Tarihin Bilinmeyenleri (Gerçek Cesur Yürek)

T

     Gerçek Cesur Yürek
     Film meraklıları Mel Gibson’un Braveheart’ta (Cesuryürek) büyük bir başarıyla canlandırdığı İskoç asilerinin lideri William Wallace’ı hiç unutmayacaktır. Ama Hollywood efsaneyi kurtarana kadar, Wallace İskoçya’da neredeyse unutulmuştu.
     1995 tarihli Cesuryürek filminin yapımcısı Randall Wallace araştırma için İskoçya’dayken Renfrewshire, Elderslie’deki Wallace Anıtı’nı ziyaret etti. Yapımcı heykelin yanında oturan gençlerle konuştu ve onlara kasabalarının kahramanı hakkında ne düşündüklerini sordu. Çocukların heykelin William Wallace’ı temsil ettiğinden haberleri yoktu ve adamın adını bile duymamışlardı.
     William Kim?
     Şimdi Wallace’ın kim olduğunu biliyorlar. Ama bu arada Wallace’ın İskoçya’yı özgürleştirmek için verdiği savaşın karanlık ve kanlı yönleri kolayca unutulabilir. Wallace, İskoçların İngilizlere karşı direnişinin büyük lideriydi. Diğer taraftan köyleri yıktı, kiliseleri yaktı ve savaş süslemeleri yapmak için düşmanlarının derilerini yüzdü.
     Ölüm, Yalanlar ve Filmler
     Artistik yaklaşım Cesuryürek’de Wallace’ın aile hikâyesini epey değiştirdi. Erkek kardeşlerinden biri tümüyle iptal edildi, diğeri ayağa dolaşmaması için Wallace’ın babasıyla birlikte erkenden öldürüldü. Wallace’ın yaşamöyküsü anlatımı kolaylaştırmak için eğilip büküldü. İskoçya’da yazılanlar Wallace’ı asil dev bir fatih yaparken; İngiltere’de yazılanlar ise onu bir kanun kaçağı ve katil ilan etti.
     Wallace’ın Öyküsü Dizelere Dökülüyor
     Cesuryürek, Wallace’ın Walter Bower’ın Scotichorum’unda yer alan tasvirine dayanır. Bower onu 1440’larda, Wallace’ın ölümünden 135 yıl sonra yazmış ve Wallace’ı mükemmel gösteren ama her zaman doğru bilgi vermeyen İngiliz karşıtı propagandayı esas almıştır. Bower’ın anlatısı, romantik epik bir şiire, Kör Harry’nin The Wallace’ına esin kaynağı oldu. Bu şiir birkaç yüzyıl boyunca İskoçya’nın ulusal efsanesiydi. Bazı İskoç evlerinde İncilin yanına konuldu.
     Gerçek Will Ayağa Kalkar mısın Lütfen?
     Peki Wallace’ın mitolojiden arındırılmış hikâyesi nedir acaba? Birincisi, heykelini hatırlıyor musunuz? O yanlış kasabada olabilir örneğin. On üçüncü yüzyıl İskoçyası’yla ilgili bilinenler genellikle muğlaktır; ama modern araştırmalar bu büyük adamın Ayrshire, Ellerslie’de doğduğunu gösteriyor. ‘Wallace’ ismi ‘Welsh’, yani Galli anlamına gelir. Ataları büyük ihtimalle Batı İskoçya’ya göç eden ve Galce konuşan göçmenlerdi.
     Wallace bir şövalye ve küçük toprak sahibi olan bir adamın oğluydu. Asil değildi ama zengin İskoç üst sınıfının iyi eğitim görmüş bir üyesiydi. Cesuryürek’te Mel Gibson iyi giyimli, zengin, parlak bir on üçüncü yüzyıl savaşçısının portresini çizebilirdi ama bu durumda hayranları vahşi saçlı, boyalı yüzlü halini kaçırmış olurdu.
     Stirling Zaferi
     Wallace parlak bir kumandandı. İskoçların sayıca çok zayıf olduğu 1297’deki Stirling Köprüsü Savaşı, askeri kariyerinde önemli bir noktadır. Stirling Köprüsü çok dardı, bu yüzden bir seferde çok az sayıda asker geçebiliyordu. Sayıca kötü durumda olan Wallace İngiliz birliklerini ikiye bölmeyi başardı; böylece köprünün kuzey yanına geçmiş olan İngilizlerin manevra yapacak alanı kalmadı ve geri çekilmelerinin de yolu kesildi. Wallace’ın adamları o gün , orada 5.000 kadar İngiliz’i katletti; İngiliz hazinedarının yüzülen derisi de Wallace’ın kılıcının kemerini süsledi.
     Wallace da Melek Sayılmaz
     Wallace ordusunu İngiliz sınır bölgesi Northumberland’a kadar götürdü. İşte burada Wallace’ın hikâyesinin karanlık yanı ortaya çıkar. İngiliz kumandanları İskoçya’yı yakıp yıkarak boyun eğdirmeye çalışmışlardı. Şimdi açlıktan kıvranan İskoçya’ya yiyecek götürmek için Wallace ve adamları İngiliz şehirlerine yağmaya gidiyorlardı. Kasabaları yaktılar ve sakinlerini öldürdüler ki İngiliz askerleri dönerlerse yardım alamasınlar. (Wallace geri dönmeye çalışacaklarını biliyordu.) Büyük Wallace ve adamları Northumberland’da İngilizlerin İskoçya’da oldukları kadar acımasız davranmışlardır.
     Wallace Aptal Değildi
     1298’in yazında Kral I. Edward İskoçya içlerine doğru ilerleyen büyük bir ordunun başına geçti. Northumberland’ı yakmış olan Wallace sayesinde, yaklaşan İngiliz ordusu neredeyse açlıktan yok oluyordu
     Asil Bir Şövalye Ama Bir Asil Değil.
     1298’in başlarında, bir tarihte Wallace, büyük olasılıkla Carrick Kontu Robert Bruce tarafından şövalye ve İskoçya’nın tek koruyucusu ilan edildi. Ortaçağda sade bir şövalye için tüm asillerden daha güçlü bir pozisyon elde etmek çok önemli bir başarıydı ama Wallace şaşırtıcı başarıların adamıydı. Yine de, İskoçya’daki en güçlü adam olarak hızlı yükselişi kendisine düşmanlar da kazandırmıştı. Wallace sayesinde İskoçya tekrar bağımsızlığını kazandı ve Robert Bruce tahta geçti.
     1305’de Wallace’ı İngilizlerden daha tehlikeli bulan İskoç asilleri onu İngiltere’ye, I. Edward’a teslim ettiler.
     İngiltere’de Şehit Oluyor
     İngilizler Wallace’ı halka açık bir yargılama için Londra’ya götürdüler. Belki de Kral I. Edvvard’ın yaptığı en büyük hata Wallace’a işkence yaptırmak, sakat bıraktırmak, iç organlarını söktürmek ve halkın önünde parçalatmak oldu. I. Edward, Wallace’ı İskoçya’da bir şehit ve İskoç bağımsızlık mücadelesinin bir sembolü yapmıştı. Wallace’ın hayatı (karanlık yanı da dahil) cesaret ve özgürlük mücadelesi olarak kabul edildi. On sekizinci yüzyıl İskoç şairi Robert Burns şöyle der: “Wallace’ın öyküsü damarlarıma, zamanın bentleri sonsuz uyku için kapanıncaya kadar kaynayacak olan bir İskoç taraftarlığı akıttı.” Vay canına… Üstelik Burns, Mel Gibson’u görmemişti bile.
     Bir zamanlar İskoçlar tarafından dönek olarak kabul edilen Robert Bruce sonunda Wallace’dan da büyük bir kahraman oldu. Defalarca İngilizlerle barış yapıp bozdu. Bruce, 1304’te İskoç tahtını ele geçirmek ve halkın desteğini almak için kiliseyle bir anlaşma yaptı. 1305’de tahtta hak iddia etmek için Scone’a gitti ve İskoçya Kralı I. Robert olarak taç giydi. Bunu farklı sonuçları olan bir sürü savaş izledi. Kanlı bir yenilgi sonrasında İngiliz ordusundan kaçıp karanlık bir mağaraya saklanmıştı. Ünlü efsaneye göre, orada yenilginin sıkıntısıyla otururken, ipeksi ağına tırmanmaya çalışırken tekrar tekrar yere yuvarlanan ufak bir örümcek gördü. Örümcek yine de vazgeçmiyordu. Bruce örümceğin kararlılığından öyle etkilendi ki kılıcını kaptı ve “İlk seferinde başaramadı isen, tekrar tekrar dene!” diye bağırdı.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz