Gizli Servisler (İran Gizli Servisleri-1)

G

“Bir karar vermeden önce birçok ilgili ilgisiz faktörü gözden geçirmişimdir. Coğrafya, aşiret yapısı, din, sosyal gelenekler, dil, lezzet kavramı, standartlar vb. Düşmanımı en az kendim kadar iyi bilirim.” (T.E. Lawrence-1933)
* İran nüfusunun % 75’ini  Farslar  ve Azeriler oluşturmaktadır. Her iki grubun nüfusları birbirlerine yakındır.
* Geri kalan % 25’lik kesimi ise, Azerilerin dışındaki çeşitli Türk toplulukları (Türkmenler, Kaşgailer, Afşarlar, Hamseler, Halaçlar, Boyar Ahmet, Karagözlü, Agaçeriler vb.) ile Araplar, Kürtler, Beluciler, Ermeniler, Yahudiler ve diğerleri oluşturmaktadır.
* İran’ın resmi dili Farsçadır. İran nüfusunun yarısından çoğu Türkçe konuşabilmekte, ayrıca bölgesel olarak Kürtçe, Arapça ve Beluci dilleri de yoğun olarak kullanılmaktadır.
* Azerilerin % 90-95 yoğunlukla oturduğu, ülkenin Kuzeybatı kesimlerinde Azeri Türk lehçesi ile konuşulmaktadır. Hatta  yaşlı kadınların önemli bir bölümünün Farsça bilmediği görülmektedir.
* İran, 25°00′ 39º45′ kuzey enlemleri, 44°00′ 63º30‘ doğu boylamları arasında yer almaktadır. Yüzölçümü 1.645.000 km2’ olup, nüfusu 82.820.766’dır.
* Sınırları toplamı 7744 km.dir. Bunun 5128 km.si kara, 2616 km.si deniz sınırıdır. Türkiye ile sınır uzunluğu 488 km.dir.
     Millî Politika
     İran, Anayasada belirtilen politika hedeflerine ulaşmak için gayret göstermektedir. Bütün Müslümanlar ümmet kabul edilmektedir. Bu çerçevede İran, İslam Devrimi’nin başlangıcında sadece dünyada yaşayan Şiileri hedef seçmişken, daha sonra politika değişikliği yaparak dünyadaki bütün Müslümanları kapsayan bir dış politika geliştirmiştir.
     İran, özellikle Ortadoğu’daki Şii nüfusu üzerinde etkili ve bu bölgedeki kendi yandaşlarına başlattığı yardımı da şimdilik sürdürmektedir.
     Bunun yanında Türkiye, Pakistan ve bağımsızlığını yeni kazanmış olan Eski Sovyetler Birliği Ülkelerine yönelik İslam devrimi ihracı çabalarına devam etmektedir.
     İran bağımsız bir politika izlediği imajını vermekte ve ABD ambargosuna karşı direnmektedir.
     İran dış politikada bölge ülkeleri ve komşuları  ile mevcut sorunlarını çözmek, siyasi ve ekonomik ilişkilerini geliştirmek ve bölgede sözü daha çok dinlenir önemli bir siyasi güç haline gelme çabasındadır.
     Bu politikasının gerçekleştirmede karşılaştığı engeller başta rejimin yetersizliği, silahlanma, KİS üretme politikası, terörizm ile mücadele alanında duyarlılık yaratan faaliyet ve politikalarıdır.
     Bugünkü İran’ın hamisi olarak kabul edilen Reza Pehlevi, 1925 yılında Türk Kaçar sülalesinden Şah Ahmet Kaçar’ı devirerek iktidara gelmiştir.
     Reza Şah Pehlevi 16 yıl iktidarda kalmıştır. İkinci Dünya savaşı döneminde, 1941 yılında SSCB ve İngiltere’nin istilası üzerine Reza Şah Pehlevi, 23 yaşındaki oğlu Muhammed Şah Reza Pehlevi lehine tahttan feragat etmiştir.
     1941 yılından 1979 yılına kadar ülkeyi yöneten Şah M.Reza Pehlevi aleyhinde ilk önemli muhalefet 1962 yılında başlamış ve aralarında Humeyni’nin de bulunduğu bir kısım din uleması, ABD uyruklu danışmanlara dokunulmazlık hakkı veren bir yasayı bahane ederek İran halkını Şah aleyhinde yönlendirmeye başlamıştır.
     Şah Pehlevi, bu muhalefeti genişlemeden ezmeye çalışmış ve bu konuda alınan önlemler kapsamında, İmam Humeyni, Türkiye’ye (Bursa) sürgüne gönderilmiştir. Humeyni 1 yıl Bursa’da ikameti müteakip, önce Irak Necef’e, müteakiben de 1978’de Fransa’ya gitmiş ve İran’a döndüğü 01 Şubat 1979  tarihine kadar Paris yakınlarında bir köyde yaşamıştır.
     İran’da, başta Tahran şehri olmak üzere meydana gelen kanlı gösteriler sonucunda Şah M. Reza Pehlevi, 16 Ocak 1979 tarihinde ülkeden ayrılmak zorunda kalmış ve müteakiben Humeyni 01 Şubat 1979’da İran’a  dönerek, halk tarafından büyük bir coşku ile karşılanmıştır.
     Humeyni’nin 1989’da ölümünden sonra, Rehberlik makamına Ayetullah Ali Hamaney, Cumhurbaşkanlığı görevine ise Haşimi Rafsancani seçilmiştir.
     İran’ın bugünkü dinî lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’dir. 

(Gelecek yazı: İran Gizli Servisleri-2)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz