Şükrü Çavuş

Ş

     Bugünkü yazımızda sizlere muhayyel bir hikâyeden değil, bizzat yaşanmış bir hikâyeden, daha doğru bir ifadeyle, kara toprağın bağrına dökülen kandan, al bayrağımıza renk, şanlı tarihimize onur veren, göz kamaştırıcı bir kahramanlık destanından bahsetmek istiyoruz. Akıllara durgunluk veren, mantık kurallarını alt üst eden bir destandan söz etmek istiyoruz.
     Tarihî, şirin kasabamız Mudanya’ya girerken, masmavi denizin tam karşısında, bembeyaz mermerden yapılmış bir anıt göreceksiniz. Bu anıta heyecanla bakınız. Üzerindeki kitabeyi dikkatle okuyunuz. Dikkat ve ibret ile! Bu anıt bir avuç kahramanın bağımsızlık için, yurt savunması, millî gurur ve namus için en büyük rütbeye kavuştukları şehitlik mertebesine ulaştıkları yerdir. Bu anıt onların aziz hatıralarını ebedileştirmek üzere dikilmiştir buraya…
     25 Haziran 1920… Gemlik Körfezi üzerindeki dağların tepeleri yavaş yavaş ağarmaya başlıyor. Hafif bir sis tabakası, Gemlik’ten Mudanya’ya kadar olan sahil şeridini bir kefen gibi sarmış. Mudanya iskelesinin karşısındaki düzlüğün yamaçlarla birleştiği noktada mevzilenen bir avuç kahraman var. Piyade Çavuşu Şükrü ile müfrezesi günlerden beridir bu sırtlarda beklemektedirler.
     Bu sabah, karşı dağlar üzerinden ağır ağır yükselen güneşte ayrı bir hüzün, ayrı bir melâl var. Solgun ışıkları masmavi denizin üzerine birer gözyaşı gibi dökülüyor adeta…
     Aslen Mudanyalı olan Şükrü Çavuş düşmanın vatan topraklarına ayak basması üzerine, silaha sarılıp cepheye koşmuş bir yiğit kişidir.
     Elde silah, gözler ufukta, günlerden beridir bu siperlerin içinde sabahlamaktadır arkadaşları ile birlikte.
     25 Haziran 1920… Yavaş yavaş gün ışıyor. Düşman Mudanya’ya asker çıkartmak üzere iskeleye donanması ile yanaşmak üzeredir.
     İskelenin tam karşısındaki düzlüğün sonunda, sükûnet içerisinde bu anı bekleyen Şükrü Çavuş komutu veriyor… Ateşşş!
     Düşman donanmasında bir anda panik başlıyor. Şaşkınlıkları geçer geçmez karşı ateşe başlıyorlar. Bütün ağır silahlarını bu bir avuç kahramanın üzerine çeviriyorlar. Cehennemi bir manzara var ortada. Toz duman, barut kokusu etrafa yayılmış. Bağrışmalar, haykırışlar gök kubbeyi kaplıyor. Şükrü Çavuş’un komutasındaki bir avuç kahraman küçücük bir birlik olmalarına rağmen, koskocaman düşman donanmasına kafa tutuyor. Düşman bu amansız karşı koymadan dolayı bir türlü karaya ayak basamıyor.
     Nihayet burada karaya çıkmaktan umudunu kesen donanma, Burgaz üzerine, bugünkü adı ile Güzelyalı’ya ilerleyip bomboş sahilde ancak karaya ayak basabiliyor. Karaya çıkan bu birlikler bir çığ gibi iki koldan ilerleyerek, Bursa ve Mudanya istikâmetinde aç kurtlar gibi uluyarak “Hurra… Zito Venizelos/Yaşa Venizelos” diye bağırıp etrafa yayılırken, donanma da Mudanya iskelesine gelerek mevzileri tekrar top ve makineli ateşi ile dövmeye başlıyor. İki ateş arasında kalan Mehmetçiklerde asla bir yılgınlık yok. Savaş bütün şiddeti ile devam ediyor. Düşman birlikleri oldukları yerde çakılıp kaldıkları bir sırada, vatanı için çarpan kalbine isabet eden bir mermi ile hemen oraya… Kara toprağın mübarek bağrına yığılıp kalıveriyor Şükrü Çavuş…
     Mudanyalı Şükrü Çavuş, vatanı uğruna kanı mübarek toprağının bağrına akan milyonlarca Türk evladından biri… Aziz şehitlerimizden sadece biri…
     12 Eylül 1922… Mudanya…
     Bu güzel ve tarihi kasabamızın üzerine 25 Haziran 1920 tarihinde çöken kara bulutlar dağılıyor. İşgal sırasında nara atan palikaryalar, 12 Eylül’de aynı yerden denize dökülüyorlar.
     Şükrü Çavuş vatanının kurtuluşunu göremedi; yavuklusu ile düğün dernek kuramadı; dünya evine giremedi… Ne denir? Kısmet değilmiş. Yalnız arkasında koskoca bir destan bıraktı, nesilden nesile anlatılabilecek bir destan.
     Şükrü Çavuş, tarihe mal olan kahramanlığı ile kendi kasabasının adını bütün yurt sathına yaymıştır. Aziz hatırasına bir şükran borcu olarak Mudanya girişine, şehitlik mertebesine eriştiği düzlüğe dikilen abide, onun eşi emsali pek ender görülen kahramanlığını, akıl almaz gibi görülen, ancak ve ancak mert Anadolu çocuklarının, Türk evlatlarının başarabileceği bu kahramanlık destanını, aşağıdaki şu şarkı ile birlikte nesillerden nesillere aktarıp gidecektir. Ruhun şad olsun Şükrü Çavuş!..

Şükrü Çavuş mert yürekli, sert bakışlı kahraman
Elde tüfenk, belde fişenk, nişancıdır pek yaman
Mermisini hedefine ulaştırır her zaman
Yurduna göz dikenlere dedirtmiştir el’aman
Mudanyalı Şükrü Çavuş kahramandır kahraman

Yavukluya veda etti tamam yirmi yaşında
Donanmaya karşı koydu iskelenin başında
Düşmanları yere serdi İstiklâl savaşında
Koç yiğidin menkıbesi abidesi taşında
Mudanyalı Şükrü Çavuş kahramandır kahraman

Beste: Sadettin Kaynak
Güfte: Hasan Lâmi Güray
Makamı: Muhayyer Kürdî
Usûl: Aksak
Form: Fantezi

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz