Bastonuyla Ünlenen Yöremiz – DEVREK

B

     Devrek’in tarihi, M.Ö. 2000 yıllarına uzanmaktadır. İlk yerleşik topluluk, Kaşgay Türkleri’nin ön ataları kabul edilen Gagas ya da Gaşka’lardır. Devrek, Hitit devletinin Pala-Tummana eyalet sınırları içerisindedir. O dönemde ismi ”Zaghelli” ya da “Zehelli”dir. İlkçağ’da Bitinya ve Pontus krallıklarının elindedir. M.Ö. 100’den sonra Roma egemenliği altına girmiştir ve “Dadybra” adını almış, Milattan sonraki yıllarda da “Sebaste” adıyla anılır olmuştur.
     Bizans döneminde ise “Zalifre” ismiyle bilinen Devrek; Kutalmış oğlu Süleyman Şah’ın komutanlarından Emir Karatekin tarafından 1084’te fethedilmiştir. İkinci kez Bizanslılardan alınması ise 1196’da Ankara Meliki Muhiddin Mesut tarafından olmuştur. Selçuklu egemenliğinde “Burgu” ya da “Burglu” adını taşımıştır. Osmanlı Devleti’nin kuruluş sürecinde, 1326’da Hızır Bey tarafından Osmanlı Beyliği’nin sınırlarına katılmıştır. Osmanlı kaynaklarında Devrek’i ele geçiren komutanın isminden dolayı “Hızırbey İli” şeklinde geçmiştir. Evliya Çelebi, ünlü Seyahatnamesinde, Devrek’in “Yedi Divan” olarak bilindiğini yazmıştır.
     Devrek’in gelişimi, 1749’da gümüş madeninin bulunması ve kervan yollarının güzergâhında yer almasından sonra gerçekleşmiştir. 1869’da Ereğli’ye bağlı nahiye statüsündedir. 1887’de, Padişahın emri ve Dâhiliye Vekâletinin kararı ile Çaycuma ve Tefen nahiyeleriyle birleştirilmiş ve 3. sınıf ilçe statüsüne getirilmiştir. Yine aynı yıl belediye teşkilâtı kurulmuştur.
     Bölgede ilk Millî Mücadele hareketi Devrek’te başlatılmıştır. Yine bölgedeki ilk Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de Devrek’te kurulmuştur. Kurucu Başkanı Devrek Müftüsü ve Devrek Halveti Tekkesi Şeyhi Hacı Abdullah Sabri Efendi olup, Birinci Meclis’te Mustafa Kemal Paşa’nın davetiyle görev alarak, Meclis’te milletvekili olarak bölgeyi temsil etmiştir. Devrek; 14 Mayıs 1920’de, T.B.M.M. kararı ile Bolu Sancağından ayrılmış ve müstakil mutasarrıflık olan Zonguldak iline bağlanmıştır.
     Devrek Bastonu, bir sevgi, bir duyarlılık, bir aşk mahsulüdür! (Münteka Çelebi)
     Bastonculuk, Devrek’te yapılan el sanatlarının başında gelmektedir. Devrek bastonu, 1892 tarihli Kastamonu Salnamesi’nde, bir zanaat kolu olarak yer almıştır. Yine çeşitli kaynaklarda Devrek Bastonu’nun doğuş temeli olarak ağızlık yapımı gösterilir.
     Bilinen ilk baston ustası Ali Ziya Efendi’dir. Ali Ziya Efendi, askerliği sırasında Mısır’da İngilizlere esir düşer. Kendisi marangoz ustası olduğundan esareti sırasında baston tamiri ve yapımı, âsa yapımı, pipo yapımına yönelir. Devrek’e döndüğünde öğrendiği bu bilgileri Devrek’teki diğer marangoz ustalarına öğretir. Bu çalışmalar baston sanatının fiilen başlamasını sağlar.
     Ali Ziya Efendi’nin ardından, Aziz Salman Usta 1933 yılında Zonguldak’ta düzenlenen “Tasarruf ve Yerli Malı Haftası”nda Devrek bastonunu sergileyerek bastonun ününü yöre dışına taşımıştır. 1950’li yıllarda İzmir Fuarı ve diğer yörelerde düzenlenen sergilerle tanıtım yaygınlaşmıştır. Daha sonraları, ekonomik nedenlerle ölmek üzere olan baston, 7 Temmuz 1984 tarihinde “Baston ve Güreş Festivali” düzenlenerek yurtiçi ve yurtdışında tanınır hale getirilmiştir. Daha sonra bu etkinlik, 1989 yılında “Baston ve Kültür Festivali”ne dönüştürülmüştür.
     Devrek bastonu 1994 yılında Kültür Bakanlığı’nın desteği ile Ankara’da düzenlenen bir sergide tanıtılmıştır. 19 Temmuz 1997’de “Baston ve Küçük El Sanatları Derneği” kurulmuş ve Devrek’te halka ve sanata hizmet veren “Bastoncular Çarşısı” hayata geçirilmiştir.
     Devrek Bastonu’nun Yapımı
     Geçmiş dönemlerde ve günümüzde yapılan bastonlar çoğunlukla kızılcık, akçaağaç, döngel, yemişken, ceviz, yabani gül ağaçlarından yapılmaktadır.
     Baston yapımında kullanılan ağaçların kesimi bahar mevsiminde ya da Ocak ayında yapılmaktadır. Kesilen ağaçlar kabuklu olarak, doğal halde 1 yıl bekletilir. Daha sonra dallar normal ekmek fırınında 15 dakika tutulur. Nemin atılmasıyla dalda bir yumuşama olur. Yumuşamış ağaç doğrultma tahtasında doğrultulur, kabukları alınır, törpülenir. Bu durumda 1 ay daha bekleyen dal, yapılacak modele göre torna ya da törpü ile elle yuvarlanır. Desen için testere yardımıyla şekil verilir. Düz yüzey temizlenir ve zımparalanır.
     Bastonun sap kısmı ustanın becerisini belirler. Daha önceleri elle yapılan sap yuvarlama işi şimdilerde freze ile yapılmaktadır. Saplar ortopedik, ördek, yılan, atmaca, at başları, oturan köpek, kartal, kurt başı gibi klasik figürlü olmaktadır.
     Devrek bastonunun özelliğini taşıyan desenler ise; burma, yılanlı, çoban çentiği vs.dir.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz