İstihbarat Notları (Tarihsel Süreçte Türk Dış Politikası-7)
İstihbarat Notları (Tarihsel Süreçte Türk Dış Politikası-7)

İstihbarat Notları (Tarihsel Süreçte Türk Dış Politikası-7)

     Batı Bloku Ekseninde Türkiye (1945-1960)
* Uluslararası konjonktür (Soğuk Savaş dönemi)
* II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye ile SSCB arasında gergin ilişkiler dikkat çekici.
* Sinyalleri daha savaş bitmeden 1 ay önce SSCB Dışişleri Bakanı Molotov  ve Selim Sarper görüşmesinde (Türkiye Büyükelçisi) veriliyor.
* SSCB’nin notası 1925 Anlaşmasının (Dostluk ve Saldırmazlık Anlaşması) uzatılmamasını  kapsıyor. (Anlaşma daha önce 1929, 1931 ve 1935’te uzatılmıştı)
* Sovyetlere göre savaş sonrasındaki koşullar artık değişmişti.
* Boğazlarla ilgili yeni şartlar öne sürülüyor. (Yalta Konferansı’nda bunu Montreaux üzerinden gündeme getirmişti)
* Ayrıca Doğu Anadolu’da toprak talebinde bulunuyor. (Kars, Ardahan)
* SSCB’nin Boğazlar konusundaki taleplerinin artarak devam etmesi üzerine ABD bu konuda Türkiye’yi desteklemeye başladı.
* 1946 Nisan ayında Missouri gemisinin İstanbul’a gelişi ve Mayıs ayında ‘Ödünç Verme ve Kiralama Yasası’ yoluyla Türkiye’nin aldığı borçların silinmesi ABD’nin bu desteğinin bir göstergesi niteliğindeydi.
     Truman Doktrini
* Mart 1947’de Türkiye ve Yunanistan’ın olası bir Sovyet saldırısına karşı desteklenmesini öngören Truman Doktrini ilan edildi.
* Buna göre; 1948 yılının Haziran ayı sonuna kadar Türkiye ve Yunanistan’a toplam 400 milyon dolarlık yardımda bulunulması, bunun 300 milyonluk kısmının savaşta işgale uğrayan Yunanistan’a, 100 milyonluk kısmının da Türkiye’ye verilmesi kararlaştırıldı.
* Ayrıca bu ülkelere askeri ve sivil personel gönderilerek Yunanlı ve Türk personelin eğitimine karar verildi.
* Doktrinin ardından Türkiye’nin Batı, özellikle de Amerikan yanlısı politikalar izlediği bir dönem başladı, askeri ve ekonomik dışa bağımlılığın temelleri atıldı, iç politikada ise komünizm karşıtlığı ve Amerikan tipi yaşam hız kazandı.
     Marshall Yardımı
* Türkiye II. Dünya Savaşı’na katılmadığı için şartlı olarak verildi: Yardımlar tarımsal üretimin arttırılması, tarım aletlerinin modernizasyonu ve ulaşım sisteminin yenilenmesinde kullanılacaktı.
* Türkiye’nin bu talepleri kabul etmesi üzerine Marshall Planı Türkiye’yi de kapsadı.
* Türk Dış Politikası’nın  Batı ittifakına bağımlı hale gelmesine giden yolu da açmıştı.
     Türkiye’nin NATO Üyeliği ve Kore Savaşı
* Sovyet tehdidine karşı Batı’nın güvenlik şemsiyesi altında yer almak isteği.
* Avrupa Konseyine üyelik (1949)
* NATO’ya üyelik (1952)
* Batı ittifakıyla olan bağlarını daha da güçlendirmişti.
   (NATO Kuvvetler Statüsü Sözleşmesi (SOFA) (25 Ağustos 1952):
* Türkiye’nin NATO’ya katılmasından önce 19 Haziran 1951’de NATO üyeleri arasında imzalanan bu anlaşmaya Türkiye 25 Ağustos 1952’de katıldı.
* Bu sözleşme ile ABD’nin Türkiye topraklarında askeri tesisler ve üsler kurması ve askeri personel bulundurması kabul edildi.)
     Ortadoğu’da Türk-Amerikan İlişkileri
* Ortadoğu Komutanlığı Projesi:
* İngiltere’nin Ortadoğu bölgesindeki çıkarlarını ve bölgedeki üslerini daha az tepki çekecek biçimde koruma anlayışından ortaya çıkmıştır.
* ABD, Fransa ve Türkiye’nin desteklediği proje başta Mısır olmak üzere bölgedeki Arap devletlerinden destek görmemiştir.
* Bu proje Türkiye’nin bölgede Batı yanlısı politikalarının başlangıcını oluşturmuştur.
     Bağdat Paktı
* Ortadoğu bulunan devletlerin SSCB’ne karşı bir savunma paktı içinde örgütlenmeleri amaçlanmıştı.
    Sonuçları:
* Arap devletlerini bir birlik etrafında toplamayı amaçlarken tam tersi bölünmüşlük yarattı ve Irak yalnızlaştı.
* Pakt’ta yer alan “taraflarca tanınmış ülkelere açıktır” ifadesi, İsrail’in Pakt’a tepki duymasına neden oldu.
* Pakt, Sovyetler Birliği’ni bölgeden uzak tutmayı amaçlarken tam tersi etki yarattı, bölge devletlerini bölgede emperyalist geçmişi olmayan Sovyetler Birliği’ne yakınlaştırdı.
* Türkiye’nin bölge devletleriyle ilişkileri gerildi, İsrail ile ilişkilerinde de güvensizlik oluştu.
     Süveyş Krizi
* Orta Doğu bölgesinde önemli değişiklikler yaşandı. Artık İngiltere ve Fransa’nın bölgedeki etkinliği tamamen azaldı, bu iki devletten boşalan yer şimdi ABD ve SSCB’nin rekabet alanı haline geldi.
* Nasır  güçlendi .
* Türkiye bu kriz sırasındaki tutumu ile bir kere daha bölge devletlerinin tepkisini çekti.
     Eisenhower Doktrini
* Süveyş Krizi sonrasında SSCB’nin bölgedeki etkinliğinin artması ve İngiltere’nin bölgedeki gücünü yitirmesi, ABD’yi bölgeyle daha yakından ilgilenmeye sevk etmişti.
* Söz konusu Doktrin, ABD’nin Ortadoğu politikasında bir dönüm noktası olmuştur.
* ABD Ortadoğu ülkeleri ile askeri ve ekonomik yardım ve işbirliği programları geliştirmeye ve komünist bir saldırıya karşı isteyen Ortadoğu devletlerine yardım etmeye yönelik kararlılığını ifade etti.
* Eisenhower Doktrini sonrası;
* ABD için Türkiye’nin önemi arttı.
* ABD yardımları arttı.
* Türkiye’deki ABD üsleri daha önem kazandı.
* Söz konusu doktrin, Türkiye’nin Orta Doğu devletleriyle ilişkilerini değil, ABD ile ilişkilerini geliştirmesini sağlamıştır.
     Suriye, Lübnan, Ürdün Bunalımları
* Suriye-Sovyetler Birliği yakınlaşmasının sonucunda yaşanan Suriye Bunalımı’nda sınıra asker yığarak,
* Lübnan bunalımında ABD’yi destekleyerek ve İncirlik üssünün NATO yükümlülükleri dışında kullanılmasına izin vererek,
* 1958 Irak darbesi sonrası Ürdün’de başlayan bunalım sırasında da, yine Batı’nın yanında yer alarak bir kere daha bölge devletlerinin tepkisini üzerine çekerek, “Emperyalist Batı’nın bölgedeki temsilcisi” şeklinde nitelendirildi.
* Türkiye, yine Batı’yla ilişkilerini bozmamak adına Orta Doğu’daki bağımsızlık savaşlarına karşı bir politika da izledi.
* 1955’te  Cezayir sorununun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu gündemine alınmaması yönünde oy kullandı.
* Bu da yine bölge ülkeleriyle ilişkilerinde gerginlik yaratan diğer bir faktör oldu. 

(Gelecek yazı: Tarihsel Süreçte Türk Dış Politikası-8)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir