İngilizler Böyledir İşte (4)

İ

* İngilizler renkli televizyon dünyasına katılmakta bir hayli gecikmişlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve pek çok Avrupa ülkesindeki televizyon seyircileri için olay o tarihlerde bir yenilik olmaktan çıkmıştı. Oysaki İngilizler, bu yeni gelişmeyi benimsemeden önce, mevcut tüm renkli sistemleri incelemekle meşguldüler. Tabii ki bu inceleme yıllar sürdü ve kullanacakları sistemi seçtiklerinde, bunun mevcut sistemler arasında en iyisi olduğundan artık emin olmuşlardı.
* İngilizler o kadar ters insanlardır ki, bütün dünyanın ortak ölçü ve sistemleri kabul etmiş olmalarına rağmen, onlar hâlâ kendi ölçülerini kullanmakta ısrar etmektedirler. Örneğin; santigrat yerine fahrenhayt derecesini kullanırlar ve halen yolun solundan gitmekte inat ederler! Bu konuda verilecek yüzlerce örnek vardır.
* Dedik ya, İngilizler ters insanlardır diye! Örneğin; Amerika kıtasında bulunan ve artık resmî literatüre girmiş olan “Washingtonias” isimli bir ağaca bile “Wellingtonias” adını vermişlerdir. Bu da, Waterloo zaferinin hatırasını devamlı sıcak tutmak gayreti içinde olduklarını göstermeleri bakımından dikkat çekicidir.
* İngiliz polisi genellikle nazik, ancak bazı durumlarda çok daha nazik olabilir. Eğer siz, arabanızı yanlış bir yere park ederseniz, trafik polisinin onu bulması gecikmeyecektir. Bir ceza makbuzunu arabanın sileceklerine yerleştirirse, kendinizi yine de şanslı hissedebilirsiniz.
    Bazen ise böyle olmaz. Trafik polisi bazen gerçekten nazik olabilir. Örneğin; TR plakalı arabamla Londra’da bulunduğum bir sırada, park ettiğim yerde, arabanın ön camında geri döndüğümde şu mektubu buldum. “Sir, şehrimizi ziyaret ettiğiniz için size hoş geldiniz deriz. Ancak burası bir ‘park edilmez’ alanıdır. Eğer dikkat edecek olursanız, caddelerimiz üzerinde bu gibi uyarı levhaları görebilirsiniz. Buralara park etmek tarafınızdan tercih edilecek bir şeydir. Bu tercihi uzatmak isterseniz size yardımcı olmaktan mutlu oluruz. Bu not bir tehdit değil, sadece bir anımsatmadır.”
    Anlayacağınız, İngiltere’de kurallara uymakta başarılı olamazsanız, kolay yaşama şansınızı yarı yarıya kaybetmiş sayılırsınız.
* İngiltere’de düello yasaktır ve düello yapanlar çok sert cezalara çarptırılırlar. Subaylar ve erler, her ne sebeple olursa olsun, dövüşmek müsaadesine haiz değillerdir. Düelloda hasmını öldüren bir kimse en ağır cezaya çarptırılır. Bundan ötürü düello, İngiliz âdetleri arasından tamamen kalkmıştır.
* Bu konuyla ilgili küçük bir not: Bir İngiliz kadını, kocası çok adi ve çok rezil bir insan dahi olsa, bu kocayı öldüren sevgilisi ile asla evlenemez!
* “Mösyö” kelimesi, İngilizlerin hiçbir ayırım yapmaksızın bütün Fransızlara tatbike mecbur olduklarını zannettikleri umumi bir hitap şeklidir. Hatta bir İtalyan’a “Sinyor” ve bir Alman’a da “Herr” diye hitap etmemekle adabı muaşeret kaidelerinde kusur ettiklerini sanırlar. Belki de hakları vardır; zira bu alışkanlıkları insanların milliyetlerini tayine yarar!
* İngilizlerin inatçılıkları bütün dünyada gayet iyi bilinmektedir. Örneğin;
* Uzun bir gemi yolculuğuna çıkan gerçek bir İngiliz centilmeni, kalbini bir genç kıza açmak ve hislerini dile getirmek için, mutlaka geminin İngiliz karasularına girmesini bekler! İngiliz Milletler Topluluğuna dahil o kadar çok devlet vardır ki, böyle bir kimse aşkını ilân etmek için yine de çok beklemeyecektir!
* İngilizler, uzun boylu, zayıf, kuru, iri kemikli, uzun boyunlu, leylek bacaklı, yorulmak nedir bilmeyen gayet dinç insanlardır. Bütün bu iyi meziyetlerine rağmen, hiç gülmezler ve ömürlerinde hiç gülmemiş ya da hiç gülmeyecek olan insanlardır. Esasen onlar için gülmek hiçbir şeye yaramaz; siz bir dozerin, bir greyderin veya bir lokomotifin güldüğünü hiç gördünüz mü?

(Gelecek yazı: İngilizler Böyledir İşte-5)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz