Tarihin Bilinmeyenleri (İlk Süper Star)

T

     Kızlar viyolonistlerden hoşlanır. En azından Niccolo Paganini ünlüyken öyleydi.
     Niccolo Paganini dünyanın en iyi viyolonisti olarak adlandırılabilecek kadar yetenekli bir virtüözdü. Hayranları ona tapardı. Ama Paganini şöhretin karanlık yanlarının kurbanı oldu; cinsel taciz, aşırılıklar ve şeytanla arkadaşlık dedikoduları vs.
     Olağanüstü Genç
     1800’lerin başlarında Paganini bir süper stardı. İtalya-Cenova’da, 1782’de doğan keman dehası 15 yaşında turnelere başlamıştı. Kısa sürede olağanüstü, neredeyse doğaüstü yeteneğiyle ünlendi. Bach, Mozart gibi haleflerinin aksine bir arşidükün himayesinde saray müzisyeni olmadı. Konser turnelerinde çaldı ve bilet satışlarıyla geçindi. 1828’de efsanevi altı yıllık Avrupa turnesine başladı. Büyük başkentler onun büyüsüne kapıldı: Viyana, Berlin, Londra ve Paris’te çaldı.
     Paganini Tutkusu
     Biletler fahiş fiyatlara satılıyordu ama Paganini’nin konserleri hayranları için hayatlarını değiştiren bir deneyimdi. Bayanlar bayılıyor, erkekler ağlıyordu ve eleştiriler müthişti. Paris gazeteleri okurlarını “Paganini’yi dinlemek için mallarını satmaya ya da rehine vermeye” teşvik ediyordu. Bir eleştirmen “Paganini’yi dinlemeden ölene yazıklar olsun!” diye yazmıştı.
     Hakkındaki efsane büyüdükçe Paganini’nin yeteneğini ruhunu şeytana satarak elde ettiği dedikoduları da yayılmaya başladı. Görünüşü de bu hikâyeye çok iyi uyuyordu. Paganini yaşamının çoğunda sağlık sorunlarıyla boğuştu, ölü gibi soluk bir teni vardı ve çok sıskaydı. Ama bu ıstıraplı görünüşü ona daha da şeytani bir romantizm veriyordu.
     Paganini Presley
     Bazen uzun siyah saçları arkasında vahşice uçuşurken etrafında kanat gibi dönen siyah bir pelerin giyerdi. Keman çalarken, esnek parmakları başka hiçbir viyolonistin taklit edemeyeceği bir hızla perdelerde koşuşurken uzun bacakları sahnede onu fırıl fırıl dolaştırırdı.
     Kırılma Noktası
     Paganini bazen birbiri ardına kemanının üç telini kırma oyunu oynar ve sonunda konseri kusursuz bir şekilde sadece tek bir telle bitirirdi. Bu tür teatral çılgınlıklar tutucu eleştirmenleri kızdırır ve onu, vasat bir yetenek, cafcaflı numaraları olan bir müzisyen olarak küçümsemelerine neden olurdu.
     Eleştirmenler Paganini’yle “akrobat, sahtekar, kadın avcısı… ve iğrenç derecede zengin,” diye de alay ediyorlardı. Dedikodulara göre, yaşlı, genç, halktan ve asil bir sürü kadın, üstadın gönlünü eğlendiriyordu. Konserlerinden çok büyük miktarda para akıyordu.
     Şöhretin Karanlık Yüzü
     Aslında Paganini sık sık parasız kalırdı. Büyük ama talihsiz bir kumarbazdı. Bir ajans ve bir biyografi yazarı da dahil kalabalık bir ekibi geçindiriyordu. Turne ilerledikçe üstündeki baskı onu yıpratıyordu. Sağlığı bozuluyor ve bazen hastalık dolayısıyla konserleri iptal etmesi gerekiyordu. Bazen de en ufak bahaneden etkilenen Paganini’nin alınganlığı yeterli oluyordu. İrlanda’da iptal ettiği bir konserden sonra öfkeli bir kalabalık otelin önünde toplanıp onu programlandığı gibi çalmaya zorlamıştı.
     Şöhretin Kapkaranlık Yüzü
     Turneden vazgeçen Paganini, Paris’te bir Paganini Casino’su inşa etmekle ilgili büyük bir entrikanın içine çekildi. Paris’teki kumarhane çok büyük bir başarısızlık oldu. Eski ortaklarıyla mahkemelerde geçirdiği yılların sonunda bir frankını bile geri alamadı. Amerika’da müthiş bir turneyle yeniden ortaya çıkmayı planladı ama bozulan sağlığı buna izin vermedi.
     1840’da ölüm yatağındaki Paganini, daha çok yaşayacağını düşünerek günah çıkartmayı reddetti. Yanılmıştı. Başpiskopos bir Hıristiyan cenazesi yapılmasını yasakladı. Hatta o kadar ileri gitti ki, Paganini’nin doğduğu yer olan Cenova’daki yetkilileri bile uyardı. Oğlu dava açtı, mahkemenin kararı beklenirken mumyalanmış cesedi cam içinde sergileniyordu. Binlerce ve binlerce insan ilk süper starı son bir kez görmek için sürüler halinde toplandı. Cesedi, 1845’e kadar kutsanıp toprak altına giremedi.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz