Ren Vadisi’ndeki Şatolar (ALMANYA)

R

     Almanya’nın Ren Vadisi, “Şatolar Vadisi” olarak da bilinmektedir. Nehrin, Wiesbaden’den Koblenz’e kadar olan bölümü güzel şatolarla doludur. Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler başta olmak üzere nice masalların yazarlarına bu şatolar ilham kaynağı olmuştur.
     Vadinin bu çok engebeli kesimi, eskiden güçlü Burgonya Krallığı’na aitti. Ortaçağ boyunca Ren, Güney Avrupa’yı Kuzey Avrupa’ya bağlayan en önemli yoldu. Şatolar ise, nehir ulaşımını kontrol altında tutan derebeylerin hem kalesi hem sarayı idiler. Bu şatoların bazıları 19. yüzyılda, kale olma özelliğini kaybetti, ama o görünümü kaybetmeden muhteşem saraylar halini aldı.
     Wiesbaden’in yakınındaki Birgen’den itibaren Ren Nehri, ormanla kaplı dağların arasına girer, dar bir boğaz halini alır. Bazı yerlerde çok hızlı aktığı, kayalıklardan geçtiği için, gemiciler bu boğazdan her zaman rahat geçemezlerdi. Fakat gemicileri ve yolcuları asıl korkutan, zalim Baronlar olurdu. Bunlar kendi sularından geçen gemileri durdurur, onlardan vergi alır, bazen mallarına el koyarlardı.
     Birgen’den az sonra şatoların sayısı artır. Meşhur Burg Maus (Fare Şatosu) buradadır.
     Fare Şatosu, zalim ve rezil bir adam olan Piskopos Hatto’ya aitti. Bu piskopos, kıtlık yıllarında köylüleri boş tahıl ambarlarına kapatır, ambarları boş bıraktıkları için onları yakarak öldürürdü.
     Zalim ve cimri piskoposun ambarları buğdayla dolu olduğu zaman, yüz kilometre civardaki bütün fareler buraya üşüşürmüş. Piskopos, ambarları fare hücumuna uğradığı bir sırada içeri girmiş. Fareler onu da diri diri yemişler.
     Bu olay, şatoyu ziyaret eden turistlere gerçekmiş gibi heyecanla anlatılır ve canlandırılır.
     Fare Şatosu’nun çevresi, Almanya’nın en iyi üzümlerini yetiştiren bağlarla kaplıdır.
     Nehrin daha aşağısında, Palatina’nın girişinde, yine masallara çağrışım yapan başka bir şato yükselir. Lorlay kayalığının üzerindeki bu şato gemicilerin hem sevdikleri, hem de çok korktukları bir şatı idi. Lorlay, sarışın güzel bir kızmış. Onun güzelliğine dayanamayan gemiciler, nehirden ayrılır, peşinden gider, ama bir daha geri gelmezlermiş. Çünkü Lorlay onları ölümü götürürmüş. Turistler, bu hikâyeyi de heyecanla dinlerler.
     Öldüren güzelin şatosuna yakın bir mesafede bulunan Burg Katz (Kedi Şatosu), Katzenebogen kontları tarafından Fare Şatosu’na karşı bir savunma ve rekabet amacıyla yaptırılmış.
     Koblenz şehrinin yakınında bulunan Marksburg Şatosu, Ren Vadisi’ndeki şatoların en büyüklerinden biridir. İkinci Dünya Savaşı’nda hasar görmeyen tek şato budur ve Ortaçağ şatolarının en mükemmel örneğidir.
     Almanya’da masallardaki kadar güzel ve harika şatoları görmek isteyenler, Ren Nehri boyunca seyahat etmelidirler. Bu şatoların hepsi geceleri aydınlatılır ve daha romantik ve bir o kadar da ürkütücü görünüm kazanırlar.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz