Kız-Oğlan Taşı (Bir Şarkışla Efsanesi)

K

     Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Cemel köyünde “Kız-Oğlan Taşı” ya da “Kız-Oğlan Mezarı” denilen bir yer vardır. Halk, buranın oluşumuyla ilgili şöyle bir efsaneyi iki farklı yorumla anlatmaktadır.
     Birinci anlatım şu şekildedir:
     Eski zamanlarda Şarkışla’nın varlıklı ailelerinden birinin, Bedir adında güzeller güzeli bir kızı varmış. Bir delikanlı Bedir’i istemiş. Ancak Bedir’in annesi Gürcü Hanım, kızını vermemiş. Delikanlı yine de Bedir’le konuşup görüşmek istemiş. Bedir delikanlıyı çok sevmesine rağmen, gören duyan olur diye, cevap verememiş.
     Bir zaman sonra Bedir çeşmeye giderken, delikanlı kızı atının terkisine atıp kaçırmış. Bedir’in akrabaları kızlarını kaçıran delikanlıyı yakalamak için peşine düşmüş. Bedir ve sevgilisi yakalanmamak için ekin yığınlarının arasına gizlenmiş. Aramalara rağmen kimseyi bulamayan Bedir’in akrabaları ekin yığınlarını ateşe vermiş. Dışarı çıkamayan âşıklar ekin yığınının arasında can vermiş. Babası kızının yanmış cesediyle karşılaşınca pişman olmuş. Vicdan azabıyla, hatıralarına mezar yaptırmış. O günden sonra halk oraya, Kız-Oğlan Mezarı demiş.
     İkincisi ise şöyledir:
     Cemel köyünde yaşayan zengin bir ailenin Elif isminde bir kızı vardır. Durumu iyi olmayan bir delikanlı Elif’le evlenmek ister. Başta Elif’in anne­si olmak üzere babası, ağabeyleri ve diğer akrabaları buna karşı çıkar. Kızın peşini bırakmayan delikanlı, her gün pencerenin altına gelir. Zamanla bir­birlerine âşık olan iki genç, aileleri ikna olmadığı için kaçmaya karar verirler. Onlar kaçarken durumu anlayan aile büyükleri peşlerine düşer. Tam yakala­nacakları sırada kız “Allahım bizi taş et!” diye dua eder ve iki genç orada taş kesilir.
     Efsaneye konu olan bu taşlar, Cemel köyünün hemen girişinde, yol kenarındadır. Günümüzde belediyenin yol genişletme çalışmaları sırasında çok hasar gören bu taşlara halk, kendince bir çözüm bulmuş ve tahrip olan taşların arka tarafını toprakla kapatarak mezar görünümü vermiştir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz