Yaren Sohbetleri (9)

Y

     Akıl yaşta, zenginlikte, fakirlikte değildir. Kişilerin en ufağı bile geleceğin akışını değiştirebilir.
     Aklımız acı çeker, bedenimiz feryat eder. Hepimiz bin yalanla uğraşmayı bırakmalı, kendi saflarımızda düşman aramaktan vazgeçmeliyiz. Hiç kimse günahları başından savmaya kalkmasın. Önümüzdeki dönem sorunlarımızı, tespitlerimizi, hal yollarını önümüze koyup düşünme zamanıdır.
     Haydi, hepimiz son defaya mahsus büyüklük yapalım ve küçüklerin yaptıkları hataları affedelim. Affedelim de… Ateş çeliği saflaştırır. Hepimizin sabırsız olacak kadar cesarete, cesur olacak kadar da sabra ihtiyacımız var. Kaybettik üzüldük ama gülümsemeyi unutmamalıyız. İçimizde kendini bu davaya adamış, iyi niyetli birçok insan var. Zamanların en kötüsüne, zamanların en iyisi galip gelecektir. Yeter ki sorumluluğu yüreklerimizde hissedelim. Bir kenarda sessiz bir üzüntüyle olan biteni izleyen kanaat önderleri neredesiniz?
     Akil adamların ortaya çıkıp olaya müdahale etme zamanı gelmedi mi daha? Bilgeler sorunları çözmekte yardımcı olur. Sevgi ve bilgi, verdikçe azalmayan, daha da artan tükenmez bir özelliğe ve güzelliğe sahiptir. Bilge kişi ise işte budur. Bir örnek verelim isterseniz:
     Ölmek üzere olan baba üç oğlunu yanına çağırır; “Sahip olduğum on yedi ineğin miras olarak yarısını büyük oğluma, üçte birini ortanca oğluma ve dokuzda birini de küçük oğluma bırakıyorum,” der. Bölüşme zamanı gelince çocuklar şaşırır. 17 inek ne ikiye, ne üçe, ne de dokuza bölünür. Bilge bir kişiye dertlerini anlatırlar. Bilge kişi der ki; “Bir inek de bende var. Onu da size vereyim, öyle bölüşün!”
     18 ikiye bölünür 9, üçe bölünür 6, dokuza bölünür 2… 9+6+2=17. Bir inek fazla kalır ve o da bilgenin verdiği inektir, ineğini geri alır. İşte, bilge verir ama ne bilgisi ne de malı kaybolur. Aksine meseleyi çözer… İşte bilge ve bilgelik budur!
     Ne yazık ki bizim bilgelerin takkesi miras paylaşılırken düştü. Az bilgisi olanlar konuştukça parasız olup çok harcayana benzediler. Akla uygun, dinleyenlere güven veren ve aynı zamanda başkalarının zararına olmayan sözler duyulmalı artık. Kötü demirlerden iyi kılıç olmayacağını artık anlamalıyız. Bizim öğüdümüz; unumuzu kendi değirmenimizde kendimizin öğütmesidir. Yuvarlak masada yemek yiyip yazı yazanların, birer bilge olmadığını bir an önce anlamalıyız. Yerine getirilmiş bir görevin mutluluğu, diğer bir görevi yapabilme gücünü meydana getirir.
     Rüyalarımızı, ideallerimizi gerçekleştiremeyeceğimizi söyleyenlere sağır olmalıyız. Elbette dünya çok büyük… Ancak kendi kendimizi yetiştirirsek dünyaya sığmaz oluruz. Önce insan ve insanımız diye yola çıkmalıyız. Suyu ne kadar döversek dövelim sudan yağ çıkmayacağını bilmeli, en azgın nehirlerin bile dolu kovaya bir damla bile ekleyemeyeceği gerçeğini de öğrenmeliyiz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle