Akne (Sivilce)
Akne (Sivilce)

Akne (Sivilce)

     Akne ergenlik çağında görülen yağ bezi ve kıl folliküllerinin (pilosebase ünit) kronik, iltihabi bir hastalığıdır. Pratisyen hekimler ve dermatologların en sık rastladıkları deri hastalıklarından biri olmasına rağmen, kesin etiyolojisi yeterli bir şekilde tarif edilememiştir. Sıklıkla fizyolojik olduğu kabul edilir.
     Akne, kızlarda 13 yaşlarında erkeklerde ise 15 yaşlarında sorun olmaya başlar ve giderek şiddetlenerek kızlarda 15-17 yaşlarında, erkeklerde de 16-19 yaşlarında zirveye ulaşır. Daha sonra geriler ve genellikle kızların pek çoğunda 20-30 yaşlarında bir problem olmaktan çıkar. Ama kızların % 5, erkeklerin % 1’i 25 yaşın ötesinde de tedavi gerektiren akneye sahiptirler ve 40’lı yaşlara kadar bir sorun olarak kalmaya devam eder. 25 yaşından sonra da aknenin devamının nedeni açık değildir.
     Akne oluşumunda çok sayıda faktörün rol aldığına inanılmaktadır. Son zamanlarda esas olarak şu faktörlerin üzerinde durulmaktadır:
… Follikülerdeki hücre çoğalmasının artması ve hücreler arası yapışma düzeninin bozulması sonucunda, follikül ağızlarında genişleme ve tıkanma sonucu mikrokomedon oluşmaktadır.
… Hormonal yolla yağ oluşumunun artması: Aknede en önemli faktör sebul üretiminin artmasıdır. Yağ bezelerinin gelişimi ve yağ oluşumu normal olarak androjenler (erkeklik hormonu) tarafından kontrol edilir. Yağ bezi hücreleri androjenler için reseptör (algılayıcı) ihtiva ederler. Akneli kişilerde her zaman androjen artışı olmayabilir, yağ bezlerinde androjenlere karşı reseptör düzeyinde yanıtın artmış olması daha önemli görülmektedir. Buna karşın östrojen (kadınlık hormonu) endirekt yoldan yağ oluşumunu engeller. Son zamanlarda 25 yaşından sonra akneleri artan kadın hastalarda polikistik over (yumurtalık kistleri) insidansının yüksek olduğu üzerinde durulmaktadır. Hormonların etkisiyle artan yağ oluşumunun follikül içerisinde sıkışması sonucu artan basınç ile açık ve kapalı komedonlar oluşmaktadır.
… Mikrobiyal kolonizasyon: Yağ bezi kanalları yoğun bir şekilde bakteri ve mayalar ihtiva etmektedirler. Bunlar patojenik olmayıp, kalıcı florayı temsil ederler. Bu nedenle akne ve püstülleri bulaşıcı değildir, akne bir enfeksiyon sayılmaz.
     Aknenin oluşumu veya alevlenmesini etkileyen diğer faktörler ise şunlardır:
… Kalıtım: Tam açıklanamamakla beraber akneye yatkınlıkta kalıtımın rolü olduğu ileri sürülmektedir. Yağ bezelerinin büyüklükleri, aktiviteleri, sebore ve geniş gözenekli deri yapısı kalıtımsaldır. Bu özellikteki deri tipinde akne oluşumu daha fazladır.
… Beslenme: Pek çok hasta bazı gıdaların akneyi oluşturduğuna ya da ağırlaştırdığına inanır. Akne ile gıda arasındaki ilişkiyi kanıtlamak zordur. Yapılan çalışmalarda gıdaların ne akne oluşumunda ne de iyileşmesinde etkili olmadıklarını göstermiştir. Buna rağmen hekimin akne hastası ile gıda rejimi konusunda konuşması iyi olur. Hastanın akneyi arttırdığını saptadığı gıdalarda kısıtlama yapması önerilir.
… Emüsyonel faktörler: Stresin akneyi etkilediğine inanılmaktadır. Stresin akneyi ağırlaştırmasının sebebi daha çok psikolojik baskı altındaki hastaların akneleriyle çok sık oynamaları, onları sıkıp patlatmalarıyla ilgili olduğu kabul edilmektedir. Buna karşın stres altındaki hastalarda adrenal androjenlerin aşırı üretimine bağlı olarak da sebore (yağlanmada) artışın olabileceği ileri sürülmektedir.

(Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gönül Ergenekon)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir