Periler Diyarı-KAPADOKYA

P

    Kapadokya sözcüğü Pers dilindeki “Katpatukya”dan kaynaklanıyor, yani “Güzel atlar ülkesi”. Hasandağı, Melendiz, Erciyes ve daha birçok şimdi sönmüş yanardağın milyonlarca yıl süren püskürmeleriyle bölge volkanik bir örtü ile kaplanmış. Ama daha sonraki yağmurlar, seller, rüzgârlar, ısı değişiklikleriyle bu volkanik örtü aşınmış ve tüm yörede “Peribacaları” denen garip yükseltiler oluşmuş. İşlenmesi kolay yumuşak tüften oluşan peribacaları ve volkanik örtüyü daha sonra da insanlar oyarak yeni bir yerleşme biçimi geliştirmişler: İki-üç katlı evler, kiliseler, yer altı kentleri, güvercinlikler, limonluklar, depolar… Bu yapıların en ilgi çekici özelliği içlerinin kuru oluşu ve yaz-kış içerideki sıcaklığın değişmemesi.
     Kısacası doğa yaratmış, insan şekillendirmiş. Ancak sürekli yıpranmakta olan bu alan bugün korunma altına alınma gerçeği ile yüz yüze kalmış.
     Kapadokya’nın en ünlü özelliği kayalara oyulan, içleri rengarenk fresklerle bezeli kiliseler. Ama bölgede çok sayıda Neolitik yerleşim kalıntıları, Hititlerden bu yana kullanılan yer altı kentleri, kervansaraylar, camiler, türbeler, medreseler, hamamlar, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı eserleri de yer alıyor.
     Bugün Kapadokya’da çok sayıda insan hâlâ peribacalarında yaşıyor. İki odası peribacası içinde, bir odası kâgir ve çatısında TV anteni olan çok sayıda ev var. Yakın zamanlara kadar Müslüman, Rum Ortodoks ve Ermeni toplulukları bir arada yaşadı. Hatta Rum Ortodokslar Osmanlılar ile kaynaşarak zamanla kendi dillerini unuttular. Türkçe konuşup Grek harfleriyle Türkçe yazdılar. Ama Lozan Antlaşması’ndan sonra 1924’te bu topluluklar Rum sayılıp mübadeleye tabi tutuldu. Yerlerine Balkanlar’dan gelen göçmenler iskan edildi. Bugünkü Kapadokyalılar güler yüzlü misafirperverlikleriyle bu olağanüstü bölgeye görmeye gelenleri ağırlıyorlar.
     Ihlara Vadisi
     Melendiz Çayı’nın Yeşilyurt ile Selime Köyü arasında volkanik örtüyü yararak oluşturduğu doğal kanyona Ihlara Vadisi deniyor. Vadi içinde kıvrılarak ilerleyen Melendiz Çayı’nın iki yanındaki kiliselerin duvarlarında çok güzel freskler yer alıyor. En bilinen Ağaçaltı, Pürenli Seki, Kokar, Eğritaş, Yılanlı kiliseleri doğu etkisi taşır. Bellisırma çevresindeki Direkli, Kırkdamaltı, Bahattin Samanlığı, Sümbüllü ve Karagedik kiliseleri ise genelde Bizans stilinde. Kırkdamaltı Kilisesi’nde resimleri vakfeden Tamara adlı kadının, duvara hem Selçuklu Sultanı II. Mesut’un (1283-1305) hem de Bizans İmparatoru II. Andronikos Paleologos’un (1282-1328) adlarını yazdırdığı görülüyor. Selçuklu elbiseleri içinde resmedilen kocası ise Selçuklu sultanının hizmetindeki bir Rum. Bu fresk iki ayrı dini topluluk arasındaki uyumun ve hoşgörünün dışavurumu olarak kabul ediliyor.
     Gelveri (Güzelyurt)
     Kapadokya’nın az bilinen bu yöresi, yakın bir yerde doğan Aziz Gregorius nedeniyle Hıristiyanlık tarihinde özel bir öneme sahip. Yüksek Kilise, Sivişli, Koç, Çömlekçi ve Aziz Gregorius kiliselerini gördükten sonra Kör Sokak’taki kayaiçi yerleşimine mutlaka bakmak gerekir. Ama Gelveri’nin en önemli kesimi Hıristiyanlık tarihinde ilahilerin ilk okunduğu yerlerden biri kabul edilen Manastırlar Vadisi. Dört kilometre uzunluğundaki bu vadide çok sayıda kilise ve yerleşim birimi var.
     Yeraltı Kentleri
     Kapadokya’da dış saldırılara karşı insanların yıllarca yaşayabileceği çok sayıda yeraltı kenti var. En ünlüleri olan Derinkuyu, Kaymaklı ve Özkonak’ta labirentvari koridorlar, kiliseler, mezarlar, şarap imalathaneleri, havalandırma dehlizleri görülebilir.
     Göreme Açık Hava Müzesi
     Kapadokya kiliselerindeki en güzel fresklerden bazıları buradadır. Elmalı Kilise’de İsa’nın vaftizi, Çarmıha gerilişi, Son yemek, Lazarus’un dirilişini görebilirsiniz. Aziz Barbara Kilisesi’nde kiremit rengi bezemeler, Yılanlı Kilise’de Aziz George ve Aziz Theodor’un yılanı öldürmelerini betimleyen fresk, ayrıca yemekhane, Karanlık Kilise ve Çarıklı Kilise’deki freskler ziyarete değer nitelikte.
     Eski Zelve
     Peribacalarını görmek, gerçekten kendinizi periler diyarında hissetmek istiyorsanız, Zelve’ye gitmeniz gerekir. Keşişler Vadisi, Paşa Bağları, göz alabildiğine uzanan inanılmaz bir manzara sunar ziyaretçilere. Zelve Vadisi’ndeki Geyikli Kilise, Üzümlü Kilise, kayaya oyulmuş bir cami ve çan kulesine benzeyen minaresi son derece ilginçtir.
     Kapadokya’da görülecek yerler bunlarla bitmez. Sinasos’un güzel taş evlerindeki dini olmayan freskler, Cemil’i, Keşlik Manastırı, Taşkınpaşa’daki külliye ve türbeler, Şahinefendi ve Söviş’teki kiliseler de birer hazinedir. Eşekleri ve oyuncak bebekleri ile ünlü Soğanlı Vadisi’ndeki Yılanlı, Kubbeli, Karabaş ve Tahtalı kiliseleri önemli yapıtlardır.
     Avanos’un çömlekleri, Kayseri, Nevşehir ve Niğde’nin birbirinden görkemli cami ve medreseleri, Hacıbektaş Müzesi… Siz en iyisi Kapadokya’yı gezmek için uzunca bir zaman ayırın. Gezinizin bir dakikasını bile unutamayacaksınız. En önemlisi, yanınıza bolca para alın, çünkü yerli olsun yabancı olsun tüm turistlere hizmet eden kişi ve kurumlar fiyatları, aynı uçurdukları balonlar gibi uçurmuşlar. Sonra demedi demeyin!.

Yazar hakkında

Yorum Ekle