İstihbarat Notları (Avrupa Siyasi Tarihi-6)
İstihbarat Notları (Avrupa Siyasi Tarihi-6)

İstihbarat Notları (Avrupa Siyasi Tarihi-6)

     Soğuk Savaşın Ardından Siyasi Bir Aktör Olarak Avrupa Birliği
* 1992’deki Maastricht Antlaşması’yla iç sınırları olmayan bir alan
* Ekonomik ve parasal bütünleşmenin aşamalarla tamamlanması
* Ortak pozisyon, ortak eylem temelinde ortak dış ve güvenlik politikasının oluşumu
* Avrupa Birliği vatandaşlığının geliştirilmesi
* Adalet ve içişlerinde yakın işbirliği
* Karar alma mekanizmasında çoğunluk oylamasının yaygınlaştırılması
* Topluluk müktesebatına tam uyum
     Avrupa GSYİH’sının yüzde 70’ini, dünya GSYİH’sının da yüzde 40’ını elinde tutuyordu. Avrupa’nın GSYİH’sı ABD’den büyüktü. ABD’deki yabancı yatırımların üçte ikisi Avrupalıların elindeydi.
     1990’da Fransa’dan yükselen ses bütün Avrupa ülkelerini kucaklayan ‘tek’ bir Avrupa arzusunu dile getirmişti. 1990’lı yılların başında Avrupa’da yeni bir bütünleşme sağlamanın zor olduğu görüldü. 1985 tek pazar için konulan hedef 1992 idi. Bu tarihte Doğu Avrupa’yı Batı’ya katmak imkânsızdı. Dolayısıyla bütünleşmede büyük bir derinleşme adımı olan Maastricht Antlaşması içten içe aslında bir ertelemeyi barındırıyordu. Ekonomik ve parasal birliği sağlamak için takvim 1999’a uzatıldı. Almanya’nın dış ticaret açığı, yüksek işsizlik, göç akını da Avrupa bütünleşmesini sekteye uğratıyordu. Alman ekonomisinin güçlenmesine paralel olarak Avrupa’nın geleceğindeki söz hakkı da artıyordu. De Gaulle’nin Fransız sistemini oluşturan, ulus-devletlerden oluşan Avrupa hedefi yerini Alman sistemine benzer bir federalizm görüşüne yaklaştırıyordu. Eğer Avrupa’da ulus-devletler eriyip bir süper devlet oluşacaksa Fransa buna egemen olmalıdır. Fransa ile Almanya arasındaki rekabet buna dayanır.
     Avrupa’da Federal Birlik
* Ulusal hükümetler arasında üst otorite merkezinde paylaşılan sistem.
* Egemen devletler savaşın ana nedenidir. Devletlerin geniş üniteler halinde bir araya gelmesi savaşı ortadan kaldırır.
* Bağımsızlık totaliterlik ve emperyalist doktrinle yozlaşmıştır. Avrupa’nın milletler esasına göre bölünmüş olması savaşın ana nedenidir.
* Avrupa bütünleşmesi ulusal kurumların karşılıklı adaptasyon sürecinin bir sonucudur.
* Daha çok idari ve mali bütünleşme aksaklıklarında gündeme gelmektedir.
     Devletler kendi sistemlerinden, federalizme dayalı sistemle ayrılmıştır. Federal sistem ‘çokluktan birlik doğar’ ilkesiyle işliyordu. 19. yy’da federalizm Avrupalılara cazip gelmeye başladı. Özellikle de liberaller bunu özgürlüklerle bağdaştırdılar. Almanya’nın federalizmi anayasal bir çerçeve olarak belirlemesi ilk örneklerdendir.
     Fransa’nın görüşleri:
* Federal Avrupa’dan ulusalcılığa;
* Ulus devletlerin tam bağımsızlığı;
* Evrensel değerlerin beşiği Fransa merkezde.
     Almanya’nın görüşleri:
* İki savaş arası dönemde başlayan ‘Avrupa Birleşik Devletleri’ desteği;
* Ulus çıkarlarının birleştiği bir yapı, fakat istenen süper devlet ya da ulus devletlerin koalisyonu değil.
* Sınırları aşan bir ağ, fakat devlet yapılanması altında bir alan.
     İngiltere’nin görüşleri:
* II. Dünya Savaşı sonundan itibaren ‘Ulus Devletlerin Avrupası’nı savunur.
* Federal Avrupa devletine karşıtlık; Avrupa bütünleşmesi aslında İngiliz ulus devlet kimliğine zarar verir;
* Hükümetler arası bir siyasi düzen.
     Bütünleşirken Ayrılan Avrupa
     Kriz Noktaları:
* Siyasi (Anayasa; bütünleşmenin son periyodu)
* Ekonomik (Avro; ekonomik bütünleşmenin mali ayağına geçiş)
     Sendeleyen Avrupa Birleşik Devletleri: Lizbon Antlaşması (2007)
* Avrupa Topluluğu ve Avrupa Birliği’nin “Birlik” adı altında tek tüzel kişiliğe kavuşturulması,
* AB hukuk kaynaklarının birleştirilmesi. Ortak hukuki araçların kullanılması,
* Ulusal çıkarlar karşısında Topluluk çıkarlarının vurgulanması,
* Devlet Bakanlığı yapılanması; Avrupa Konseyi Başkanı
* Avrupa Parlamentosu’nun, Konsey ile ortak şekilde mevzuat yapmaya başlaması,
* AB’nin işleyişi bağlamında ulusal parlamentoların rolünün artırılması.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir