Nasıl Geçti Habersiz O Güzelim Yıllarım
Nasıl Geçti Habersiz O Güzelim Yıllarım

Nasıl Geçti Habersiz O Güzelim Yıllarım

     Eskiler, “Zaman olur ki hayali cihan değer” tabirini yeri ve zamanı geldikçe sık sık kullanırlar. Biz de şimdi, Gündüz’ün şu andaki halini görünce aynı şeyi söylemekten kendimizi alamıyoruz.
     Yağmurlu, sisli, hafifçe soğuk bir sonbahar günündeyiz. Bazen artan, bazen hafifleyen rüzgârla gelen yağmur taneciklerinin, büyük loş salonun, etraftaki ancak tepelerinin göründüğü dağlara bakan pencere camları üzerindeki tıpırtılara kulaklarını vermiş, gönlü ile, buğulanmaya başlayan camların ardından yıllar öncesine, o eski anılara karışıvermişti Gündüz…
     Öylesine anılar ki… Hani bunlar “Hayali cihan değer” değil de, binlerce cihana değer ve bedeldi doğrusu…
     Gündüz’ün liseyi bitirdiği yıldı…
     Tatilde, uzak bir ildeki amcasının çiftliğinde idi. Hizmetçilerle, uşaklarla, bağ-bahçe, bostan demiyor habire geziyordu. Bazen biraz ilerdeki ormana, onun ardındaki sarp kayaların arasında çağıldayarak akan bu gibi sulara, dereye, Ceylan Pınarı’na kadar uzanıyordu.
     İşte bu gezilerinin birisinde, komşu çiftlik sahibi Yusuf Ağa’ya aynen kendisi gibi misafir gelmiş bir şehirli kızla, Selma ile tanışmışlardı.
     Selma, dizlerini meydanda bırakan incecik belli, bol geniş etekli, kolları omuzlarından büzmeli, göğüs kısımları cömertçe açık, kırmızı, sarı güllü bir elbise giymişti.
     Gündüz ile çok çabuk anlaştılar, kaynaştılar…
     Sonra da bütün bir yaz mevsimini birlikte geçirdiler. Bütün bir âlem onlar için yaratılmıştı sanki… Neşeleri, kahkahaları, kuş cıvıltıları arasında, ormana ve karşı yamaçlara kadar aksediyordu.
     Uçsuz bucaksız kırlar onların dünyası oluyordu. İlk buluştukları günü, sarı papatyalardan yaptığı bir tacı, Selma’nın yumuşak, uzun saçlarının üzerine kondurduğu anı ve Selma’nın küçük bir çocuk sevinci ile el çırpıp raks edercesine yemyeşil çimenlerin üzerindeki o hayalini görür gibi oluyordu yıllar sonra…
     Neden bir daha birbirlerini görememişlerdi? Son ayrıldıklarından sonra neden bir araya gelememişlerdi bilinemez…
     Evet, bilinemez amma… Bildiğimiz bir şey varsa o da Gündüz’ün her fırsatta dudakların-dan düşürmediği bir şarkı ve o şarkının “Hayali cihan değer” mısra ve melodileridir…

Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım
Bazen gözyaşı oldu bazen içli bir şarkı
Her anımı eksiksiz dün gibi hatırlarım
Dudaklarımda tadı içimde durur aşkı
                Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler
                Hani güzel gözlü ceylanların pınarı
                Hani kuşlar, ağaçlar bin bir renkli çiçekler
                Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı
Ben hâlâ o günleri anarsam yaşıyorum
Sanki mutluluğumuz geri gelecek gibi
Hâlâ güzelliğini kalbimde taşıyorum
Dalından koparılmış taze bir çiçek gibi
                Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler
                Hani güzel gözlü ceylanların pınarı
                Hani kuşlar, ağaçlar bin bir renkli çiçekler
                Nasıl yakalamıştım saçlarından baharı

Beste: Teoman Alpay
Güfte: Nihat Aşar
Makam: Hicaz
Usûl: Semaî
Form: Şarkı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir