Tarihin Bilinmeyenleri (Olimpiyatlardaki Çıplaklık)

T

     Olimpiyat Teşhiri
     Atletlerin madalya yerine oyun aşkıyla çabaladıkları, sportmenliğin gözde olduğu antik Olimpiyatlara dönebilmeyi diliyorsanız… Maalesef hayalleriniz yıkılacak.
     İlk Olimpiyat Oyunları M.Ö. 776 yılında yapıldı ama gerçek başlangıcı mitolojide yatar. Efsaneye göre Herakles (Romalılar’da Herkül) Olimpia adındaki kutsal bir Yunan ovasında bir yarış kazandı. Sonra da Olimpiyat koşusunun her dört yılda bir tekrarlanmasını buyurdu.
     Çıplak Oyunlar
     Antik Olimpiyatlar ve modern Olimpiyatlar arasındaki en büyük fark, o zamanlar atletlerin formalarına reklam almamalarıydı; çünkü zaten reklam alabilecek bir formaları yoktu, antik oyunlar çıplak oynanıyordu.
     İlk yarışmacılar M.Ö. 720’ye kadar şort giyiyorlardı. Sonra, Pausanias adlı antik bir yazara göre bir adam daha hızlı koşmak için şortunu fırlatıp attı. Bu şortsuz adam yarışı kazandıktan sonra giysiler kaldırıldı.
     Sert, Dayanıklı ve Hep En Önde
     Bazı tarihçiler çıplaklığı teşvik edenin savaşçı Spartalılar olabileceğini düşünüyor. Erkek ve kadınları çıplak olarak egzersiz yaparlardı ki, kadınların bu tutumları oldukça tartışmalı bir konuydu.
     Ama en iyi atletler Spartalılar’dı ve diğer şehirler bu yüzden onları taklit etmek istemiş olabilirler.
     Diğer Çıplak Oyunlar
     İlk Olimpik oyunlar sadece koşulardı ama daha sonraki yıllar içerisinde yeni oyunlar da eklendi; pentatlon, at yarışları, at arabası yarışları ve boksla güreş karışımı pankration. Zamanla oyun sayısı yirmi üçe kadar çıktı. Çıplaklık koşucuların işine yaramışsa da jokeylere pek iyi gelmediği söylenebilir.
     Barışçıl Düşmanlar
     Kıyafet giymeme kuralının önemli bir nedeni daha vardı: Kıyafetleri olmayınca atletler silah saklayamıyorlardı. O zamanlar Yunan şehirleri çoğunlukla savaş halindeydiler. Ama Olimpiyat şenlikleri sırasında ateşkes yapıyorlar, böylece herkes Olimpia’ya emniyet içerisinde gelebiliyordu.
     Düşmanlık, silah ve ordu yasaktı. Hatta ölüm cezası bile geçici olarak durduruluyordu. Bununla birlikte, kimse başkasına güvenmiyordu. Oyunların kökeni savaşa dayanıyordu ve atletler spor karşılaşmalarının yanı sıra savaşa da hazırlanıyorlardı. Ateşkese genellikle uyuluyordu.
     Kadınların Katılması Yasak İken
     Kadınların erkeklerin oyunlarını izlemesi ve yarışlara katılması yasaktı. Güya bunun çıplaklıktan ziyade Zeus’a hizmet gibi dinsel nedenleri vardı. Kadınların da Olimpia’da Zeus’un karısı Hera şerefine kendi yarışları vardı zaten. Onlar da soyunup yarışabilir ve defneden örülmüş çelenklerini kazanabilirlerdi. Ha aklıma gelmişken; bir kadın, erkek Olimpiyatlarını seyrederken yakalanırsa, baş aşağı Typaeum dağından atılırdı.
     Antik Eller
     Savaş ve kadınlar, antik Olimpiyatlarda yasaktı ama şiddetin bir sakıncası yoktu. İlk Olimpiyat oyunlarının bazıları profesyonel güreşçilerin gayet nazik olduklarını düşündürebilir. Yarışmacılar rakiplerine çelme takabilir, nasıl desek, nazik yerlerine yumruk ya da tekme atabilirdi. Pankration yarışçıları hızlı bir zafer için parmak kırabilirdi, hatta bir pankrationcu bu işte o kadar başarılı olmuştu ki ‘Parmak Kıran’ lakabını almıştı.
     Zengin Atletler
     Günümüzün milyoner profesyonelleri antik Olimpiyatçıların kuzenleridir. Bizler Yunan atletlerinin idealist amatörler olduklarını düşünmekten hoşlanıyorsak da, atlet sözcüğü Yunanca’da ödül için yarışan anlamına gelir. Aristo, Eflatun ve Sokrat, paranın oyunlara getirdiği ahlaki düşüşten şikâyet edip durmuşlardır. Yunanlı hekim Galen, “Büyük gelirleri dolayısıyla atletlere krallar gibi tapmak mı gerekir?” diye sormuştur. Hımmm…
     Şehrin Anahtarından da Fazlası
     Olimpiyat yarışmacılarına oyunlara katılmaları için para ödenirdi ve bu az para değildi. M.Ö. 6’da Atina, bugünün 600 bin doları civarında bir ikramiye ödemişti. Atinalı şampiyonların tiyatronun ilk sıralarında yerleri ve hayat boyu belediyede bedava yemek hakları vardı. Hatta başka şenliklerde görünerek de para kazanırlardı.
     Diyet
     Atletler sıkı çalışırdı. Altıncı yüzyıldan itibaren çalıştırıcı tutmaya başladılar. Bugün olduğu gibi diyet ve egzersiz modası vardı. İtalya’da, Croton’lu atletler et diyetine inanırlardı ve baklagiller yasaktı. Antik Olimpiyatların en büyük güreşçisi Croton’lu Milo’nun bir oturuşta 18 kilo et ve ekmek yediği, bunları da 7,5 litre şarapla yuttuğu söylenir. Kariyeri boyunca 32 şampiyonluk kazanmıştır.
     Ucuz Politikalar
     Biliyorsunuz politikayı oyunların dışında tutamazsınız. Politikacılar yarışmalar arasında konuşmalar yaparlardı, ama insanların onları dinleyip dinlemedikleri bilinmiyor. Kampanya yürüten politikacılar popülerliklerini artırmak için at arabalarına sponsor olurlardı. Hatta oyunların yapıldığı Olimpia’daki Zeus’un tapınağının hangi şehrin kontrolü altında olacağı üzerine şiddetli politik tartışmalar bile yapılırdı.
     Daha Çok Şey Değişiyor
     Tüm sorunlarına rağmen Olimpiyatlar barışçıl yarışma ve kişisel başarı ideallerini destekledi. M.S. 395’de İmparator I. Theodosius pagan şenliklerini tasfiye ederken Olimpiyatları da yasakladı. Ama Olimpiyatların ruhunu öldüremedi ve 1896’da Atina’da modern Olimpiyatlar yeniden başladı. Bu kez herkes giyinikti ama antik atletlerinkinden farklı olsa da hâlâ sorunları vardı.
     Onlara Daha Sonra Gelmelerini Söyleyin
     Antik Yunanlılar için Olimpiyatlar her şeyden önemliydi. Hatta M.Ö. 380’de İranlılar saldırırken ve Yunan şehir devletlerinin bağımsızlığı tehlikedeyken bile binlerce seyirci Olimpiyat hipodromundaki boks finallerini izliyordu..

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz