İngilizler Böyledir İşte (8)
İngilizler Böyledir İşte (8)

İngilizler Böyledir İşte (8)

* İngilizlerin yemek masasında konuşmaları genel ve müşterek değildir. Herkes kendi yanındaki komşusu ile konuşur. Hatta her davetli çorba ve balık varken sağdaki komşusu ile kızartma, tatlı ve çerez yenilirken de soldaki komşusu ile konuşur. Bazen siyasi konulardan, bazen golf oyunlarından ve çocuklardan, bazen de son tiyatro temsillerinden ve tatil projelerinden bahsederler. Bir an bile bir sessizlik ve duraklama olmaz ve sofraya oturulurken duyulan gürültü, yemek sonlarına doğru giderek yükselir.
* Davetliler arasında bir subay ve eşi bulunuyorsa, onları seyretmek insana bir başka zevk verir… Hele hele subay eşlerinin! Kendilerinin pek mağrur bir tavrı vardır. Adeta Britanya İmparatorluğunu kendi cebinde taşıyormuş gibi görünür. Zaten yüksek rütbeli subayların eşlerinin ekserisi, kendilerini yüksek bir sınıfa dahil addederler ve ekseriya böyle tavırlar takınırlar. Asker olmayanların, dükkan çırağından başka bir şey olamayacakları kanısını besledikleri açıkça görülür. Daha ilginci, kendileri saray muhafızlarından nefret eder, onları pek mağrur ve yapmacık tavırlı bularak eleştirirler.
* Biz insanlar, kendi türümüz dahil, memelileri ve kuşları sıcakkanlı canlılar olarak tanımlar ve biliriz. Ama İngilizler, insan türünden olduklarını bilsek dahi, sıcakkanlı yaratıklar olarak tanımlayamayız.
* Her ne kadar onları memnun etmese de, şunu söylemek zorundayım ki, İngilizler genellikle soğuk ve huysuz insanlardır ve oldukça da inatçıdırlar! Bu nedenle de, “Lüzumundan fazla İngiliz olmak,” yakıştırması üretilmiştir.
* Gerçek bir İngiliz, sessiz ve asık suratlıdır. Herkesin kendisine saygı duymasını ve nezaketli davranmasını ister… Ve kışkırtılmazsa kimseye saldırmaz!
* İngilizler, Büyük Britanya’ya has olan ve o karşısındakine önem vermediğini hissettiren bir tavırla konuşurlar!
* İngilizlerin biraz çekingen ve aptalca bir utangaçlıkları da vardır. Hiç kuşkusuz kendileri de bunun farkındadırlar. Çünkü hiç te aptal değillerdir. Aralarında sıkça rastlanmasa bile, hoş ve kibar insanlar bulunur! Ama öyle utangaç, öyle çekingen ve öyle sessizdirler ki, insan onların kötü işlerde parmakları olduğunu asla düşünmez!
* Normal bir İngiliz’in sesi kuru, tavırları serttir. Muhatabını bir rakip değil, bir düşman olarak görür. Daima kapalı, daima yapmacık vakarlıdır. Karşısındakini, sadece İngilizlere has bir ciddiyetle, başını hafifçe eğerek selamlar. Dikkat edecek olursanız, bu sırada vücudunun hiçbir organını yerinden oynatmaz!
* Gerek yemek temininde, gerekse yemeğin niteliğinde sıkıntı çeken bir İngiliz, derhal bütün suçu lokantacıya atar ve onun, müşterilerini soyup soğana çevirmekten başka bir şey düşünmediğini söyleyebilir!
* Aynı şekilde, rehberinin kendisini terk etmesini bir türlü hazmedemeyen bir İngiliz, ırkına has o sert sesiyle, “Saygın bir İngiliz’i bırakmak da ne demek? Seni şikayet edecek ve astıracağım!” diye bağırabilir!
* Yine de çok tuhaf insanlardır. Örneğin; Tren veya otobüsle yolculuk eden bir İngiliz, manzarası ovalık olan aracın sağ tarafında oturuyor olmasına, sol tarafının ise dağlık bulunmasına karşılık, başını aksi tarafa çevirme zahmetine katlanmaz ve seyahat sırasında tuttuğu not defterine, yörenin ovalık bir arazi olduğunu not eder!
* Saygıdeğer İngiliz centilmenleri, hiçbir zaman iki şeyi bir arada düşünmezler ve asla tahmin yürütme zahmetine katlanmazlar. Onlar için geçerli olan, “Doğduğu zamanı bilmiş olsaydım, yaşını söyleyebilirdim!” şeklinde bir ifadedir. 

(Gelecek yazı: İngilizler Böyledir İşte-9)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir