İngilizler Böyledir İşte (2)
İngilizler Böyledir İşte (2)

İngilizler Böyledir İşte (2)

     Bakalım notlarımda neler varmış? Aynen yazıyorum:
* Bir İngiliz soylusunun, devlet görevlisi olarak yurtdışına gönderilmesi için aranan özellikler; ince bir terbiye, soylu geçmişi olan bir aile ve en az üç kere golf şampiyonluğu…
* Kraliçenin atadığı bir devlet görevlisi, hangi nedenle görevini yerine getirmeden dönmeye cesaret edebilir ki? Bir İngiliz soylusu için söylenebilecek en korkunç şey, Korkaklık’tır…
* Zaten bir İngiliz, eğer yaptıklarına pişmanlık duymazsa, asla bir İngiliz asilzadesi sayılmaz…
* İngiltere’de, Kont’ların en büyük oğullarının çocuklarının, yani Kont torunlarının Lord unvanını alması âdettendir. Yasalara göre soyluluk unvanı ve ailenin sayısız mülkü en büyük oğlana kalır; eğer o ölürse ikinci oğlana…
* İngiltere’de kibar ailelerin çocukları, bakkallarla dostluk kurmaz…
* Alt tabakadan bir resmî görevlinin, örneğin bir park bekçisinin çocuğu, soylu bir ailenin çocuğu tarafından oyun arkadaşı olarak seçilmesine izin verilmez…
* Bir gün semt kilisesine gitmek istedim. Birkaç sokak yürüdükten sonra kilise karşımda belirdi. Çok çirkin bir kiliseydi; çakmaktaşı renginde kurşunî renkteydi, üzerinde yer yer rutubet lekeleri vardı. Toprağa yakın yerlerde bu nemli alanları yosunlar kaplamıştı. Sokağa inen merdivenleri kırmızımtırak alçıdan yapılmış gibiydi ve bir levhanın üzerinde okunan “Ey derdi olanlar, bana geliniz!” ibaresi dikkat çekiyordu, Sanki “kes sesini!” demek istiyor gibiydi. İçeride az önce bir nikâh kıyılmıştı ve çocuk arabalarını iten kızlar, zırlayan çocuklar, köpekler ve asık suratlı orta yaşlı kadınlar, sanki lanet yağdırmak için oraya toplanmış gibi kapı önünde bekleşiyorlardı…
* Yeni doğan bir bebeğin damarlarında Anglosakson kanı akmaya başlayınca, kabul etmek gerekir ki, bu kanın terkibinde bazı özellikler mevcuttur ve buna da hayret etmemek gerekir. Çocuk, İngiliz azametiyle doldurulmuş olarak büyütüldüğünden, daima herkese yüksekten bakma alışkanlığına tamamıyla sahip olmuş demektir. Genç İngiliz, artık her fırsatta milliyetini ortaya koyarak övünmeye başlamış, sözün kısası “Britanize” olmuştur…
* Elli yaşlarında bir İngiliz centilmeninin tarifi; geçmiş olan zamana rağmen, kendisini hâlâ genç gösteren kumral saçları, uzun boyu, dik duran başı, geniş omuzları, daima gülümseyen sakin yüzü, sükûnetle ve muntazam adımlarla yürüyen o özel İngiliz tavrı, tatlı sesi, kapakları biraz fazla açılıp kapanan gözleri, daima eldivenli olup, hiçbir vakit ceplerine sokmadığı elleri, zarif giyiniş tarzı ve mezun olduğu okul armasıyla süslü lacivert redingotunun cebinden ucu görünen mendili… Ve ayrıca mutlaka her gün yürüyüşe çıkması ve önüne çıkan herkesle selamlaşması…
* İngiliz metodu, yani darbımesel haline gelmiş olan o ünlü centilmen soğukkanlılığı…
* İngilizler, asilzade isimlerini telaffuz ederlerken büyük bir saygı ile hafifçe eğilir ve “Sör… Sizi tanıdığımdan ve hürmetlerimi sunma fırsatına nail olduğumdan dolayı bahtiyarım,” der. Ayrılırken de, yine aynı saygıyla “Sör… Sizi selamlamakla şeref duymaktayım,” şeklinde mırıldanır.
* Soğukkanlı bir İngiliz, önünde cereyan eden ama kendisini ilgilendirmeyen olaylara karşı ilgisiz kalabilir…
* Birisi demiş ya… İngilizler cömert insanlardır diye!!!…
* Boşverin… İngilizler böyledir işte! Ya çok iyi olurlar, ya çok kötü; orta yolu tutturan görülmemiştir…

(Gelecek yazı: İngilizler Böyledir İşte-3)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir