Yaren Sohbetleri (6)

Y

     Söyle baken Süleyman emmi, düğüm mü, düğün mü, yoksa kördüğüm mü? Bilemedin mi? Bak anlatıverem…
     Normal akışında giden bir olayın güç ve çapraşık bir hal almasına “düğüm” denir. Düğüm ip, halat gibi bükülebilen şeylerin kıvrılıp birbirine dolanarak yapılan boğumdur. Pintice para biriktirmenin de deyimi hazırdır; düğüm düğüm üstüne atmak!
     Anlaşılmaz bir durumu açığa kavuşturmanın adı “düğümü çözmek”, bir olayın çok karışık bir durum almasına da “düğüm düğüm olma” denir. Bir çapraşık olayın çözüme kavuşması, açığa çıkmasına az bir zaman kaldığını belirtmek için ise “düğüm çözülüyor” tanımı kullanılır.
     Bekâr iki insanın geleneksel törenlerle ve nikâhla birbirine bağlanmasının adı ise “düğün”dür. “Düğün bayram etmek” çok sevinmek anlamındadır. Bunun gibi, düğünle ilgili dilimizde pek çok deyim vardır. Örneğin; Düğün sahibinin adı “düğüncü”, yoğurt, et ve undan yapılan, üstüne yağ ilave edilerek servis edilen yemeğin adı “düğün çorbası”, yapılan bir iltifatın, gösterilen yakın ilginin nedeninden şüphelenildiğinde “düğün değil bayram değil eniştem beni niye öptü?”, sevinçli ve telaşlı insanlarla dolup taşan yerin adı “düğün evi gibi”, hiçbir işi ve toplantıyı kaçırmayan, merak edenler için ise “kambersiz düğün olmaz,” denir.
     Erkeğin hayatında üç düğün olur demişler: Doğduğu gün, askere gidip gelince ve evlenince! Yeni bir çocuk, yeni bir hayat, yeni bir insan… Vatan görevinin ardından hayata açılış ve ardından evlilik… Ve iki insanı birbirine bağlayan “düğün”…
     Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) “Evleniniz, çoğalınız,” buyurmuştur ve demiştir ki, “Düğünü duyurunuz!” Geleneklerimize göre davul zurnalarla, teflerle veya orkestrayla… Daha olmadı mevlid-i şerifle… Olmazsa olmazı,  gelinin güvey evine inerkenki işareti olan silahların sesiyle… Ne demişler: “Davulun sesi uzaktan hoş gelir!” Ama davulun eşliğinde iki-üç gün içip oynayanların kahrını da düğün sahibine sormak lazım elbette. İçmek, sarhoş olmak ve oturup türkü yakmak: “Bahçalarda bal kabak/Açılır tabak tabak/Horaz gözün kör olsun/Ne tez oldu bu sabah” Uydur baba uydur… Aynı sözleri davul ve zurnanın eşliğinde tekrar tekrar söyle… İç, oyna, söyle…
     Erkekliğe adım sayılan sünnet töreni düğün sayılsa da, aslında erkek için düğün sayılmaz; sebebi malûm!
     Düğünü yapılan kadınla erkeğe bir düğüm olur, düğün! Büyük şehirlerde bir nikâh dairesi, 3-5 misafire bir nikâh şekeri, Akit-nikâh defterine atılan birer imza… “Oldu da bitti maşallah!” Köylerimizde ise dört-beş güne uzayan düğünler; ilçe ve küçük illerde düğün salonları. Bazen gelinin ağırlığınca altın; binlerce dolar ve oynayanlara saçılan paralar… Ağa düğünleri… Kır düğünleri… Saray düğünleri… Gösteriş mi, fiyaka mı, yarış mı, güç ve gövde gösterisi mi?
     İnsanlar düğünlere niye gider? Kimler gelmiş, kimler ne giymiş, kimler ne takmış? Meraktan mı, yoksa “falanın şeyi şöyle, filanın şeyi böyle” deyip dedikodu malzemesi toplamak için mi? Veya bekâr oğluna kız aramaya çıkan anneler mi? Yoksa sevdiğini görmeye gelen gençler mi? Yoksa beyaz atlısını aramaya çıkan kızlar mı?
     Aslında kopuk iki hayatın birbirine bağlanması için atılan DÜĞÜM’dür, DÜĞÜN!
     Belki hatırlarsınız; bir zamanlar NATO toplantısı için İstanbul’a gelen ABD Başkanı Bush, Ankara ziyaretinde elçilikten getirtilen kalemle Anıtkabir defterini yazıp imzalamıştı. Elini sıkmak için kuyruğa girenlerin elleri kontrol edilmişti. Adam neredeyse astronot elbisesi giymiş gibi tecrit edilmişti. İçine edeceği klozeti bile Amerika’dan getirilmişti… Miş miş mişti… Hani TV’lerde sürekli oynatılan Kemal Sunal filmlerinden Kibar Feyzo filminde denildiği gibi; “Ağanın pohunun üstüne poh olmaz!” da, Bush hazretlerinin üstüne olur mu yani!
     Giderken de beylik laflar. Sonuç ne? Sözden başka da bir şey yok… Sözler uçar kimsenin haberi yok! Övgü bol, yergi de bir o kadar… Uçağa binince açmıştır ağzını… Şimdilerde bir şey değişmiş midir? “Yoh vallah ağam… Ağalara her şey beleş!”
     Anladın mı Süleyman emmi? Düğüm oldu Düğün… O da oldu bugün KÖRDÜĞÜM!…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz