O Adamı Seviyorum Ama.. (3)
O Adamı Seviyorum Ama.. (3)

O Adamı Seviyorum Ama.. (3)

* Yemek yerken tabağındaki yiyecekler birbirine değmemeli. Değerse yemez!
* Ağzını koluna siler. Ellerini pantolonuna. Şikâyet edersem güler ve yalnızca bir “köylü çocuğu” olduğunu söyler!
* Sebzeler konusunda fanatiktir. Pazarda en mükemmel patlıcanı, kusursuz portobello mantarını saatlerce arar. Dokunur, koklar, dikkatle inceler. Bir koşu marul almasını istesem akşama kadar beklemek zorunda kalırım!
* Kahvesine dört çay kaşığı şeker koyar ve karıştırmaz. Fincanın dibinde yapışkan şeker tortusu kalır!
* Yürüyen, sürünen ya da yüzen hiçbir şey yemez. Katkı maddeli, suni tatlandırıcılı ya da renklendiricili hiçbir şey dudaklarının arasından geçmez. Meyveler ve sebzeler organik olarak yetiştirilmiş olması. Ona uyuyorum; sağlıklı bir beslenme. Ancak zaman zaman bir cızbız köfte için canımı verebilirim. Bir de yanında Cola!
* Benim tabağımdan yer. O bitirmeden ben hızlı hızlı yemek zorunda kalırım!
* Çocukların tabaklarında bıraktığı her şey onun midesine gider. Yağlı parçalar, ekmek kırıntıları, pirinç taneleri, Brüksel lahanası. Yutulabilecek hiçbir şey atılmaz!
* Önüne neden bir tabak koyuyorum bilmiyorum. Yemeği tabağından dışarı, masaya dağıtır. Ekmek kırıntıları, tavuk budu, pirzola kemikleri tabağını çevreler. Kedim bile daha temiz yiyor!
* Onun perhiz anlayışı yediğini saklamak. Hiç kimse tatlı yediğini görmezse tatlı yemek zararlı değildir. Otomobilin torpido gözünde, başucu komodininde, gardırobun arkasında, çikolata, kurabiye ve şeker kutuları buluyorum. Ceplerinde sakladığı şekerleri yıkadığım oldu. Hoş bir manzara değildi!
* Sanki bir yarıştaymış gibi hızlı hızlı yer ve geğirir. Şikâyet ettiğimde, bunun şefe iltifat olduğunu, dolayısıyla benim de memnun olmam gerektiğini söyler!
* Yoğurdu kâsesinden çukur bırakmayacak bir biçimde almam konusunda ısrar eder!
* Mutfak dolap ve çekmecelerini açık bırakır. Her zaman. Karanlıkta çarpa çarpa bir gün kafamı kıracağım!
* Yemek pişirdiğinde bütün tencere ve tavaları kullanır. Tezgâhı, yeri, ocağı silme kirletir ve temizlemem için bana bırakır, “Ben pişirdim” der, “Sen temizle!”
* Ev işlerine yardım etmek istediğinde o kadar çok soru sorar ve kafası o kadar karışır ki, her şeyi kendim yapmam çok daha kolay ve çabuk olur. Örneğin bir yumurta kaynatacak: “Hangi kabı kullanayım?”, “Ocağın hangi tarafını kullandığım önemli mi?”, “Ocağı ne kadar açmalıyım?”, “Su ne kadar kaynamalı?”, Yumurtayı su kaynadıktan sonra mı önce mi koyuyorsun?”, “Yumurtayı koyduğun andan itibaren mi yoksa su kaynadığı andan itibaren mi dakika tutuyorsun?”, “Ne kadar su koyuyorsun?”, “Hangi yumurtaları kullanayım?”, “Yumurtalar nerede?”, “Kaynatma kabı nerede?”, “Ne kadar kaynatacaktım?”…
* Bazen, işler benim üstüme kalsın diye mi aptal numarası yapıyor diye düşünüyorum. Benim kızartma yapmak için gereksindiğim tek bir tava, onun seksen altı. Bir seferinde et için sos hazırladı. Unu ve et suyunu mutfağın her tarafına sıçrattı. Tezgâhın üzerinden bıçakla kazımak zorunda kaldım.
* “Dur, bunu nasıl yapacağını ben sana göstereyim,” diyor. Bir portakal soymanın ya da sahanda yumurta yapmanın mutlaka daha iyi bir yolunu biliyor. Daha pratik. Daha kolay. En sinir bozucu tarafı da çoğunlukla haklı olması!
* Bulaşık makinesinin durumunu asla kontrol etmez. Ya temiz tabakların arasına kirlileri koyar ya da kirli tabakları makineden çıkarır, dolaplara yerleştirir. Sonunda her şeyi yıkamak zorunda kalırım.
* Yıkadığım tabakları yeniden yıkar, sildiğim tezgâh üstünü yeniden siler, dolapları yeniden düzenler, raflardaki kavanozları yeniden dizer. Bir seferinde biraz daha yer açmak için kahve makinesini tezgâhın öbür tarafına aldım. Ertesi sabah tabii ki eski yerine koymuştu!
* Buzdolabının içine uzun uzun bakar ve “Ketçap kalmamış!” der. Burnunun ucunda duran ketçabı görmez. Sonunda görünce, “Erkekler genetik olarak detayları görmeye yetenekli değildir, zira erkekler avcı, kadınlar toplayıcıdır,” der.
* Yardım ettiği zamanlar kaçınılmaz olarak işi berbat eder. Çamaşırları yıkıyor diyelim. Renklileri ayırmayı belki hatırlayabilir ancak ısı derecesini ayarlamayı unutur. Ya da kurutmada çektirecektir. Yıkanmışları belki katlar ama gruplara ayırmaz, dolayısıyla ben tekrar elden geçirmek zorunda kalırım. Ve yardımcı olmak için tek bir kelime etsem, “Peki bundan sonra sen yap. Ben yalnızca yardım etmeye çalışıyordum,” der.
* Yardım etmesini istediğimde beni duymazdan gelir. Tekrarlarsam dırdır ediyorum diye şikâyet eder!
* Marketten alması için bir liste hazırlarım. Üç şey vardır listede. Listeyi unutur. Listede olanları unutur. Ama eve üç şey getirmeyi unutmaz; üçü de yanlış şeylerdir!
   (devam edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir