İngilizler Böyledir İşte (6)

İ

* İngilizlerin tilki avı eğlenceleri ünlüdür. Avı bir tür oyun sayarlar. Kendilerinin pek katkısı olmaz, bütün işi köpekler yapar bitirir. Tilki ölünce av ziyafeti çekilir. Zavallı hayvanı boğazlayarak öldüren köpeğin sahibine övgüler yağdırılır… Avlanma sırasında yanlışlıkla arkadaşını vuran bir İngiliz avcının üzüntüsü, avını kaçırmış olmasından daha fazla değildir.
* Yabancı bir ülkede dolaşırken kendisine, “Siz İngiliz misiniz? Çok benziyorsunuz…” gibi sorular yöneltilirse çok sevinirler, sanki dünyalar onların olur…
* Görevi sırasında gülümsemek, bir İngiliz uşağı için bağışlanmayacak bir davranıştır. Hele de soylu bir ailenin yanında çalışıyorsa. Eğer bir uşak bunu yaparsa, kariyerini tehlikeye sokmuş demektir ki, bir sonraki işi için gerekli olan iyi bir referans mektubunu unutabilir…
* Uşakların pek burjuvazi olan kostümleri, tanınmak hususunda tereddüte yer bırakmaz; çünkü o da bir “İngiliz”dir!
* İngilizler, en az Amerikalılar kadar iddiacı insanlardır. En ufak bir konu hakkında bile derhal iddiaya tutuşurlar. Böyle bir iddianın yarım poundluk ya da beş-on penny’lik bir iddia olması onları pek etkilemez… Önemli olan iddiaya girmektir!
* İngilizlerin Pazar günü; barları kapayan, kasabın bıçağını kurbanın kellesi üzerinde tutan, fırıncının küreğini fırın ağzında durduran, işleri tatil eden, fabrikaların ocaklarını söndüren, dükkânlarını kapayan, kiliselerini açtıran, demiryolları üzerinde gelip giden trenlerin hareketlerini fazlalaştıran bir gündür…
* İngiliz otellerinin hepsinde, büyük bir titizlikle saklanan, otele gelen meşhurların kaydedildiği ve bu ziyaretle övünüldüğü bir defter vardır. Tarihi kurumlar kadar eski olan bu otellerde, gerçekten tarihin meşhur simalarının isimlerini, adreslerini, el yazılarını ve imzalarını görmek mümkündür…
* Utangaç ve hassas bir İngiliz’in gözleri, hele de âşık olduğu zaman çok komik bir anlam kazanır. Bir şey söylemek ya da bakmaktansa, yerin dibine girmeyi tercih ederler…
* Lordlar Kamarası’na başkanlık eden ve bütün görevi, celsenin açıldığını yahut kapandığını ilan etmek ve önüne konulmuş bir liste üzerinden isimleri yazılı konuşmacılara söz vermekten ibaret olan bir kişi, elbette ki önemli bir şahsiyettir. Kendisine pek münasip olan vakur tavrını, sükûnetini ve itidalini muhafaza ederken, alışık olduğu şekilde, sağ elini düğmeli redingotunun göğsü üzerinde tutar. Kırmızı lekelerle dolu soluk ve tüysüz bir çehre, alnı üzerine düşen bir peruka, bu adamın gayet komik bir şekilde sahte vakarını tamamlar. Ağaçtan veyahut mukavvadan yapılmış iri bir kukla gibi bütün vücudu ile hareket eder; hatta gözlerini bile bir bebek veya bir manken gözü gibi açıp kapar…
* Gururu incinen bir İngiliz kadar tehlikeli bir başka yaratık daha yoktur…
* Güzel bir İngiliz kadını, eski Britanya şehirlerinin sokak köşelerinde hâlâ asılı duran o masum Meryem heykelciklerini andırsa da, konuşmaya başladığı zaman onu kimse susturamaz. O adeta, Cenevre’de özel olarak imal edilmiş havalı saatlere benzer ki, bir defa işlemeye başladı mı, melodilerini çalmaması için onu kırmaktan başka yapılacak bir iş yoktur…
* Dillerinde, muhtelif sözler ve deyimler halinde bütün küfürlerin gayet net karşılıkları bulunan İngiltere halkının, dinsel bağnazlığın güçlü bulunduğu diğer bütün ülkelerde olduğu gibi, kızdıkları zaman gayet rahat küfür etme hakları vardır. Ancak işin ilginç tarafı, Katolik inanışına göre bunu günah sayıp en kısa sürede günah çıkartmalarıdır. Oysaki İngilizler Protestan’dırlar ve dua etmeye inanmazlar ki!
* Her ne kadar biraz ağır işlese de, İngiliz adaleti mükemmel bir adalettir. Ama bir İngiliz hâkim, asla bir zabıt kâtibinin perukasıyla hüküm vermez!

(Gelecek yazı: İngilizler Böyledir İşte-7)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz