Dağdaki Efes; Şirince (Selçuk-İZMİR)
Dağdaki Efes; Şirince (Selçuk-İZMİR)

Dağdaki Efes; Şirince (Selçuk-İZMİR)

     Selçuk’a 8 kilometre uzaklıkta, dağların eteklerinde kurulu küçücük bir köy Şirince. Küçüklüğüne tezat oluştururcasına ünlü olan bu köy, özellikle bahar ve yaz aylarında binlerce kişinin uğrak yerleri arasında bulunuyor. Turistlerin kilometrelerce yol katedip buraya gelmelerinin iki sebebi var; köyün mimari yapısı ve şarapları.
     Şirince, tarihi, mimarisi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra “içinde şarap üretilen tek Türk köyü” olması nedeniyle son derece ilgi çekici. Aslında eski bir Rum köyü olan Şirince, kiliseleriyle geçmişin izlerini yansıtıyor. Köyün içinde iki kilise, geçen yıllara meydana okurcasına varlığını sürdürmeye çalışırken, çevresinde 42 adet kilise ve manastır kalıntısının bulunması köyün ne kadar köklü bir tarihe sahip olduğunu gösteriyor. Zaten bu kalıntılardan dolayı, “Dağdaki Efes” adı da verilmiş Şirince’ye.
     Dağların eteğinde, bir çanak içine kurulmuş bu şirin köyün tarihine ilişkin rivayet muhtelif. Bir görüşe göre M.S. 5. yüzyıla dayanıyor kuruluş tarihi. Köyün dağlık ve savunmaya elverişli olması, düşman tehlikesinden korunmak isteyenlerin bu yöreyi tercih etmelerinde en önemli neden olmuş. Ayrıca, Efes halkının sıtma hastalığından kaçmak için buraya sığındığı; yörenin suyu bol, toprağı bereketli ve havası güzel bir yer olması nedeniyle de çekim merkezi haline geldiği de söylenceler arasında.
     Şirinceliler ise köylerinin kuruluşlarını bambaşka bir hikâyeye dayandırır. Onlara göre köyün kuruluşu, Beylikler dönemine rastlar. Efes’te yaşayan beylerin yanında çalışan köylülerden kırk kişilik bir grup azat edilir ve kendilerine bir yer bulup yerleşmeleri istenir. Köylüler bugünkü Şirince’nin kendilerine verilmesini isterler. Bey’in “Yerleşeceğiniz yer güzel mi?” diye sorması karşısında, doğruyu söylerlerse bu topraklara sahip olamayacaklarını düşünen köylüler, “Çirkince” yanıtını verirler. Bey de, “Öyleyse köyünüzün adı Çirkince olsun!” der ve azat edilen köylüler tarafından bugünkü Çirkince kurulur. 1930’larda zamanın İzmir Valisi Kâzım Dirik Paşa’nın emriyle köyün ismi Şirince’ye çevrilir.
     Şirince özellikleri sıralamakla bitmeyen bir köy için ayrı bir değeri var. Çevresinde bulunan bağlar nedeniyle, 1996 yılına kadar köy halkı evlerinde yaptığı şarabı gelen konuklarına satabilirken, çıkan bir kanunla şarap yapımı fabrikaya devredilse bile, köylüler için şarap, gelir kaynaklarını oluşturan en büyük unsur. Köyün her yerinde bir şarap evine rastlamak mümkün. Sohbet etmeyi seven esnaf ziyaretçilere, küçük bardaklar eşliğinde çeşit çeşit şarap sunar. O kadar çok çeşit var ki, karar vermek zorlaşır. Elma, kayısı, böğürtlen, şeftali, nar ve kavun şarapları bu çeşitliliğin içinde ilk akla gelenler.
     Mimarisi, tarihi ve doğal güzellikleri, nev-i şahsına münhasır halkı ve doğal şaraplarıyla herkesin gidip görmesi gereken bir yeryüzü cenneti Şirince.
     Her yerinde tarihin izlerini taşımaktan duyduğu gururu dini, dili, milleti ne olursa olsun tüm dünya vatandaşlarıyla paylaşan Şirince’de özellikle yiyeceğiniz “Şevketi Bostan”ın tadını damağınızın unutmayacağından emin olabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir