Bel Fıtığı ve Tedavisi
Bel Fıtığı ve Tedavisi

Bel Fıtığı ve Tedavisi

       Belimizde beş adet omur kemiği, bu kemikler arasında da disk denilen kıkırdaklar var. Tabii disk özel bir bağ dokusu organı… Ve bu disk, omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına katkı sağlıyor. İşte bel fıtığı dediğimiz rahatsızlık, omur kemikleri arasında bulunan ve adeta amortisör gibi görev yapan bu disklerin fıtıklaşmasıdır. Biraz daha resmetmeye çalışırsak, disklerin zaman içinde yırtılmaya başlaması ve bu mini yırtıklardan taşan ‘jelatinöz’ adlı sıvının sinirleri sıkıştırması sonucu ortaya çıkan ağrılı hareket kısıtlılığıdır.
       Nasıl oluşur?
       Ağır bir yük kaldırmak veya ters bir hareket yapmak gibi pek çok dış faktörün yanında kişiye ait faktörler de bel fıtığının oluşmasında önemli rol oynarlar. Çünkü öyle insan vardır ki 5 kg. kilogram kaldırır bel fıtığı olur. Peki niçin? Çünkü 5 kilo kaldıranda fıtıklaşma artık son safhaya gelmiştir. O minik ağırlık dahi bardağı taşıran son damla olmuştur. Hatta halk arasında öksürdüm sonra oldu diyenler dahi vardır. Aslında öksürmek bardağı taşıran son damladır.
       Belirtileri nelerdir?
       Bel ve bacak ağrısı en belirgin şikâyettir. Hareket kısıtlığı, topallayarak yürüme, vücudun bir tarafa çarpılması söz konusu olabilir. Bazen idrar tutamama, büyük abdesti tutamama veya yapamama gibi bozukluklar ile bacaklarda felce doğru gidiş ortaya çıkabilir. Hastalığın bu derecede ilerlemesine müsaade edilmemeli, zamanında müdahale ile uygun bir tedavi gerçekleştirilmelidir. Bel fıtığında bel ve bacak ağrısı, yürümekle, iş yapmakla, ayakta kalmakla, öksürmekle artarken sert yatakta yatmakla azalabilir.
       Korunmak için ne yapmalı?
       Hiçbir zaman çok ağır yük kaldırmayınız. Bir yük kaldıracaksanız mutlaka dizlerinizi kırarak o cismi yerden alınız. Telefon bile çalsa uzanarak almayınız. Daima cisimlere yaklaşarak arada mesafe bırakmaksızın alınız. Sağlıklı iken bel ve karın adalelerini güçlendirici egzersizler yapmanız yararlıdır. Masa başında sürekli oturmak durumundaysanız arada bir kalkmalı ve biraz yürümelisiniz.
       Tedavi
       Bir hastaya bel veya boyun fıtığı teşhisi koymak yeterli değildir. Aynı zamanda hastalığın hangi safhada olduğu da netleştirilmelidir. Rahatsızlığın hangi safhada olduğu net bir şekilde tespit edildikten sonra cerrahi müdahale gerekmiyorsa konservatif tedavi uygulanır. Prensip olarak cerrahi müdahale en son çaredir. Ancak cerrahi tam zamanında yapılmalıdır. Ameliyat gereken bir hastada bunu geciktirmek telafisi imkânsız sonuçlara yol açabilir.
       Doğru teknik başarıyı artırır
       Doğru ameliyat kararı, doğru tekniğin uygulanması ve tecrübe başarıda önemli rol oynar. Bilindiği gibi, sadece hamilelerde değil, ileri yaştaki kimselerde, ciddi kalp-damar, karaciğer, böbrek, solunum hastalığı bulunanlarda, anestezi ilaçlarına alerjisi olanlarda ve benzer durumlarda genel anestezi riskli olmaktadır. Bu gibi hastalarda ‘spinal anestezi’ kurtarıcı rol oynar. Bu uygulamada hastalar hiçbir ağrı duymamakta, hatta ameliyat ekibiyle sohbet bile edebilmektedir. Böylece hem hamile hasta bel fıtığından kurtulmakta hem de anne karnındaki cenine zarar gelmemektedir. Hatta bu şekilde 80 yaşın üzerindeki çok yaşlı hastaların bile ameliyatları gerçekleştirilebilmektedir. Normal şartlar altında hastalar ameliyat edildikleri gün veya ertesi gün yürütülmekte, ortalama bir iki gün içerisinde de taburcu olmaktadırlar. Bir de halkımız arasında dar kanallı hastalara ameliyat yapılamayacağı gibi bilimsellikten uzak yanlış bir kanaat hâkimdir. Kanalı dar olan hastalar da rahatlıkla ameliyat edilebilmektedir.

(Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Yıldızhan)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir