunca şaşırır. Bayana sorar:
     “Sen kimsin?”
     “Evin hizmetçisiyim”
     “İyi de, bizim hizmetçimiz yok ki!”
     “Evin hanımı beni bu sabah işe aldı.”
     “Ha, öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanımı çağırır mısın?”
     “Hanımınız şu anda yatak odasında bir beyle birlikte. Ben evin beyi o sanmıştım.”
     Adam şaşırır ve iyice sinirlenerek;
     “Elli bin dolar kazanmak ister misin?”
     “Tabii isterim.”
     “İyi o zaman. Çekmecedeki silahı al ve yukarı çıkıp o cadı ile sümsük herifi vur!”
     Önce ayak sesleri duyulur, arkasından iki el silah sesi…
     Hizmetçi telefona geri gelir:
     “Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayım?”
     “Onları havuza at!”
     “Ama burada havuz yok ki!”
     Adam bir süre düşünür ve “Pardon, orası 816 14 66 değil mi?” der.
     Oh Be
     Bir gün adamın biri çölde giderken devesini kaybediyor. Adam perişan ve susuz bir biçimde ilerleyerek bir şehre ulaşıyor. Yolculuğuna devam edebilmek için bir deve alması gerektiğini düşünüyor. Birilerine sorduğunda ona bir çadır gösteriyorlar. Çadıra gidiyor ve develerin sahibinden kaliteli bir deve istiyor. Pazarlık ediyorlar, deveyi alıp çıkarken adamın aklına bir şey geliyor ve devenin eski sahibine soruyor:
     “Bu deve nasıl gider?”
     “Oh be deyince gider.”
     “Peki, nasıl durur?”
     “Allah’ım sen beni kurtar deyince durur.”
     Adam deveyi alarak oradan ayrılıyor. Ve ‘Oh be’ diyerek yola koyuluyor. Belli bir süre hızla gittikten sonra ileride bir uçurum olduğunu görüyor. Bu korku ve telaş içinde deveyi nasıl durduracağını unutuyor. Deveyle birlikte tam uçurumdan aşağı uçacakken aklına geliyor ve ‘Allah’ın sen beni kurtar’ diyor.
     Deve hemen zınk diye duruyor. Adam kurtulduğunun sevinci içerisinde;
     “Oh be…” diyor.
     Her Şey, Her Zaman Göründüğü Gibi Değildir
     Biri yaşlı biri genç, iki gezgin melek, geceyi geçirmek için oldukça varlıklı bir ailenin evinin kapısını çalmışlar. Aile, pek kaba bir üslupla, meleklere yatacak yer olarak koca malikânenin konuk odalarından birini vermek yerine, soğuk bodrumundaki küçük bir köşeyi göstermiş. Melekler buz gibi odanın soğuk ve sert zemininde kendilerine yatacak bir yer hazırlamaya çalışırken, Yaşlı Melek duvarda bir delik görmüş ve kalkıp deliği onarmaya girişmiş. Genç Melek, Yaşlı Meleğe bu hareketinin nedenini sorunca, Yaşlı Melek hafifçe gülümseyerek; “Her şey, her zaman göründüğü gibi değildir,” demiş.
     Sabah malikâneden ayrılan melekler, gece bastırınca bir kez daha kalacak yer bulmak umuduyla bu defa çok fakir bir çiftçi ailesinin kapısını çalmışlar. Son derece misafirperver olan fakir karı-koca, sofralarında ne var ne yok meleklerle paylaştıktan sonra, onlara rahatça uyumaları için kendi yataklarını vererek yanlarından ayrılmışlar. Sabah güneş doğduğunda, Melekler zavallı karı-kocayı gözyaşları içinde bulmuşlar. Yegâne geçim kaynakları olan tek inekleri, bahçenin ortasında cansız yatmaktaymış.
     Genç Melek iyice öfkelenerek Yaşlı Meleğe isyan etmiş. “Bunun olmasına nasıl izin verebildin? O varlıklı kaba adamın her şeyi vardı, ama sen kalktın ona yine de yardım ettin. Bu iyi yürekli fakir ailenin ise o tek inekten başka hiçbir şeyleri yoktu; buna rağmen onu bile paylaşmaya gönüllü oldular. Ama sen o ineği de yitirmelerine izin verdin!”
     Bunun üzerine Yaşlı Melek, Genç Meleğe dönerek şu cevabı vermiş:
     “Her şey, her zaman göründüğü gibi değildir. O zengin malikânenin bodrumunda kaldığımız gece, duvardaki deliğin dibinde külçe külçe altın saklı olduğunu fark ettim. Malikânenin sahibi bu kadar açgözlü olduğu ve kendisine verilmiş şans sayesinde edindiği zenginliğin bir parçasını bile paylaşmaya yanaşmadığı için, ben de o deliği öyle bir kapatıp mühürledim ki, artık arayıp bulsa da açamaz…” Ve sonra yine devam etmiş:
     “Sonra, dün gece biz çiftçi ailesinin yatağında uyurken, Ölüm Meleğinin o çiftçinin karısını almaya geldiğini gördüm. Ben de onun yerine Ölüm Meleğine ineği verdim.” Yaşlı Melek, gülümseyerek bir kez daha eklemiş; “Her şey, her zaman göründüğü gibi değildir!”

(Anonim–Derleyen ve Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi