İngilizler Böyledir İşte (11)

İ

* İngilizler hiç de şair ruhlu insanlar değildir… Soğuk nevalelerdir! Ayın sathındaki delikle yüzünden ona bile “Green Cheese/Yeşil Peynir” adını vermişler ve onun, şairane tasvire hiç de gerek olmayan, şişkin ve çukurlu bir süzgeci andırdığını söylemişlerdir. Yani İngilizler, 19’uncu yüzyılda, o güzel Diana’ya, kumral Phoebe’ye, sevimli İsis’e, o hoş Astarte’ye, Latone’un ve Jupiter’in kızına, o şaşaalı Apollon’un genç kız kardeşine, gecelerin kraliçesi olan Ay’a, ancak böyle bakmışlar ve onu böyle algılamışlardır.
* Herhangi bir İngiliz vatandaşının takdirini ifade etmeye tahsis edilmiş olan bir kelime vardır; Wonderfull… Muhteşem, şahane, harikulade, fevkalade, olağanüstü anlamlarındadır. Asla başka bir kelime kullanmazlar!
* İngilizler meraklı insanlardır; onun için casusluğu benimsemişlerdir. Casusluk alçakça bir şey değildir ama İngilizler için biraz farklıdır.
* Tamamiyle kulaktan ibaret olan (kulak hafızası) bir casus mutlaka İngiliz’dir! Onun kulağı tam anlamıyla dinlemek ve işitmek için teşekkül etmiştir. Elbette ki onun kulağı, hayvanlarda olduğu gibi gayet bariz bir şekilde öteye beriye çevrilme imkânlarına malik değildir. Fakat insan kulağının aşağı yukarı sabit oluşunun âlimler tarafından ispat edilmiş olmasına rağmen, İngiliz casuslarının kulağı sesleri tefrik edebilmek maksadıyla, tabiyeciler için pek az görülür bir hadise tarzında dikilir, kıvrılır ve bükülür. Duyduğu sesleri aradan on sene, yirmi sene geçse de unutmaz!
* Ülkelere göre farklı sıcaklık alışkanlıkları olduğunu görürken, birden İngilizlerin soğuk insanlar oluşlarının nedeninin, soğuk suda yıkanmayı sevmelerinden kaynaklanmış olabileceğini düşünmeden edemiyor insan!
* İngiliz kızlarının yüzü, hiçbir şekilde canlandırılamazmış gibi gelen bir soğukluk, duyumsamazlık, herkese ve her şeye karşı kayıtsız bir ifadeyle kaplıdır. Onlar için; “İngiliz soğuğu… Ne olacak!” demekte herkes haklıdır!
* İlginçtir ama bir İngiliz’in evindeki bütün saatler aynı zamanı gösterir, aralarında işleyiş bakımından bir saniye bile fark bulunmaz!
* Bir İngiliz hakkında hemen bir kanıya varmak da mümkün değildir. Onlar, mümkün olduğunca az konuşur; böyle sessiz durdukça daha esrarlı görünür ve bütün hayatları muntazam, daima değişmez bir şekilde geçip gider!
* Bir İngiliz’in büyük bir vakar ve ciddiyetle, hatta garip bir gururla söylediği sözlerde hiçbir alçalma ifadesi yoktur. Özürler bile, gayet nezih bir tarzda ifade edilir!
* İngilizler, ya yapmacıklı ve yüksek perdeden konuşurlar ya da hiçbir düşünce veya duygusunu ele vermeyecek kadar monoton bir tarzda hitap ederler!
* Bir İngiliz inat etmeye görsün; herkes sol tarafa gitmiş olsa, bu kez o sağdan gitmek ister. Eğer bu inatlaşma iki İngiliz arasında oluyorsa, biri sağa, diğeri sola sapmak isteyen ve bu yüzden arabanın yürümesine mani olan öküzlere benzerler!
* Yine de İngilizlerin mükemmel bir espri anlayışı vardır. Şaka oyunlarına bayılırlar… Bunlara bir Alman kızabilir, ama bir İngiliz asla!
* Zaten, ortada bir insanlık meselesi bahis konusu olduğunda, bir İngiliz’in hislerinden şüphe etmek, onlara haksızlık olur!
* Bazen aksi de olmuştur ve belki de halen olmaktadır: İngilizler zamanında, yıllar süren bir süreçte, “Afyon” denilen uğursuz ve zararlı maddeyi, 260 milyon karşılığında bir bedelle Çinlilere satmışlardır. İnsan nesli üzerinde büyük tahribat yapan bu afyonun insanlık açısından ne kadar zararlı olduğu sabittir ve bundan kazandıkları parayla tarifi mümkün olmayan insanlık suçu işlemişlerdir!
* Aynı şekilde, onların her türlü halk sınıfı içine sokmaya çalıştıkları Protestan kurallarının, diğer unsurlarla birlikte, örneğin kökleşmiş eski Katolik gelenekleriyle çatıştığı bilinen tarihi gerçeklerdendir ve bu gerçekler İrlanda’da olduğu gibi büyük millî sorunların da kaynağını teşkil etmiştir!

(Gelecek yazı: İngilizler Böyledir İşte-12)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz