Tarihin Bilinmeyenleri (Gerçek Kont Drakula)
Tarihin Bilinmeyenleri (Gerçek Kont Drakula)

Tarihin Bilinmeyenleri (Gerçek Kont Drakula)

     Gerçek Kont Drakula
     O aslında kont değil bir prensti. Transilvanya’da da yaşamadı, sadece orada doğdu. Gecelerini tabutunda geçirmiyordu ama yine de oldukça korkutucu bir adamdı. Ona “Kazıklı Voyvoda” derlerdi. Çünkü, nasıl desek… İnsanları kazığa geçirmeyi pek severdi.
     Bram Stoker, kitabının adını Romence ‘vampir’ anlamına gelen “Wampyr” koyacaktı, ama araştırmaları sırasında kendini Drakula diye adlandıran, Kazıklı Voyvoda denilen bir on beşinci yüzyıl prensi ile karşılaştı. İlk baskısı 1897 yılında yapılan Drakula’nın daha sonra sayısız baskısı yapıldı. Ama kitabın dünya çapında tanınması ancak kont hakkındaki ilk filmlerden, özellikle de 1931 tarihli Bela Lugosi filminden sonra oldu.
     Ejderhalara Katılıyor
     Drakula’nın gerçek ataları, şimdi Romanya sınırları içindeki bir bölge olan Wallachia’nın savaş lordu prensleriydi. Drakula’nın babası Basarab, taht için sıradaydı ama yolunun üstünde birçok akrabası vardı. Basarab bu nedenle Transilvanya valiliği göreviyle yetinmek zorundaydı. 1431’de şövalye olarak Kraliyet Ejderler Topluluğuna alındı. Kendine Romence’si Drakul olan Ejder adını yakıştırdı. İkinci oğlu Vlad bundan birkaç ay sonra doğdu ve ufaklık da ‘ejderin oğlu’ anlamına gelen Drakula lakabını aldı.
     Küçük Prens
     Vlad durmaksızın entrikaların çevrildiği, iktidar çatışmalarının ve savaşların olduğu bir dünyaya doğmuştu. Üç yaşlarındayken babası Ejder, kuzenlerinden birini öldürdükten sonra Wallachia tahtını ele geçirdi. Artık küçük Vlad gerçek bir prens olmuştu. Babası, minik Drakula ve iki erkek kardeşini savaşçı olarak yetiştirdi. Oğlanlar, babalarınınki gibi minik zincir zırhlar kuşanıp Ortaçağ askeri sanatlarını; okçuluk, kılıç ustalığı ve ata binmeyi öğrendiler. Vlad büyüyünce beyaz atlı bir prens olabilirdi ama babası, Vlad’ın hayatını tümüyle değiştirecek ölümcül bir hata yaptı. O günlerde Osmanlı Türkleri dikkate alınması gereken bir güçtü ve Osmanlı Sultanı Ejder’i çağırdığında atlayıp gitti. Bunun bir ateşkes durumu olduğunu düşündüğünden Vlad’ı ve küçük erkek kardeşini de yanına almıştı. Sultan oğlanları rehin aldı ve Ejder’den, zamanın siyasi köpek balıklarından Beyaz Şövalye’ye karşı kendi yanında yer almasını istedi.
     Sert Türk
     Oğlanlar bir zindana kapatılmışlar, aç bırakılıyor ve her gün kırbaçlanıyorlardı. Ama Vlad’ın şeytani bir kişiliğe dönüşmesine neden olan şeyler hücrenin dışında gerçekleşiyordu.
     Zindanın penceresi haftada birkaç kez gerçekleşen infazların yapıldığı avluya bakıyordu. Genç Drakula, suçlarına göre oklanarak ya da mızraklanarak, kelleleri kesilerek, asılarak, taşlanarak, tekerleklerin altında ezilerek ve hatta bazen hayvanlara yedirilerek öldürülen kurbanları izliyordu. Çoğu kazığa çakılıyordu… Bu tavukların şişlenmesine benzer bir işlemdi.
     Beyaz Şövalye Geliyor
     Çoğu hikâyede, Beyaz Şövalye, beyaz atının üzerinde gelir ve günü kurtarır. Ama bu gerçek hayatta böyledir. Bizim Beyaz Şövalyemizin hayatta en çok istediği şey Macar kralı olmaktı. Wallachia’yı bir atlama tahtası olarak görüyor ve Ejder’in kendisi için bir engel olduğunu düşünüyordu. Beyaz Şövalye, Vlad’ın babasını, annesini ve ağabeyini öldürdü ve Wallachia tahtını eline geçirdi. Neler olduğunu öğrenen Vlad intikam yemini etti. Sultan onu serbest bırakıp Beyaz Şövalye’yle savaşması için emrine birlikler verdi. Yıllardan 1448’di ve Vlad 17 yaşındaydı.
     Sonradan Görme
     Vlad bir çocuk için gayet başarılı oldu. Arkasına aldığı Türklerle Beyaz Şövalye’nin üzerine yürüdü ve Wallachia tahtına geçti. Ama işler bu kadar kolay olmayacaktı. Tahtta sadece iki ay kalabildi. Sekiz yıl sonra, Beyaz Şövalye Türklerin elindeki Sırbistan’ı işgal ederken, Vlad nihayet tüm Wallachia’yı kontrolü altına almayı başardı. Beyaz Şövalye Türklerle savaşırken öldürüldü. İntikam fırsatını kaçıran Vlad önüne çıkan herkesi yok etmeye başladı.
     Güzelim Wallachia
     Çoğu köylü olan NVallachia’nın nüfusu 500 bin kadardı. Drakula taç giyme töreni sırasında sıkıyönetim ilan etti. İlk intikam hareketi Ejder’e karşı Beyaz Şövalye’nin yanında yer alan asillere yönelikti. Aileleriyle birlikte yüzlercesini Paskalya gününde katedralin önünde topladı. Önce en yaşlıları kazığa geçirtti, sonra diğerlerini kale inşa edecekleri yere kadar 80 kilometre yürüttü. Asiller harç karıştırıp, kaya ve kereste taşıyıp, hendek kazdılar. Yüksek sınıflar için zor işler yani.
     Eşitlikçi Kazıkçı
     Drakula alt sınıfları da ihmal etmedi. Wallachia’nın fakir ve hastalarını toplayıp onlara şatosunda bir ziyafet verdi. Söylemeye gerek yok, bu tabii ki son yemekleriydi. Bazen özel bir neden yokken tüm bir köyü yakıp yıkardı ama sadece kendi halkını öldürmekle kalmadı. Yabancı kodamanlar ve tüccarları, keşişleri, vaizleri, Türkleri de öldürdü. Herkesin öldürülme riski vardı. Seyyahlar, Wallachia’nın etrafından dolanmaya başladılar. İşte bu sıralarda Türkler onu ‘Kazıklı Voyvoda’ olarak adlandırdılar. Neredeyse her suçun cezası kazığa çakılmak olabilirdi. Bazen Vlad sadece sıkıldığı için öldürürdü. İnsanlara işkence etti, sakatladı, astı, yaktı, canlı canlı kaynattı… Ama favorisi kazığa çakmaktı. Kazıklı’nın yaklaşık 100 bin kişinin ölümünden sorumlu olduğu sanılıyor.
     Son mu?
     Tüm bu cinayet ve kargaşa Wallachia’nın başkenti Tirgavist’i dünyanın en emniyetli yeri yaptı. Bunu ispatlamak için Vlad, şehir merkezindeki meydana güya susayan gezginlerin su içmesi için altın bir tas koydurdu. Drakula’nın iktidarda olduğu altı yıl içinde o tasın yerinden kıpırdamadığına iddiaya girebilirsiniz.
     Vlad Bükreş dışında, en eski düşmanı Türklere karşı bir çarpışmada öldürüldü ama Türkler tarafından mı, yoksa kendi askerlerince mi öldürüldüğü hâlâ muammadır. Türkler kellesini kesip İstanbul’a gönderdiler. Böylece “Kazıklı” adını verdikleri adamın kellesini sergileyerek öldüğünü kanıtladılar. Cesedi Bükreş yakınında bir manastıra gömüldü ama oradan da kayboldu. Arkeologlar 1930’larda Drakula’nın gömülü olması gereken mezarın kapağını açtıklarında boş bir çukurla karşılaştılar. Gerisini siz düşünün artık…   

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir